Ya Rab, her hâlim ayandır Sana, bir ferec mahrec ver bana...
Şu perişan hâlim bir isyândır, Allah'ım beni uyandır.
Ya Rab, her hâlim ayandır Sana, muhtacım lütfa ihsana...
Hayâtım sisli puslu dumandır, dertliyim nice zamandır...
Ya Rab, isyanlardan kurtar beni, acılar sardı bedeni...
Yiğitler can verir, bu vatan için.
Hainler pusuda sinsice bekler.
Elbet bir gün çıkar, meşum gerçekler.
"Kim yiğit, kim kalleş" gelin siz seçin.
Garibin âhları semaya yürür.
Hayat bir değişim tik takında.
Var, yok, iyi, kötü, beyaz ve siyah…
Her şey zıttıyla varlık aleminde kaim,
Zıtların çatışması sürmekte daim.
Sevap günaha, aydınlık karanlığa, barış savaşa;
Mutluluk hüzne, varlık yokluğa eviriliyor.
Her damlasında binler rahmet olan yağmurun
Ruhuma taktığı tükenmez sevinçle yaşarım.
Büyülenir ruhum yağmur serinliğinde,
Mutluluktan mutluluğa koşarım.
Yağmur sonrasında gülümseyen güneşle,
Yeşeren sevincime sevinçler katarım.
Gökyüzü, erimiş bir kurşun gibi dökülür, derin bir intizarla,
Bulutlar, ağlayan bir ahunun saçlarıdır, siyah ve dalgalı.
Her damla, ruhun kadife atlasında gezen saklı bir keder olur.
Şehirler, bu şeffaf matemin altında camdan bir saray misali durur.
Yeryüzü, gözyaşıyla ıslanmış bir mezmurun eski bir sayfasıdır.
Rüzgârlar müjdeledi geleceğini
Esen her yelde seni kokladım
Yıldız oldun gecelerime
Güneş olup aydınlatırsın diye ruhumu
Gönül köşkümü sana sakladım
Tebessümünle geldin işte
Var ve Yok
Kızıl akşamlar örter yeryüzünü.
Koparılır ömürden yeni bir sayfa..!
İnsan ta yüreğinde duyar hüznünü..!
Geçip giden zamanda
Bu can bir emanet, sanma ki senin,
Vakti gelince de sararır tenin.
Ruh asıl yurduna kanat açınca,
Kafesten bir kuş gibi uçar gider.
Dünya saray olsa, sonu bir kuyu,
Tezatlar dünyasında yaşıyoruz vesselam.
Buluşmak varsa ayrılık da olacak elbet.
Merhaba diyerek başlamıştık yıla,
Şimdi elveda nağmesinin ayak sesleri,
Patırtıyla uygun adım yürüyor.
Her sesle gönülleri hüzün bürüyor.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!