O koşturmacalar, o panik, o telaş, o hızlı nefes, mazide kaldı.
Şimdi sabahlar sessiz, huzur dolu; ışık daha parlak, günler daha dingin.
Eskiden durmaksızın koşar, boz bulanık ırmak gibi akardım.
Yüzümde artık o huzursuz, o bezgin hâl yok.
Gülüyorum gün boyu, ruhum neşeyle kıpır kıpır.
Bir kenara attım, beni inciten her duyguyu.
Yorgan, bir yitik sevdanın son örtüsü,
Gözde yaşanmamış günlerin örtüsü.
Sabah, acı bir nefes gibi içeri dolar,
Dün gece biten her şey yeniden başlar.
Yataktan kalkmak, bir vedadır sanki,
Bencileyin bir iz idim,
Kendi içimde giz idim.
Derya içinde az idim,
Şimdi derya benimledir.
Yürüdüm yol benden öte,
Hayat bir değişim tik takında.
Var, yok, iyi, kötü, beyaz ve siyah…
Her şey zıttıyla varlık aleminde kaim,
Zıtların çatışması sürmekte daim.
Sevap günaha, aydınlık karanlığa, barış savaşa;
Mutluluk hüzne, varlık yokluğa eviriliyor.
Her damlasında binler rahmet olan yağmurun
Ruhuma taktığı tükenmez sevinçle yaşarım.
Büyülenir ruhum yağmur serinliğinde,
Mutluluktan mutluluğa koşarım.
Yağmur sonrasında gülümseyen güneşle,
Yeşeren sevincime sevinçler katarım.
Gökyüzü, erimiş bir kurşun gibi dökülür, derin bir intizarla,
Bulutlar, ağlayan bir ahunun saçlarıdır, siyah ve dalgalı.
Her damla, ruhun kadife atlasında gezen saklı bir keder olur.
Şehirler, bu şeffaf matemin altında camdan bir saray misali durur.
Yeryüzü, gözyaşıyla ıslanmış bir mezmurun eski bir sayfasıdır.
Rüzgârlar müjdeledi geleceğini
Esen her yelde seni kokladım
Yıldız oldun gecelerime
Güneş olup aydınlatırsın diye ruhumu
Gönül köşkümü sana sakladım
Tebessümünle geldin işte
Bu can bir emanet, sanma ki senin,
Vakti gelince de sararır tenin.
Ruh asıl yurduna kanat açınca,
Kafesten bir kuş gibi uçar gider.
Dünya saray olsa, sonu bir kuyu,
Tezatlar dünyasında yaşıyoruz vesselam.
Buluşmak varsa ayrılık da olacak elbet.
Merhaba diyerek başlamıştık yıla,
Şimdi elveda nağmesinin ayak sesleri,
Patırtıyla uygun adım yürüyor.
Her sesle gönülleri hüzün bürüyor.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!