Kuru kalabalığın gülüşünü de duydum. Aptalın hükmünü de...
Beşerin lakırdısı bana yabancıdır.
Yalnız da kalsam kendi yolumda yürürüm hür vicdanımın beni çektiği yere doğru. Hizmetime karşı mükâfat beklemem.Her şey bendedir bende.Kendi mahkememdedir.Eserime elden çok kıymet biçerim.Ben memnunsam varsın çocukça, su döksünler ateşime...
İnsanoğlu
O radde ciddiye almış ki her seyi
Aklında rüzgârın kararsızlığı
Kalbinde
Korkuyu bölüşen hırsız acelesi
Çıkışsızlığa gidiyor koşar adım
Yaşını almış bir kadın ağlıyor uzaklarda...
Belli ki büyüyüp giderken acılar, o hep çocuk kalmış ,ne olduğunu bilmediği umutları, hep bir şeyleri kalmış babasında...
Bir kız çocuğu tamamlanmazsa babasında,
Yerleşir sessizliğe kalp,zerk edilir yarım kalmışlıklar,görmesede inanır,gelmesede bekler, beklemek zehirdir damarlarında...
Her seferinde dert istifleyip yığına bir yük daha koymuşuz
Emekçisi olmuşuz sevgilinin,kardaşın,arkadaşın...
Ama hiçbir şey olduğu gibi kalmamış
Ağaç ağaçtır,ot ottur,yaşam gerçektir demişiz
Ağaçlar büyümüş, bitkiler ölmüş
Görünen gerçeğin kendisi değilmiş
Dünya için tektin hecem,
Karardı ufkumda gecem.
Dilimde adındır duam,
Çözülmez ki bu bilmecem.
Gitme yarim can yıkılır,
"İnsan, canım dediklerinin gölgesinde eksilen bir varlıkmış meğer. Ne akrebin zehri koyuyor insana, ne yılanın sinsi sökülüşü... En çok da bahçende çiçek açan o ağacın balta yiyişi acıtıyor içini. Şimdi zamanın ve mekânın sustuğu, yönlerin anlamını yitirdiği o devasa boşlukta, kozmik bir sürgündeyim. Bir sarkaç gibiyim; senin sınırlı çehrenle ruhunun o uçsuz buçaksız sonsuzluğu arasında sıkışıp kalan... Gitmekten bahsettiğin an, dilimdeki kelimeler kırılıyor, cümlelerim çıkışı kaybolmuş karanlık bir eve dönüşüyor. Dinle... Bu, kendi iç evimde, solan çiçeklerin arasında zor bir uykuya dalmadan önceki son feryadımdır. Hikayemiz burada bitmesin diye, ruhumdaki sızıyla sığındığım o tek duayı fısıldıyorum karanlığa..."
Uyanalım artık neden varız
Cesaretimiz var mı bizi seven hayatı yaşamaya
Biz onu söyleyelim
Bir kuş gibi uçmak için varsak
Yakışır mı bir kuşa tüm hayatını yerde yaşamak,
Hem de hiç havalanmadan!!!
Yeni dillenen çocuk merakıyla sorduğum gençlik hayatında
Ağaç yapraklarının yeşilden turuncuya dönmesiydi
Karadeniz'den Akdeniz'e gelin getirilişi
Hayal kırıklıkları ise
boğulmanın fiziksel hissi
Nerede o eski bayramlar?" dedi bir amca derinden,
"Bayramlar eskimedi amca," dedim sessizce yerimden.
"İyi insanlar, vefalı dostlar vardı eskiden
Bak, her şey nasıl da dökülüyor zamanın üzerinden...
Amca içini çekti, gözleri daldı uzağa:
Öğretmenlikten emekliydi ...
Sessiz ve sakin bir adamdı
Cımbızla seçilmiş gibi duyulurdu
ağzından sesi,
Sırtında kambur olsun istemezdi,
iplik iplik sökerdi dilinden kelimeleri...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!