Bahane ararım kokuna yanağından
Umutlarını hayallerini yaşarım ellerinde
İmkânsızlığı anlarım saçlarının iklimlerinde...
Çok sevmem ben ,tükenir çokluklar
Sorma bana ne kadar sevdiğimi
Seni unutursam ,bilirim ki ölmüşüm anne!
Çocuklarım beni unutursa,bilirim ki ölmüşüm anne...
Gerçek şu ki
Herkes bir başına, hiçbir insan tanımaz bir diğerini
Hiçbir ağaç diğerini görmez
Her çalı ve taş bir başınadır
Her kar yığını bir gün erir
Her mutluluk ve acı da bir gün çekip gider...
Bir bilebilseydin
Iki cigara arasında ...Seni ne çok beklemişim
Arkadaşsız, dostsuz, tanışsız, kimsesiz bu şehirin
Ağaçlarında, kuşlarında, adalarında, denizinde, kaldırımlarında...
Kanıyor yine kendi kaderine terkedilmiş göğsümdeki yara
Bir sözünle üzüldüm,
Bir güle razı oldum
Bin defa ağlasamda
Bir gülüşüne tutuldum
Islanan gözlerimde
Bir kızın, bir oğlun olsa,
Adını Hazan koy kızının,
Kurumasın ömrü yapraklar gibi
Sararıp solmasın,
Ama adı ayrılağa yakışsın.
Bizim dostluğumuz
ağacı sevip ,kuşu kafeste tutmak
veya denizi sevip, balığı akvaryumda tutmak gibi değil ki
Biz sevdiklerimizle bir gün daha geçirmek için
Kelebek olup kaplumbağaların göz yaşını da içeriz
Bir şehre su getirir,susuz bir evde ölümü de bekleriz...
Kel dağları aşıp gelmemişiz
Yeşili solmuş, susuz ovalardan geçmemişiz
Gemiyi suyun içinde görmüş sevmişiz
Suyu geminin içinde görmemişiz
Büyüklenmek yersizdir..
Küçüklükte inanmişız herkesin iyi niyetine
İtaatlerin hiyerarşi limanında
Annesi şiddet gören çocuk gibisiniz
Bir yanınız kaçıp kurtulmak ister
Bir yanınız kalıp korunmak
Düşerseniz denizin ellerine
Çer Çöp
Bir çakal fırsatçılığı iştahıyla,
ihanet naraları kaplıyordu
evrenin en dar odalarından birini...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!