Keşke bir sabah uyansam,
Ve sen hiç gitmemiş olsan...
Sürekli bana bakıyorsun dedi,
Sanırım nedenini anlamadı.
Dedim sen hiç aynaya bakmadın mı?
Ben bugün sana bakmazsam,
Yarın gözlerime nasıl hesap veririm...
Özledim diyorsun,
Söylesene narinim bu nasıl özlemek?
Bir başkasına gidiyorsun.
Ben yokluğuna sarılırken acı içinde,
Sen bir başkasınamı sarılıyorsun?
Söylesene narinim bu nasıl özlemek?
Sana söz kışlar bahar olacak,
Havada kuşlar uçuşacak,
Yağmurlar dinecek, güneş açacak.
Yeter ki Azrail,
Çalmasın kapımı.
Geceleri daha çok seviyorum.
Eğer gündüzse güneş tepedeyse,
perdeleri kapatıyorum.
O zaman inanmıyorum yalan sevgilere,
Kendimi güvende hissediyorum.
Solmuş bir papatya bir yağmurla yeşerir mi?
Bu hasret daha yetmez mi?
Pencerenin yanında seni izlemek varken,
Dil söylemeye cesaret eder mi?
Yüreğimdeki bu acı biranda diner mi?
Yine döndüm en başa,
Konuşamıyorum karşında.
Tutuluyor dilim anlamadığım bir şekilde,
Gözlerine her bakışımda.
Tıpkı geçen seneki gibi,
Kahvaltıda babamında olduğu,
Bir pazar sabahı kadar seviyorum seni.
Uyandığımda mutfaktan gelen,
O sıcak ekmeğin kokusu gibi...
Çocukluğumda annemin,
Neyimi beğendin diyor bana.
Daha önce,
Hiç aynaya bakmamış herhalde.
Kaşı, gözü farklı bir melodi kulaklarımda,
Her şarkıda onun sesi var nedense.
Şehre karanlık çökünce,
Gökte yıldızlar belirince.
Kalbim yerimden çıkar,
Yanımda seni görünce.
Erisin bu kalp,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!