Defter Kaderin Şiiri - Mustafa Alp

Mustafa Alp
848

ŞİİR


4

TAKİPÇİ

Defter Kaderin

ne söyleyebilirsin dinlemeyen birine,
kaderin eşlik etmeyince.

sözün doğru olsa ne yazar,
insan bazen hakikati kapısından kovar da
bir yalanın peşinden
yalınayak koşar.

anlatırsın.

duvar senden önce anlar derdini,
taşın bile içine işler söylediğin.
ama gönül kendine kilit vurmuşsa
anahtarın doğru olması
kapıyı açmaya yetmez.

ben bunu geç öğrendim.

her kulağı olan dinlemiyor,
her gözü olan görmüyor.
kimi gerçeği bilmediğinden değil,
işine gelmediğinden anlamıyor.

sen yine anlatırsın.

çünkü insan sevdiğine
uçurumun yerini göstermek ister.

ama düşmeye niyeti olana
yol tarif edilmez.

bırak.

bazı nasihatlerin hocası zamandır,
ücreti de pişmanlık.

sen kırk yıl söylersin,
bir gece yalnız kalır.
senin kırk yılda anlatamadığını
sessizlik bir gecede öğretir.

işte o zaman anlar insan.

bazı doğrular erken gelir,
insan onlara geç kalır.

ne söyleyebilirsin dinlemeyen birine,
kaderin eşlik etmeyince.

sen hesabını doğru yaparsın,
hayat rakamları değiştirir.

iki kere iki dört dersin,
kader masaya oturur,
kalemi elinden alır.

sen hesabını yaptın,
ama defter benim, der.

o yüzden büyük konuşma.

yarının cebinde ne taşıdığını
bugünden kimse bilemez.

bugün sırtını sıvazlayan el
yarın kapını çalmayabilir.

bugün küçümsediğin adam
yarın senden daha huzurlu uyuyabilir.

çünkü hayatın terazisi tuhaftır,
altını tartmaz her zaman,
bazen vicdanı koyar kefeye.

ben çok zengin gördüm,
parasını sayarken ömrünü eksilten.

çok fakir gördüm,
ekmeğini ikiye bölüp
dünyayı sofrasına sığdıran.

demek ki mesele
cebin boşluğu değilmiş.

insanın asıl iflası
içinde başlayınca
bankalar haber vermiyormuş.

kimi makamına güvenmiş,
kimi güzelliğine,
kimi soyadına.

oysa zaman
hiçbirine siz diye hitap etmiyor.

güzeli kırıştırıyor,
zengini yaşlandırıyor,
güçlüyü yoruyor.

sonra hepsinin omzuna
aynı sessizliği bırakıyor.

dünya böyle bir meyhane işte,
kimi paraya sarhoş,
kimi aşka,
kimi kendine.

meyhanedeki adam hiç değilse
sarhoş olduğunu biliyor.

asıl ayılmayanlar
kendini hep haklı sananlar.

ben artık kimseyi
kendime inandırmaya çalışmıyorum.

isteyen sever,
isteyen gider.

isteyen arkamdan konuşur,
isteyen yüzüme susar.

çünkü öğrendim.

her kaybedilen insan
kayıp değildir.

bazıları giderken
senden bir şey götürmez,
sırtından bir şey indirir.

her kapanan kapıya da üzülme.

insan bazen dışarıda kaldım sanır,
meğer kader
onu içeridekinden koruyormuş.

her olmayana
talihsizlik deme.

nice insan
duasının kabul edilmediğine ağladı da
yıllar sonra
iyi ki olmamış diye şükretti.

demek ki kader
bazen insanı düşmanından değil,
kendi istediğinden koruyor.

zor olan da bu zaten ,

insan başkasının kötülüğünü görür de
kendi arzusunun kötülüğünü
geç fark eder.

birini çok seversin.

kal dersin, gider.

birine güvenirsin.
ben buradayım der,
ilk fırtınada yok olur.

sonra göğe bakıp
neden? diye sorarsın.

gök cevap vermez.

çünkü bazı cevaplar
kelimeyle verilmez.

bir sandalye boş kalır,
bir telefon susar,
bir kapı açılmaz.

cevabını oradan alırsın.

sonra yaşın ilerler.

kavgaların küçülür,
sessizliğin büyür.

haklı çıkmak eskisi kadar
heyecanlandırmaz seni.

çünkü anlarsın ki
her tartışmayı kazanmak
insanı kazandırmıyor.

bazen susmak,
karşındakine vereceğin cevap değil,
kendine verdiğin değerdir.

ve bir gün
aynaya bakarsın.

saçına düşen akları değil,
ömründen düşen insanları sayarsın.

kimine üzülürsün,
kimine gülümsersin.

kimisi için de,
ben seni kaybetmemişim,
senden kurtulmuşum, dersin.

işte olgunluk biraz da budur.
kin tutmadan uzaklaşmak,
beddua etmeden unutmak,
hesap sormadan kapıyı kapatmak.

çünkü en güzel hesap
hayatın kendi tuttuğu hesaptır.

sen karışma.
zamanın hafızası
insandan kuvvetlidir.

ne söyleyebilirsin dinlemeyen birine,
kaderin eşlik etmeyince.
hiç.

çayını koyarsın,
pencereyi açarsın.

geçip giden ömre bakıp
biraz gülümsersin.

çünkü artık bilirsin.

herkes kendi nasibinin yolcusu,
herkes kendi yanlışının çırağıdır.

sen birine yol gösterebilirsin,
ama onun yerine yürüyemezsin.

elinden tutabilirsin,
ama kaderinden çekip çıkaramazsın.

ve günün sonunda
insanın sözü
ancak kulağa kadar gider.

kalbe varması için
doğru söz yetmez.

biraz nasip gerekir,
biraz zaman,
biraz da yara.

çünkü bazı insanlar
seni söylediğinde değil,
hayat aynı sözü
canlarını acıtarak söylediğinde anlar.

o gün seni hatırlarsa
sakın ben demiştim deme.

yalnızca gülümse.
çünkü kaderin sustuğu yerde
sen ne söylersen söyle eksik,

kader konuşmaya başladığında ise.

senin tek kelime etmene
gerek kalmaz.

✍️

Mustafa Alp
Kayıt Tarihi : 25.09.2026 12:48:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!