şehri değil, kendimi koştum
istanbul’u koşuyorum dediler,
çıktık meydana.
ulan istanbul yerinde duruyor,
koşan yine biziz.
şehir dediğin taş, deniz, minare,
insan dediğin
ömrüne yetişmeye çalışan bir telaş.
on kilometre dediler.
ne var bunda?
insan bazen bir ömür gider de
kendine varamaz.
ben bugün on kilometrede
kaç kere kendime yetiştim,
kaç kere geride bıraktım kendimi,
onu hiçbir kronometre yazmadı.
yanımdan gençlik geçti,
ardından heves.
bir delikanlı bastı gitti,
bir başkası nefesine yenildi.
ben kimseye bakmadım.
çünkü öğrendim artık,
başkasının ayağıyla yarışanın
kendi yolu yarım kalır.
galata uzaktan baktı,
deniz kıyıya vurdu,
istanbul yine bildiğini okudu.
ben de bildiğimi.
bir ayağımı ötekinin önüne koyup
hayata küçük küçük kafa tuttum.
elli beş dakika dört saniye.
saat öyle söylüyor.
iyi de agop,
hangi saat ölçebilir
insanın vazgeçmek üzereyken
attığı o bir adımı?
hangi kronometre bilir
ciğer yanarken devam etmeyi,
bacak sus derken yürümemeyi,
akıl yeter dediğinde
yüreğin daha bitmedi deyişini?
derece dedikleri
birkaç rakam nihayetinde.
bugün iyi çıkar,
yarın kötü.
insanın asıl derecesi
kimsenin alkışlamadığı yerde
kendine verdiği sözü tutmasıdır.
finişi görünce güldüm.
madalya için değil.
derece için hiç değil.
insan bazen bir çizgiyi geçince
anlıyor ki
bütün ömrü boyunca
başkalarını geçtiğini sanmış,
meğer geçmesi gereken
dünkü kendiymiş.
şimdi sorarsanız,
istanbul’u koştun mu? diye.
koştum.
ama istanbul yine yerinde.
boğaz aynı boğaz,
galata aynı galata,
martılar hala ekmek derdinde.
değişen bir tek bendim.
çünkü bazı yollar
insanı bir yere götürmez,
biraz daha kendine getirir.
ve bugün anladım.
finiş dedikleri çizgi
yarışın bittiği yer değilmiş.
insanın kendine
daha var bende
dediği yermiş.
✍️
Mustafa AlpKayıt Tarihi : 10.10.2026 12:59:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!