Sana kızmayı öğrendim sandım.
Adını içimden silmeye kalktım,
Harfler parmaklarıma yapıştı.
Bir insan, bir başka insandan
bu kadar mı çıkmaz?
Çok denedim;
Senden kalan ne varsa,
bir kutuya koyup
ömrümün en karanlık odasına kilitlemeyi,
anahtarı denize atmayı
Her defasında deniz seni kıyıya vurdu.
En çok ayrıntılar öldürüyor beni.
Saçını omuz çukuruna bırakışın,
Gülerken gözlerinden el sallayan yıldızlar.
Çayı fazla bekletişin,
Tum gece sandalyede tüneyisin
Üşüdüğünde avuçlarını birbirine sürtüşün...
Bazen diyorum ki;
hiç mutlu olma.
Beklediğin bütün trenler geciksin.
Kapını çalan umutlar
yanlış zile bassın.
İnatçı kargo sabah erken, ilk sana gelsin
Bıkmadan ziline bassın
Gecelerin uzun olsun,
uykuların yarım...
Tam o sırada
içimde senden yana çalışan atlılar
kolumdan tutuyor.
"Yapma," diyor.
"Onun başı ağrımasın.
Ayağı taşa değmesin.
Yolu açık olsun."
Kahroluyorum.
Çünkü sana ettiğim her beddua
daha dudaklarımdan çıkmadan
kendiliğinden duaya dönüşüyor.
Unutmaya çalışıyorum seni.
Bir şarkıyı kapatır gibi,
bir pencereyi örter gibi,
eski bir mektubu yakar gibi...
Olmuyor.
Ritmi sarhos kalp birini değil,
o birinin yanında bıraktığı kendini arıyor.
Seni değil belki...
Sende gülen adamı özlüyorum.
Ve buna daha çok kızıyorum.
Keşke nefret edebilseydim senden.
Ne büyük kolaylık olurdu.
Oysa ben,
her öfkemin sonunda
sana dikkat et diyecek kadar yeniliyorum...
Git diyorum.
Sonra içimden, üşüme diyorum.
Unutacağım diyorum.
Allah'a emanet oluyorsun.
İşte bütün yenilgim bu.
Seni içimden atamıyorum
Belli ki seni değil,
sana ettiğim duaları terk edemiyorum.
Kayıt Tarihi : 31.07.2026 15:54:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!