YETER Kİ ...
.
Takvim hesabıyla bayram bitti.., tatil hesabıyla da bu hiç bitmeyeceğini sandığımız uzun tatil günlerinden ne kadar saklarsak saklayalım sadece iki günde tüketeceğimiz kadar küçük lokmalar kaldı elimizde....
Üstünde “bayram ziyaretçisi” yazan parmak uçlarını pek seven ve onların her dokunuşlarında sevinç çığlıkları atan kapı zillerinin suratlarından düşen bin parça .., aynen kapının iç tarafında bekleyen kimsesiz misafir terliklerinin olduğu gibi... .
Yani başlık…: “elde var gizli bir hüzün”
Ama bir de iç sese kulak vermelerden.., dudak okumalardan görüp-anladığımız bir başka ortak başlık daha var…: 'gönlümüzden geçen bayramlar gibi yaşayabileceğimiz daha nicelerine erişmek dileği ile'...
önce ben duymak isterdim sesini., başımı göğsüne saklayıp
yani önce ben., soluğundan ve havadan önce sana susayıp
o fısıltı dalgalarının çırpıntısı., çeksin beni derinlere diyerek
gece yangınlarının yalnızlığında., aşkını soluksuz yudumlayıp
hiç saymadan kaç yıldızın aynı anda
zamansız intiharlar gibi kaydığını...
'baştan kokan balıkların iğrenç kokular salan dünyasının bir başka boyutundan gelen sesler'...
YILDIZLARIN ALTINDA., ANLAT SEVGİLİM
.
- Dün gece kumsalı uçuran o fırtınada., ıssız kumlara yaptığım
sabahtan kalma sensiz kalede saklanayım derken., karanlığın
içinden bir gemici feneri el salladı., gel dedi., gittim peşinden...
YOLSUZ, YOLCUSUZ YOLCULUKLARA …
.
Sanki tek kişilik bilete saklanmış kaçak iki yolcuymuşuz gibi
İnan ki böyle akşamlar., en bastırılmaz isyana kışkırtır yüreğimi…
. . ,
Arabanın ön koltuğunda oturuyoruz…
Hepimizin yanımızda en sevdiğimiz kim ise o var...
Kolumuzu da atmışız omzuna...
Öylesine keyifli bir yolculuk işte...
.,
Üstümüze koşar gibi., akar gibi gelen asfalt yolları sanki havayı soluyormuş gibi çekiyoruz içimize...
birinci sayfa../ gün doğumu …
yolun başı …
parlak kumbaralara düşen damlalar gibi büyütülürken hayaller
dinlenecek şarkıların en güzeli olacaktı., hayallerdeki sesler…
oysa perdenin arkası karanlık., hem sis-duman., hem geceydi
çözülemeyecek bilmecelerin., bilinemeyen bütün sözcükleriydi…
/biletleri karşılıklı gişelerden ve çok önceden kesilmiş
adına sonsuzluk denilen., aynı yöne yapılan bir yolculuk/
. ,
bu şiiri sana.,
adını sonsuzluk koyduğumuz o yolculukta
alnını dayadığın yol penceresinin buharlarına yazıyorum
/Yeryüzü kadar büyük bir masa etrafında toplanmıştık., çok kalabalıktık… Her birimiz sanki ev sahibiydik ama daha önce hiç karşılaşmamıştık... Yabancı yüzlerin yalancı baharıydı dudağımızda açan gülümsemeler... Okunamayan alın yazılarının., kendi kalemimizle yeniden yazılmasıydık…/
. ,
/Dolap beygirlerinde kuyruk değildik ama bir kuyruklu yıldız gibiydik… Bütün açıların kesişme noktasında ve dünyanın tam merkezindeydik… Ağacımızın dallarından topluyorduk devridaimlerde astığımız dilekleri… Biz ertelenmiş ölümlerle her yeni dansın., sevgili ve kavgalı melodisiydik…/
. ,
/Mücadelelerde alnımıza yazdıklarımızı oynuyorduk ve hep ölüyorduk… Her ölümle fidan yürekli kız ve erkekler oluyor., yeniden doğuyorduk... Ama yolumuzun üstündeki meridyenleri gözyaşı ile keserken paraleller ya bir daha göz göze gelmezse gözler., işte en çok bundan korkuyorduk…/
. ,
Arabanın ön koltuğunda oturuyoruz…
Hepimizin yanımızda en sevdiğimiz kim ise o var...
Kolumuzu da atmışız omzuna...
Öylesine keyifli bir yolculuk işte...
Üstümüze koşar gibi., akar gibi gelen asfalt yolları sanki havayı soluyormuş gibi çekiyoruz içimize...
(sessizlik…..)
--bir kurumuş yalağın başında., susuz bir çeşme.,
ölü göçmen kuşların., terk edilmiş göç yollarında…
sen de farkındasın değil mi., doğa sanki kulaklarını kapatmış
kuruyan ağaç., çatlayan toprak ve solan çiçeklerin feryadına…




-
Nur Tuna
-
Ertuğrul Söyünmez
-
Gülin Su
Tüm YorumlarNe kadar ben...ne kadar yürek...ne kadar yaşam dolu şiirlerinz...yüreğinize kaleminize hayran oldum şiir dostu...yaşanmışlığın her köşesinde duygularınız aksın bir ömür...selam ve saygımla
sen çok seviyorum Cevat çeştepe
şirlerinide
özledim seni geleceğim elini öpmeye
iyiki varsın hocam
...sevdiklerimizden ve okuduğumuz kitaplardan değildi uğradığımız ihanetler...duvarlarımızdaki yaralar sevgisi tutsak olanların ve düşüncesi korkakların ihanetlerinin izdüşümüydü...
....yaşam çizgisinin iki ucu arasında bir merdiven çıkar ya da ineriz...doğuma veya ölüme doğru..etrafımıza ördü ...