Evinizin yakın çevresinde., ismini bildiğiniz ama başlangıç noktasını görüp., nerede bittiğini de tahmin ettiğiniz fakat bugüne kadar baştan-sona hiç adımlamadığınız bir sokak var mı...
Eğer varsa., kendinize ayırdığınız ilk boş zamanın sadece beş-on dakikasını bu sokağı bir baştan diğer sona kadar adımlamayı dener misiniz... Çok değil sadece beş-on dakika... Hadi öncesi ve sonrası ve biraz da ağır adımlarla ile yarım saat., bir saat...
Çünkü hiçbir sokak., bir baştan diğer başa kadar adımlanmak için bizden daha fazlasını istemez... Sokaklar da yaşam gibi çok kısadır ve adımlamadığımız zaman da gene yaşam gibi çok yabancıdır...
ya da kapalı kapılar ardında yaratılan tablolar…
--Yerüstünde,
Çocuk annesinin elinden kurtulup oyuncakçı dükkanına doğru koştu…
Anne seslendi.: Sakın tutturma gene, biliyorsun paramız yok…
--Yeraltında,
bir soğuk havada., kan-ter içinde uyandık…
hiçbir ayaz teslim alamayacaktı bizi., fevkalade kararlıydık...
gecenin son ateşini., en yangın yüreğimizi söküp onunla yaktık
ne kadar kanadı geniş., gagası keskin alıcı kuş olsa da tepemizde
ve ne kadar çocuk., yalnız ama cesursak yüreklerimizde.,
o kadar da kalabalıktık işte..
2018'e DOĞRU...
yeni yıl kutlama yazısı....
* * *
Arkamızdaki kapıları birer-birer kapatıyor., önümüzdeki aralık kapıdan hep beraber içeri giriyoruz…
İçeri girer-girmez de kendimizi tarifsiz güzellikte bir konser salonunun içinde buluyoruz…
Kimimiz., uzak dağların ardından., kimimiz yakın tepelerin eteklerinden doğan nehirler boyunca düşe-kalka yürüyüp ve hatta emekleyerek geldik… Şimdi deniz kokulu-ıslak kumların üstündeyiz…
Önümüz açık deniz…
Şimdi hep beraber bizi bir başka sahilde., bir başka "yeni yıl" gemisini bekleyeceğimiz yarınlara doğru., yelkeninde nefesimizle yolculuğa çıkaracak olan “yeni yıl” gemisini bekliyoruz…
Hayallerimizin özgür kuşları bu yolculukta yol arkadaşımız olsun…
YENİ YIL GEMİSİNİN BÜTÜN YOLCULARININ YARINLARI AYDINLIK.,
YETER Kİ ...
.
Takvim hesabıyla bayram bitti.., tatil hesabıyla da bu hiç bitmeyeceğini sandığımız uzun tatil günlerinden ne kadar saklarsak saklayalım sadece iki günde tüketeceğimiz kadar küçük lokmalar kaldı elimizde....
Üstünde “bayram ziyaretçisi” yazan parmak uçlarını pek seven ve onların her dokunuşlarında sevinç çığlıkları atan kapı zillerinin suratlarından düşen bin parça .., aynen kapının iç tarafında bekleyen kimsesiz misafir terliklerinin olduğu gibi... .
Yani başlık…: “elde var gizli bir hüzün”
Ama bir de iç sese kulak vermelerden.., dudak okumalardan görüp-anladığımız bir başka ortak başlık daha var…: 'gönlümüzden geçen bayramlar gibi yaşayabileceğimiz daha nicelerine erişmek dileği ile'...
önce ben duymak isterdim sesini., başımı göğsüne saklayıp
yani önce ben., soluğundan ve havadan önce sana susayıp
o fısıltı dalgalarının çırpıntısı., çeksin beni derinlere diyerek
gece yangınlarının yalnızlığında., aşkını soluksuz yudumlayıp
hiç saymadan kaç yıldızın aynı anda
zamansız intiharlar gibi kaydığını...
'baştan kokan balıkların iğrenç kokular salan dünyasının bir başka boyutundan gelen sesler'...
YILDIZLARIN ALTINDA., ANLAT SEVGİLİM
.
- Dün gece kumsalı uçuran o fırtınada., ıssız kumlara yaptığım
sabahtan kalma sensiz kalede saklanayım derken., karanlığın
içinden bir gemici feneri el salladı., gel dedi., gittim peşinden...
YOLSUZ, YOLCUSUZ YOLCULUKLARA …
.
Sanki tek kişilik bilete saklanmış kaçak iki yolcuymuşuz gibi
İnan ki böyle akşamlar., en bastırılmaz isyana kışkırtır yüreğimi…
. . ,
Arabanın ön koltuğunda oturuyoruz…
Hepimizin yanımızda en sevdiğimiz kim ise o var...
Kolumuzu da atmışız omzuna...
Öylesine keyifli bir yolculuk işte...
.,
Üstümüze koşar gibi., akar gibi gelen asfalt yolları sanki havayı soluyormuş gibi çekiyoruz içimize...




-
Nur Tuna
-
Ertuğrul Söyünmez
-
Gülin Su
Tüm YorumlarNe kadar ben...ne kadar yürek...ne kadar yaşam dolu şiirlerinz...yüreğinize kaleminize hayran oldum şiir dostu...yaşanmışlığın her köşesinde duygularınız aksın bir ömür...selam ve saygımla
sen çok seviyorum Cevat çeştepe
şirlerinide
özledim seni geleceğim elini öpmeye
iyiki varsın hocam
...sevdiklerimizden ve okuduğumuz kitaplardan değildi uğradığımız ihanetler...duvarlarımızdaki yaralar sevgisi tutsak olanların ve düşüncesi korkakların ihanetlerinin izdüşümüydü...
....yaşam çizgisinin iki ucu arasında bir merdiven çıkar ya da ineriz...doğuma veya ölüme doğru..etrafımıza ördü ...