Bütün anne-babaların., elinde uçan balonuyla kırlarda koşan çocuklarının arkasından bakarken., acaba biryerlere takılıp düşer mi ., balonu kurumuş bir ağacın dalına değerek patlar mı ya da bir kör kurşuna hedef olur mu endişesine kapılmadan., birbirlerine ‘sıcacık’ ve gülümseyerek sokuldukları …
. ,
Hiçbir çocuğun masmavi gökyüzü altında uçsuz-bucaksız kırlarda koşarken içi hayalleri ile dolu uçan balonunun elinden kaçmayacağı., bir kuru ağaç dalına takılıp patlamayacağı ve yarınlarında bir kör kurşunun yolunun üstüne çıkmayacağı …
. ,
Bir şafak vaktinde ki aydınlıkların., çocuklarımız için karanlıkları kovaladığını izler gibi düşleyerek., gülümseyerek., YETMEZ., taş atanlara inat KAHKAHALAR ATARAK yaşanacak., aydınlık., sağlıklı., gönlünüzce...,
BÜYÜK ATATÜRK., YÜZÜN ELBETTE GÜLECEK …
“Efendiler., yarın cumhuriyeti ilan ediyoruz” demenden bugüne tam 102 yıl geçti… O zaman içinde “dahili ve harici bedhahların” boş durmayıp ., zamanı geriye doğru işletmek için ellerinden geleni yapmaya çalıştılar… Ve kuşkusuz bu çabalarını sürdürmeye devam da edecekler… Ama senin yolundan yürüyen ve emanetine sahip çıkacak her yaştan milyonlarca gencin yüreklerinde taşıdığı laik-demokratik cumhuriyet ışığı ve gücü ile geldikleri karanlıkta kaybolacaklardır…
YÜZÜN ELBETTE GÜLECEK…
CUMHURİYETİMİZİN 102 NCİ YILI KUTLU OLSUN…
Annesinin eteğini çekiştirdi çocuk, aralık ayazında bir gün
“hani bugün olmaz, yarın alırız dondurma demiştin ya dün”
. ,
Yarın o kadar yakın ve bugün yarından o kadar uzak kalacak,
ve öyle bir fırtınayla çevrilecek ki zamanın takvim yaprakları
O sabah gözünü açtığı zaman gördüğü her yer, eşyalar, insanlar, sokaklar, dağ-tepe ve tabi denizler ve elbette gökyüzü ile bahar müjdeleniyordu sanki... Güneşin gözünü kırparak gülümsemesi ise,
biraz hazırlıksız yakalandığını hissettiği bu yeni mevsim için yanında daimi bir yoldaş bulacağının güvencesi gibiydi...
Randevu yerindeki meydan saatine göre ayarladığı kolundaki saate
baktı ve hazırlanmaya başladı, dudağında sevdiği bütün melodilerin ıslıklı potpurisi ile… Saçlarını her zaman olduğundan daha da özenle taradı. Takım elbisesinin içine en çok yakışan gömleğini giydi, kravatını taktı. Yakasını-paçasını düzeltti ve kendisini boy aynasının karşısında defalarca boydan boya gözden geçirip son kontrol üstüne son kontrol yaptı...
/hani gün doğmadan pencereni açıp.,
güneşin doğumunu beklerken/
bu dinlediğin türkü var ya., bu türkü.,
adı ve tadı bütün şiirlere yakışan bir duygudan derlenmiştir
o yüzden böyle çok derinlerden gelir., sabahların yeli gibidir…
İstanbul'a
.
ZAMANLA OYUN . . .
İstanbul’a
.
/şehirleri yaşatanlar, o şehirle yüreklerinde aşkı yaşayanlardır/
1 HAZİRAN 1950 ‘den beri
Küçük dünyamın etrafında bitiş çizgisine doğru atılmış
‘üçyüzaltmışbeş adımlık- tam 72 ’ tur …
Dile kolay …
Ama DUR komutu gelmeden durmak yok., o halde adımlamaya devam .,.
Bakalım o komut gelmeden ., ZAMAN MUMU sönmeden bir tur daha atabilecek miyim…
ESKİCİ DÜKKANININ kıyısında-köşesinde bir oyuncak..
ZAMAN TÜNELİ TRENİ . . .
.
Çocukluğumu., altından geçen trenin saldığı., kömür ve is kokulu buharlar arasında kaldığım tahta köprü üstünden uğurlarken., kendimi de o trenin üçüncü sınıf kompartımanına kaçak yolcu olarak saklanmış buluyorum… Fonda yaşam boyu yürek titretecek bir masal melodisi…
Ve o melodi eşliğinde yaşam boyu sürecek bir yolculuk… Kimi zaman eğlenceli yemyeşil kırlarda koşar gibi., kimi zaman arkasına denizi saklayan alçak tepeleri aşıp-yüksek dağlara tırmanırcasına…
Ya da öyle varsayarak…
O her zaman geçtiğiniz sokaktan yürüyün....
Ama saat çok erken olsun., mesela daha güneş bile doğmadan...
Açılmamış bakkal, manav, kasap kepenklerine, bağlandığı ipleri henüz çözülmemiş gazete kümelerine bakın....Başınızı hafifçe öne eğerek selam verin ve yürüyün...
/zaman tellalı.., tokmağını davuluna rasgele vurarak haykırıyordu..
‘duyduk-duymadık demeyin.., bu gece gökyüzünün son gecesidir’/
......
biz., o gece seninle sahilde




-
Nur Tuna
-
Ertuğrul Söyünmez
-
Gülin Su
Tüm YorumlarNe kadar ben...ne kadar yürek...ne kadar yaşam dolu şiirlerinz...yüreğinize kaleminize hayran oldum şiir dostu...yaşanmışlığın her köşesinde duygularınız aksın bir ömür...selam ve saygımla
sen çok seviyorum Cevat çeştepe
şirlerinide
özledim seni geleceğim elini öpmeye
iyiki varsın hocam
...sevdiklerimizden ve okuduğumuz kitaplardan değildi uğradığımız ihanetler...duvarlarımızdaki yaralar sevgisi tutsak olanların ve düşüncesi korkakların ihanetlerinin izdüşümüydü...
....yaşam çizgisinin iki ucu arasında bir merdiven çıkar ya da ineriz...doğuma veya ölüme doğru..etrafımıza ördü ...