Ahmet'ten Hakkı'ya"
Bilinçten de alınmadı mı vergi?
Alınmaz olur mu, adı da algı!
Yayılan hastalık bilişsel;
Yan etkisi: Güç övmek,
Ve hak edilmemiş saygı.
İçindeyken derinlik,
Kenarında uçurum.
Konum meselesi...
Güce aidiyet, karakter karinesi!
Tuzlu suya doyum olmuyor,
Bir damla nema umudu yüreklerde.
Bir ağıt gibi tütüyor...
Duanıza yanıt var: "Müjdeler olsun!"
Varoluşumuz da kentsel dönüşüyor.
Kat karşılığı dönüşümde her yer kuyruk;
Kant'ın değil, rantın artık "koşulsuz buyruk".
Kul "Hakkı" da atanmış bir makama;
Şükür dolu ve buruk...
Deniyor ki önü açık,
Fark etmez uyruk muyruk!
Doymuyor gücün kara deliği...
Ceketi; Kul Hakkı’nın varoluşsal kartviziti!
İçine düşen senken o uçurumun;
Saraylar, tahtlar...
Dikkat, kelle götürür yorumun!
Olan bitene uydurulmuş masal,
Hem de gaflet garantili;
Kahramanın adı: Bay Liyakatli!
Adım atsan boşluk, dursan esaret,
Konumunu seç diyor sahte bir adalet.
Doymuyorlar sevap kaplama tahtlarına,
Bilseler ağlarlardı belki bahtlarına...
Her kara delik sonunda,
Kendi ağırlığıyla batar günahlarına.
Çöküşü izlemek nasip, zaten bu değil konu,
Görmek iştiyakidir geciktiren bu oyunda sonu.
Terazinin diğer adı imtihan;
O halde nedir tartılan?
Hakkın olduğuna inandırılman.
"Kul Ahmet'e dert oldu Hakkı Bey'in ceketi"
Kayıt Tarihi : 6.10.2026 22:20:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!