Satılık fikirler, kiralık beyinler.
Üç kuruşa şerefini yuvarlar.
Aşk diye gelir, oy diye iniler.
Gariban cebine karargah kurarlar.
Bir öküzün, bin eşeğe tasası!
Sen, cennet bahçelerinin en nadide gülüsün.
Ben dikenli bozkırın en çarpık dalı.
Ben istesem de sen incinir, üzülürsün.
Kahrolurum, solarsa goncanın tek yaprağı!
Bülbülün, kargaya sevdası gibi senle aşk!
Çok mu zaman geçti? Bazı şeyler mi tekrar?
İçimi sızlatan anılarla dünya dar.
Tanımak için yıllarım gitti, saracaksan sar!
Yeni birini tanımaya değmez...
Yakan güneş değildi sadece, o bulutlu günde,
Geceyi gözlerine hapsetmiş sevdiğim.
Beyazı kıskandıran teninle, yine karşımdasın.
Sanki incitmemek için yaratılmış ellerin.
Ceylanı kıskandıran zerafetinle, ordasın!
Ya seni unutabilmem için hayat çok kısa,
Gittiğin yolları bin kere de gitsen,
Dönüp aynı göğe bin kere de baksan,
Kalbine kaç şehrin ışığını katsan,
Yine benimsin!
Ne yollar ayırır bizi ne zaman,
Yıkık, dökük anıların sofrasında;
Yine bir kokmuş efkârın başındayım.
Tutacak yer yok sensizliğin ortasında!
Aslında, yıkılmak üzerelere aşinayım...
Yuvalanmış eski bir şarkı gibi içimizde.
Bakma derin, aklimda kalır ey yolcu.
Efkara bahenem, matemim olursun!
Bir ucu sende, gönlümde bir ucu.
Toprakta can verir, yüreğimde kurursun...
Sanma ki aşka atan bir can sende var.
Belki yok karada yaşayanlarda dengin!
En derin, sahici yalanlar belki de sende!
Ne güzeldi saf, duru teninde rengin.
Huzur, aşk tanınmış oldu sayende...
Gözlerinde en iflah olunmaz büyü.
Zor olsa da...Söz çemberi ile...
İlk gün, ilk saatler, ilk dakikalar...
Parmaklarda yüzükler ve gönülde huzur.
Ama sanki bir yabancı bu ışıltılar!
Derken vücudumu saran bir korku,
Yürekten ciğere dağılan bir endişe,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!