Ben susunca;
Şehrazat'ın yarım bıraktığı hikâye,
Anahita'nın avucunda uyuyan kadim bir sır,
Ferhat'ın kayaya kazıdığı son hece,
Simurg'un kendi adını tanımadığı
o adsız sevda olurum...
Ben susunca;
Mühür olurum,
sana mektup olmak düşer;
ben dudaklarımı kapattıkça
içinde sakladığın bütün kelimeler
kendi zarfını yırtmak ister...
Ben susunca;
İçimde sana ayrılmış bir yer olur,
sana o yere incinmeden girmek düşer;
ben kimseye göstermediğim yaralarımı
senin ellerine emanet ederim,
sen dokundukça
acılarım bile kendinden utanır...
Ben susunca;
Senden vazgeçmem,
kendimden sana uzanan bütün yolları
birer birer içime çeviririm;
çünkü sevmek bazen
gitmeye gücü yettiği hâlde kalmaktır,
haklıyken bile
sevdiğinin kalbini kırmamayı seçmektir...
Ben susunca;
Sana bir ömürlük yer açarım yüreğimde,
öyle bir yer ki
ne kapısı olur ne de anahtarı;
sen orada misafir değilsin artık,
kalbimin bile kendine anlatamadığı
en sahici hâlim olursun...
Ve ben susunca,
beni en çok seven sesin değil,
beni en iyi anlayan sessizliğin olur;
çünkü bazı sevgiler
dile geldiklerinde eksilir,
bazı sevgiler de,
insanın içinde kaldıklarında
bir ömre dönüşürler...
Ben susunca;
Sesimin kefenini giyer gecem,
içimde son bir harf, adına nöbet tutar;
dünya benden vazgeçmeyi ezberlese de
ben, senden gitmeyen yanımla kalırım...
Ben varlığına sadığım,
Çünkü sadakat,
her şey sustuktan sonra bile
bir kalbin ötekine sırtını dönmemesidir...
Ben susunca;
dünya bir anlığına durur,
Ben senin gölgende kendimi ararım...
Ali TAŞKALE
11 Nisan 2014
İstanbul
Kayıt Tarihi : 26.10.2026 12:59:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!