BEL BAĞLAMA
Bel bağlama bana…
Ben artık
kimseye sığınacak kadar
temiz değilim.
Çok insan gördüm
“Yanındayım” deyip
ilk rüzgârda kaybolan.
Çok el tuttum,
sonra o ellerin
sırtımdan ittiğini gördüm.
Bel bağlama…
Çünkü ben
güvenmeyi pahalıya öğrendim.
Bir zamanlar
bir insanın sözüne
ömür verirdim.
Şimdi
en güzel cümlelerin bile
arkasında bir yalan arıyorum.
Beni seviyorum deme.
Sevgi dediğin
dil ile söylenip
ilk darbede unutulacaksa
hiç söylenmesin.
“Gitmem” deme.
Çünkü gidenlerin hepsi
bir zamanlar
“Kalacağım” diye yemin etti.
Ben artık
yeminlere değil,
sessizce yanında kalana inanırım.
Bel bağlama bana…
Benim içim
çoktan yıkılmış bir ev.
Kapısı açık,
pencereleri kırık,
duvarlarında
eski insanların isimleri var.
İçeri girersen
sana yuva değil,
yaralarımı gösteririm.
Ve bil…
Ben artık
kimseyi kaybetmekten korkmuyorum.
Çünkü en büyük kaybımı
çoktan yaşadım:
Kendimi,
yanlış insanlara inanırken kaybettim.
O yüzden
bel bağlama bana.
Ben kimsenin
son durağı değilim.
Kimsenin
yarım kalmışlığını
tamamlayacak hâlim yok.
Gitmek istiyorsan git.
Ama giderken
ardına bakma.
Çünkü ben artık
gidenlerin arkasından
el sallamıyorum.
Kapıyı kapatıyorum.
Ve bir daha
kimse için
açmıyorum.
— DELİNİN BİRİ
HAMZA CAYMAZ
01/09/2025
Kayıt Tarihi : 26.09.2026 14:59:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!