Bayram Kaya Şiirleri - Şair Bayram Kaya

Bayram Kaya

Alkış tutar, inanımda
Baharları diken korduk
Gül açmazdı bağımızda.

Ne umutlar büyütürdük
Gün üşür, sıcak ısıtmaz

Devamını Oku
Bayram Kaya

Çevresiyle sağlamayan kişi için, kişinin çevresinin kutsallığı yoktur. Kişi toplumuyla, sosyal yapısıyla sağlatıyorsa; o yapı kişi için kutsaldır, vatandır. Yani dokunulmazdır. Kişi için kutsal olan da budur.

Kişi erken dönemden beri grubuyla, sosyal yapısıyla, sonra da toplumuyla hep sağlayış içinde olmuştur. Kişinin sağlatamadığı yapı cennetler(!) adına ne derseniz deyin; sağlasan olamayan kişimiz için hiçbir şey ifade etmez olacaktır.

Bu nedenledir ki kişilerin; canım sana feda dedikleri şey olan asıl yurt ya da vatanlarından sağlayışlar yapamadıkları için ayrılışla, diyar elleri vatan tutarlar. Çünkü buralarda en temel düzlemle sağlanma içinde olmaktadırlar.

Devamını Oku
Bayram Kaya

2-Yeryüzündeki sosyo toplumsal avatar kalıp biçimleri çeşitlidirler. Bu çeşitlilik aynı kalıp sağlayışlarını farklı nesnel ve öznel zemin devinmeleri üzerine farklı sağlayış inşa etmelerinden ötürü, farklıdırlar. Değilse avatar formların kalıbı özündeki temel sağlar olmalardan kaynaklı, bir farklılık değildirler.

İnsan özne (kişiliği) , ve nesnesi avatar kalıpla dış bağıntıyı sağlayabildikçe huzur ve haz içindedir. Bunu sağlayamayan aksamalarıyla da daima kaygı ve tedirginlik içinde oluşla elemlidirler.

İnsanlar sos yo toplumsa avatar kalıplarla dış bağıntıyı iyi sağlayabilmek için geçici kendi avatar kalıbı tanımak ve onu kullanmak, kullanırken de yönlendirmek, yönlendirirken de etkilenip; mini minnacık yeni yeti sel formları avatar üzerine inşa etmektedirler.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Aslı yalnızım
Kapı kürek
El yürek
Dışlamış lığım
Dışlanmış lığım

Devamını Oku
Bayram Kaya

Zamanın uzağında
Mekânın yakınında
Beklerim
Gök kubbe yağışlarında

Uzana bildiğim kadar

Devamını Oku
Bayram Kaya

5] Soyut olarak, günümüzdeki toplumsal ait eşme, bir bilinçli toplumsal sözleşmedir. Toplumun ve toplum eğitiminin, gelişmesi ile bu bilinç artmıştır. Böylece ait eşme bir zenginlik yaratma ve bu zenginliği paylaşmaktır. Yani zenginliğiniz bir tarafta oluşurken, diğer tarafta bunun paylaşımı olan demokratik standartlarınızı (paylaşım ve hukuk, ahlak ilkelerinizi) sağlamakla oluşacaktır.

Eğer yönetenle, toplumun biati söz konusu olsa idi, ne uzlaşmaz sınıflar; ne de derin sınıf farkı ve ne de temel huzursuzluklar kalırdı. Çünkü bunlar kimi kimine göre rızıkları farklı verilenlere inanılması türünden olacaktı. Bu tür bidati oluşumlar sorunu halının altına süpürmedirler. Topluma refah ve gelişme olarak yansımazlar. Olsa olsa biat, toplumun olası hak isteklerine karşı, bir korku bir sindirmenin, bir itaatin, halka; çekiç güç olarak yansır olması ve halkın sesinin çıkmaz oluşudur. Biati kültürde, demokratik talebiniz olamaz. Çünkü demokratik talepler biatinize aykırı olacaktır.

Toplumsal otoriteler de ise, biat yerine aksine yönetenler, toplumsal akideye bağlı kalmakla, toplumsal sözleşmenin, hukuk aşmasına tabi olmakla yükümlüdürler. Yönetimin kendisi, sözleştiği toplumun ait leşmiş bir gücüdür. Tepede toplumun gücü (hukuk) vardır.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Bir abadı tufanla
Baskılanır afakanla
Ne umutları damda düşer
Sırasıyla birer ikişer
Bir gömlek giyer
Yer ağız

Devamını Oku
Bayram Kaya

9] İnsanın öznelliği (üst beyin değerlemesi) insanın plastik davranışlarını da belirleyip ortaya koyabilmektedir. İnsan; farklı bir yabancı ait eşme alanındaki davranışlarıyla da, kısa erimli de olsalar, beyaz bayrak sallayıştı girişip, iletişeyim öğrenecektirler. Kuşkusuz bu iletiş meyi iğreti bulacaklardır Bunun izahını da, dili dişi var ayrı, sözü gözü var bize benzemez gibisindeki, söylemleriyle açık ederler. 9]Bu söylemler, grubunun paylaştığı ortak bir özdeyiş olur çıkar. Ama girişme bir kez başlamıştır. Bu girişmelerden dönüş yoktur.

İnsan doğduğu an, çevresindeki sesleri, görüntüyü, sosyal ilişki biçimlerini, bulunduğu odanın aydınlık ya da karanlık oluşunu, arkaik düzlemle algılarlar. Bu algılar içinde odanın şeklini, odanın renk gibi görselliklerini, koku olarak algıladığı, her bir türden uyaranları; bu türden bir ait eşme alanındaki her tür yansımaları, farkından olmadan içselleştirirler. Hem de daha, üst beyin tamda hazırda oluşmadan önce. Üst beyinin daha henüz kök beyin üzerinde yüzde yüzlük bir bastırıcı etkisi de hali hazırda henüz yoktur. Daha açığı, psişik yanımız beyinden önce var olmuştur.

Bu yüzden annedeki ve dıştaki uyaran yansımalar, kök beyindedir. Bunların ilerideki duygu etkileri, duygusallıklar olaraktan bizde kayıtlı olacaktır. Bunlar bizim o sosyal alana yatkın oluşumuzun kısmi takibini yaptıracaktır. Hem de, bir tür eğilim indirici duygu olaraktan var olacaktır. Ve aynı zamanda da, bizlerin de, öğrenme kalıplarımızın yönlendiricisi olacaktırlar. Bu ilk dönen bebeklik özne öğrenme oluşumlarımız, kendi çevresinin hitabını öğrenmede çok başarılı olurken, başka çevrelerde biz, biraz yaya kalacağız.

Devamını Oku
Bayram Kaya

30] Aidiyet eşmenin yaptırım gücünün nedenlerinden birisi de, grup üyelerinin ya da o toplumun, her bir üyelerinin; bir şeyleri, bir sağlayış ilişkilerini, bir kullanımı (yol, hastane gibi) hep birlikte paylaşıyorlar olması gerekir. Bunlar ekonomik ilişkiler gibi güvenlik ilişkileri gibi, normatif ilişkidirler. Başlangıcın bütünsel davranışlarında, bu türden ilgi ve ilişkilerin paylaşılmaları, gerekli ve zorunluydu.

Böylesi bir ilk dönem aitlikte, toptan algılı tanımlılar söz konusuydu. Bu paylaşımlar ne kadar genelleşirse, grup aidiyet bağlılıkları da o denli şiddetleniyordu. Özgecil savunuşlarınız büyüyordu. Büyüyen özgecilik duygularınız, kısmen kişi egosunun üzerine yükseliyordu. Bu nedenledir ki kişi ya da kişiler özgeciliğe feda olmanın, özgeciliğe kurban edilmenin bilincini taşıyıp sahipleniyorlardı.

Sağlayışlar ne kadarı da bireyselleşirse; birlikçi yapısal anlayışlardan, ayrılışla kopmalar ve sağlayışların tamahları, daha bir özel tutuma kayar olurdu. Hele de, özellikle de, ekonomik yönden, ne kadar özelleştirilirseniz, bencilliğiniz o kadar hırstı ve sahibi etlikle artardı. Yalnızlaşma başlar. Grup aitliğiniz, grup kardeşliğiniz ve özgecil oluşunuz zayıflardı. Geleceğin inşası olan kapitalizm buradan inşa olacaktı.

Devamını Oku
Bayram Kaya

27] Burada araçlı emek üretiminin keşfi ile insanlar birden bire yerleşik yaşama ve uygarlığa geçmediği; bir savaşçılık ve yağmacılık döneminin de, bu uygarlaşma adımı ile iç içe olduğu, kuşkusuzdur. Sosyal birliğin tek sınıflayışı ve ayırt ediciliği olan kendi dışındaki her şeyin ‘yabancı ve saldırılır’ olması ilkesi ile yabancının olası ise hemen imha edilir bir meşrulukta tutum etmiş olmaları nedeniyle, insanlığın uygarlık süreci öyle birden bir adım atışla aşılarak bitirilecek bir durum da değildi hani.

İşte Habil, Kabil versiyonlu sembolizm, iki ittifaka girmiş kültün (çoban ve çiftçi kültün) bu kavgalarını da içeren, ittifakçı oluşların yansıtılmasıdır da.

Bu tür çeşitli bitki ya da hayvan veya hayvan ürünü kurban etmeye ilişkin Sümer ve Akad kayıtlarında, kardeşleşen toplumlar aşamasındaki bir hal, yine bir ilahide anlatılmaktadır. Tanrıça İnanna kendisine evlilik teklifi yapan çoban tanrı Dumuzi'nin ak koyun, kara koyun, süt, yağ bal kaymak sunmasını kabul eder. Çiftçi Enkindum'un tahıl ürünleri olan kurban yaptığı; buğday, fasulye, mercimeğe değin kurban sunusunu kabul etmez. Bu hikâyenin başka bir grup külte göre olan anlatım varyantında, kardeşleşme evlenmesi sırasında Dumuzi veya Enkidum, yukarıda sayılanları İnanna'ya düğün hediyesi olarak verir: Enkidum der ki; 'Buğday getireceğim size; Fasulye vereceğim; mercimek getireceğim size.'

Devamını Oku