Bayram Kaya Şiirleri - Şair Bayram Kaya

Bayram Kaya

34]Özhareketin kendisine yapılan bütün tavırlar, demokratça olmadığından, kendini savunma tavırları da o aşama da, illa demokratça olmayabilecektir! Özharekete Karşı yapılaşmaların ve menfi hareketlerin ve de propagandaların, söz gelimi delibaş ayaklanmalarının size göre yasal şartları yoktu. Siz bunları özharekete karşı bireysel bir özgürlük olarak mı göreceksiniz? İşgale karşı vatanın savunulmasını sizler ‘demokrasi içinde gelişmemiş bir hareket mi’ sayacaksınız? Bu, a kıl alır gibi şeytanlık değildi doğrusu.

Bu tür anlamalar, her yeni olan hayati bütün sosyal olaylar için geçerlidir. Çünkü yeni olan sistemler oturmamıştır. Sistemin karşılıklı bağımlı ilişkilenme şartları tamamlanmamıştır. Sistemin ilişkileniş ve işleyişi herkesçe, anlaşılmış, benimsenmiş, bilinir bir yapı değildir. Aksine yeni sistem yeni olan ve el üstü de tutunmağa çalışılandır. 1930'larda sistem daha henüz kurum ve kurallarıyla tam anlamıyla oturmamıştır. Halk toplumsal belirişe göre devinen siyasetini, yapılaşmasını, eğitimsel davranışları ve bunlara denk bölüşme ruhunu, daha henüz kavrayamamış tutumlayamamıştı. Bunlar zaman alacaktı.

Vaki olan saldırılar karşısında, yavaş ve tereddütlü davranışlarımızda genç sistem, her an tuzla buz, olabilecek bir çekirdek oluşumdur. Bu tür himayeler yeni varlaşır olmanın bebek korunmasına dek zorunluluğudur. Genç sistemin yeni olguları tartmaya, ne yeterince zamanı vardır, ne de sürecin demokratiklik tartışılması, olamazdı.

Devamını Oku
Bayram Kaya

35]Hele gençleri asmak için, asılma yaşını, yasaya uydurmak için, bu çağda, düzmece kemik yaşıyla büyüterek, hukuki kararlarla suçluyu asmak, aklın almayacağı, toplumsal temeli sarsacak girişimler iken, suskun kalan mangalda kül bırakmaz aydınlar ve siyasi hükümetdirler bunlar. Bir yasa çıkarışla bunların hukusuzluğunu devlet olarak onanmazlığını ilan edemezler. Bilmezler ki insanlar insan kurban etme yamyamlığını binlerce sene önce, eşdeğer kıldığı bitki ve hayvanları kendi ile eşitleyerek kurban edip, onları saygılaşan, totem kılan, uygarlaşmayı çağlar önce başardığı halde, hala; kan akıtmadan asmak; kesmek; öldürmek fiillerine kılı kıpırdamayan öke kahramanlardır, bu aslancıklar!

Bu hukuksuzluğa, böylesi iletişim çağında, bu örgütlülükle, engel olamayan, sözde aydınlar; kılını dahi oynatmayıp kılını kıpırdatmayan, böyle bir tutumun tavır alınışının beklendiği anlarda, toz olan zıpır, güya haktan yana savunucular! Müflis tüccarın eski defteri karıştırması gibi, edimlere başvuruyorlardı. Şu da gerçek ki, hiçbir şey eleştiri ve inceleme alanı dışında tutulmamalıdır. Ama bunları yapar iken de, halka karşı makul mantıklı gösterilecek tutumlarının olacağı yerde, akıl karıştıran, maksatlı bir akıl argümanların olumsuzlukla propagandif olacağı da, göz önünde bulundurulmalıdır.

Oysa güncelin ve dünün kıyaslanmasında kriterler çok farklıdır. Kıytırık tartışmaların görmezden geldiği de budur. Hâlbuki birinde, yani İstiklal Savaşında, genelin var oluşu ve genelin yararı söz konusudur. Genç Cumhuriyetle oluşan yeni kurucu meclisin,i müesses nizamla daha yeni yeni belirir ve otoriter oluşu, söz konusudur. Oysa güncelimizde ise kurulu bir düzen vardır. Bugünkü anlayışsal kurallarla, geçmişin kurallı uygulamalarına dek olanlarıyla demokrasi adına, dama taşı gibisinden oynanmaktadır.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Korktum sevdam:
Gecelerin karanlığından,
Gündüzlerin sessizliğinden,
Doğruların hepliğinden(?)

Evlerin donukluğundan,

Devamını Oku
Bayram Kaya

53]Elbette toplumlarda görev farklılaşmasından kaynaklı farklı ürün ve üretim kullanımları olacaktır. Ama asıl sorun, özel mülkiyetle oluşan kapitalistleşmenin giderek aşırılaşan çelişkilerini demokrasi tutumu olaraktan uzlaşmalarla yapılaşabilmektir! Toplum eşitsizlik ilkesi gereği olarak kastlaşacaktır. Kastlara ayrılacaktır. Kastlar ayrıcalıklaşacaktır. Adı olmasa (konmasa) da, her sistemde, sistemin adı ne olursa olsun, sistemin demokrasi de ona göre olacaktır.

Toplumun üyesi olan her hangi bir bilinçli yurttaşın demokrasiyi kullanımı, ancak bu ilişkilerden çıkabilir olacaktır. Demokrasiler böyle şartlarında oluşabilecek bir toplumsal talepleşme iken, sür git akıllarda tutulan fantastik soyut anlamalarınızı oyalanmak anlamsızdır. Ya haldeki mevcut sınıflı yapının demokratik kullanımı geliştirilir, Ya da yeni anlayış ortaya konur ki, bu halde siz tüm üretim gücü ve üretim ilişkilerinin bütününü değiştirmeniz gerekir.

Bizim kendinden menkul, ne için konuştuğu belli olmayan, pek çok bazı aydın yazar çizer takımımız demokraside demokrasi der! İstemleri neyi, neye göredir belli değildir! Demokrasi bir hukuk sistemi içinde kesikli, sürekli, fren sistemleri ile gerçekleşen,karşılıklı sağlayışlı değişkenler olmak zorundadır. Demokrasi, bir yaşayış, bir tüketiş olmaktan çıkmış; sınırsızlıkla, aptalca, kişisel kaprislere, aptal oluş gibidir artık! Her şey gibi demokrasi de, bayağılaştırılmaktan kurtulamaz. Artık ortam bir aldatmanın, bir uyutmanın tartıştırılmasıdır.

Devamını Oku
Bayram Kaya

59]Bunun içindir ki şimdi de 1996'dan beridir de 'Cumhuriyet Travma yarattı' terene ve sakızı var edildi. Cumhuriyet aydınlanmasıyla asla ve asla buluşturulamayan halk, bunun yerine toplumumuzu; hortlaklarıyla, yani tekke, cemaat ve tarikat gibi mezara gömdükleriyle hızla ve tam bir demokratik özgürlükler içinde(!) buluşturulmasının çok ivedi gayretindedirler!

Şimdi güzel Türkiye'miz, nüfusun % 10-15 i aşmayan bir bu gibi azınlığın ve fevri çabalarının, gayretleriyle olan tarisel, nesnel ve bilimsel olgulardan yoksun olmanın aydınlanması içindedir! Aydınlanmamanın temelinde, bir akıl ve ekonomik fakirliğin, bir sınıfsal çelişkinin, uluslar arası güçlerin egemenlik yarışmasının belirleyici rol oynadığı, anlaşılamadığı için 'halk iradesi' boğması ile toplum, cendereye hapsedilişle sıkıştırılmaktadır. Halkın bir paket erzaka ihtiyaçlılığından çıkan yetkilenme potansiyelini, güya 'halk iradesi' cakasına çevirmektedirler!

Yurttaşlık bilinci olmayan, tebaa ve sadaka mantığınca iyice yoğrulmuş olan, bazı ama %85 çoğunlukta kitlelerin ihtiyaçlılık bilmezliği, 'halk iradesi' yapılmaktadır. Halkın, ihtiyaçlarını karşılanması bir 'sosyal adaletçi' yurttaşlık hakkı sağlanması içinde olması gereken; halkın bu bilmezliği sadakacı öğütçü öğrenme kültürleriyle buluşmaları olmaktadır. Hükümetlerin bu sosyal adaleti gerçekleştirmeleri zorunlu bir anayasal ve sözleşimsel zorunluluklarıdır.

Devamını Oku
Bayram Kaya

72]Yine kişilerin bir dinsel anlamalarıyla, bir kendilerinden anlayışlı olan, içsel anlamaları vardır. Böylesi öznelci bir kişi, siyasi erkte veya her hangi bir sorumluluk mevki konumlu pozisyonda bulunma durumlarındadırlar. Kişilerin belki kendi zaaflarına çeki düzen vermelerinin, öznel mütalaaları içinde olmalarıdır bu. Bunları toplum bilinci yoksunluğu ve haksız uygulamaları var olan toplumsal belirsizliğin şiddete taşınmasını hayli körüklüyordu. Bu eğilimlerin kendi birliğini şiddetlendiriyordu.

Ancak iç isyanlar bu bağlamlarıyla, bu türden anlayışçı ve sistematik bakılışlı analiz edildiğinde, doğu isyanları çok manidar bulunur. Olaylar açık bir şekilde tahripli, tahzibçi (grupçu) , takzifi (iftiraya varan) görülmektedirler. Otoriter yönetimlerin hiçte doğru, adil ve toplumsal olmayan uygulama nefretli bozukluklarını kastetmiyorum. Onlar tümden bir aymazlık ve drama varan muktedirsizliktirler.

Bu ayaklanmalar toplumsal olmaktan çok çok, sosyal şartlarını taşımaktadırlar. İsyanların, günün güncelliğinde ve bölgesel olan otonomcu oluşması vardır. Sosyal koşullarındaki aşiretçi ve sosyal töreci yapılaşmalarıyla, kabile yaşantılaşması vardır. Olaylar, zaman ve düzlem olarak, benzemeseler de, bu durum ile bölge, cahiliye dönemi, Arap kabile yaşantılaşmasındaki feodal yapılı aşiretçi otonom oluşların, çöreklenmiş tüm çıkar çatışmaları benzerliğini ve paralelliğini taşıyor olmasının görülmesi vardır. Atatürkten sonra bu durumu tüm siyasetçiler kullanmışlardır.

Devamını Oku
Bayram Kaya

68]Elbette olmak zorunda da değillerdi. Ama ana alan üstüne inşa olmak gibi de bir zorunlulukları vardı. Eskisi olmayanın yenisi olmazdı.

Bu yüzden güncel akışlı olamıyorlardı. İşin kolayı olan, halkın nabzına göre şerbet veren, halkçı alanla ilgili devinme esasları üzerine kendilerini seçmene lanse ediyordular. Oysa halk politikaları değil, toplum politikaları oluşturmalıydılar. Toplum politikalarıyla üretip özgürleşilip, üretimin bölüşümü esnasında halk politikalarına yönelmeliydiler. Adım atabilmeniz için bir adım uzamı olmalıydı.

Bu, hem siyasetteki kaliteyi, hem bilinç devinmesini düşürüyordu. Toplumsal işleyişin partisi olacakken halkın keyfiliklerine göre, halka şirin görünen partiler oluyorlardi. Bu nedenle ülkede demokratik yaşamlı bir toplumsal üretim ve paylaşım ortaya çıkmıyor, sürekli hatalar ve eş dost zenginleştirme yağmalarıyla,taraftar kayrılması ve kadrolaşılmasıyla siyasetin kalibresi oldukça aşağılara iniyordu.

Devamını Oku
Bayram Kaya

69]Daha hız alamazlarsa, 'demokrasi şehidi Menderes' algılatış masumluğu ortak paydasından, kendilerini söylerler!

Değilse bu söylemler demokrasiyi sevip, Sayın Menderese yandıklarından değildirler. Hem Sayın Menderes’le meşrulaşırlar Hem de devletle haksız akçeli işleri olan kişilerin, bu tür söylemleri, bir tür günah çıkarmanın demokrasi argümanlarıdır.

Demokrasi bireyler üzerinde yansımaz. Demokrasi toplum üzerinde gerçekleşir. Toplum üzerinde gerçekleşenler birey kullanımına sunulur. Değilse birey kullanımı ile toplumsal yarar çıkmaz. Bizde çalı tersten sürükleniyor. Demokrasi bireyler üzerinde gerçeklemeyle ölçülüyor. Birey üzerinde gerçekleşenlerde kayırmalar yandaşlar akraba hısım taalükatına ihalelerle isabet ettirilen toplum pastası payıdır.

Devamını Oku
Bayram Kaya

70]Bizi yönetenler dahi toplum içi yükümleşme akdinin gereği olaraktan, bize karşı hizmetçi olduklarını bilmek de vatandaşın vatandaşlık bilincidir. Halka, vatandaşlık bilinci vermek yerine 'ulul emre itaat' kültü verilmektedir. Bu inak verilmeden de, kişilerde inalcı boyun bükmenin kul olma bilinci olamazdı. Üstelikte bu tür sözler, sistem yöneticilerinin, kendilerini; korumaya aldıkları, bir dokunulmazlık zırhıydı.

Meşruiyetliğin kaynağını akılcılıkta ve nesnel aktüel ilişkilerden alamayan egemen yönetimler totem kutsallık söylemleriyle meşru oluyorlardı. Ahalinin varlıkları, yerel egemencilere teslim edilmiş, bir gelişememe olmuştur. Bugün de aynıdır. Bu yüzdendir ki kimi bölgelerde merkezi otorite zayıflamıştı. Ama bu türden nedenlerle kalkıştırmalardan, heyecanlar yaratırlarsa da, yukarıdaki sayılan temel nedenlere üstünlük sağlayabilir oluşmaları, uzun süre pek pek çıkaramazlardı.

Anadolu hareketi, katılımcıları tarafından kavransa da kavranmasa da temelde 'legal bir merkezi otorite' ortaya çıkarıyordu. Bütün iç direnç ve şiddet; dış sömürülü kaynaklı direnç ve şiddet; kontrol edici güçler tarafından, denetleniyordu. Bu olumsuz meşrulaştırma gayreti içinde olan eksene tabii plânlar, projeler oluşturuldu. Halk da, proje merkezlerinin uyandırdığı iç ve dış olumsuz propagandaların, duygu seline, kapılıyordular. Bu tür yöneltimli oluşmacı duygular, sürtüştüren dinsel ayrımcı kutuplaşmalar üzerinden giderdi. Güya, dinsizliğe karşı bir cihat çağrılarına dönüşüyordu (vatandaşın dinsizliğinden kime ne?) . Bunlardan toplumsal birlik ve bir toplumsal yapı çıkar mıydı?

Devamını Oku
Bayram Kaya

49]Yüce Tanrı'nın, her şeyi; değişmenin içinde, düzen ve düzensizliğe çevirdiği, süreçleştiği bir evrende, bağnazlar kendi uydurmalarını, Tanrı söylemiştir diye bir aldatmanın ve onları savunmanın içine girerler. Kurtarmak istedikleri kendi gururlarıdır. Ve üzerine bina kurdukları, uydurma temelin savunulmasıdır. Kirli çıkar ve emellerini savundukları şer odaklarıdır. Gözleri açacak olan her gidiş, bunların karşı olacakları bir argüman olur çıkar.

Türk devrim hareketi, zorlukları olan bir başarıdır. Zorluklar, geçmişteki mazi yapının, kendi iç disiplininden kaynaklıdır. Ve bir de, inançların bin yıllarca süren çıkarcı sömürülü teamüller düzenini uygular olmalarından kaynaklanmaktadır.

Böylesi şartlanmışlık yapısındaki halk, kendi ümmetçi anlayışı içinde aslında kendilerini sosyal ve toplumsal yapıya ait yönetim içinde, söz sahibi olarak katkın ve müdaheleci görmezler. Bir boyun eğişin katlanması içindeler iken, birilerince; 'Yapı yana kaydı, haydi Müslümanlar; din, iman, hayâ kalmadı. Gün bugün' denende: kendini görevli ve kontrol edilemez bir taşkınlığın içinde ve eylemcisi olmakla, durumdan vazife çıkartabilmektedirler.

Devamını Oku