Tarifi olmayan bir eksiklik duygusuna kapılır insan…
Yapabildikleri karşısına dikilir ama eksiklik yoktur. Her şey tam gözükür.
Oysa insan hep içinden kanar ve içerden kanayan yara kabuk bağlamaz…
Tedavisi yoktur bazı yaraların, zaman der geçeriz sadece…
Sadece geçip gideriz üzerinden, yara içerden kanar. Kimi zaman ateş olur yakar.
Kimi zaman küle döner. Pusuda bekler bir kıvılcımla alev alır.
Merhaba çok iyi biliyorsun
Yollarımız kesişmiyor bir bütün içine
Çıkmaz sokak yalnızlığı taşıyor dudaklardan dökülenler
Kalemden akıp giderken rengi değişiyor sayfalara
Yüreğimizi en son nerede bırakmıştık hatırlasana
Gidip gelmelerin doldurulmazlığına seslenişlerim… Severken de üşürmüş insan bildim. Kaç şiire tüketilmişliği ekledikçe, tükeniş zamanlarını içtim. Bu kaçıncı gözlerinden geçişimdir ve söz dinlemez imgelem kuyularına düşüşlerim…
Sen gittin
Ben gittim
Sen gidersin
Ben giderim
Oyunlarıyla
Yalnızlığının getirdikleriyle götürdükleri arasına kurduğun köprüler üzerinde yürüyüşlerim... Aşkın hangi basamağı kırıklığını yansıtırsa oradan düşüyorum içeriye ve içerisi boşluk, çekiliyorsun sığlığından, dokunuşların dilleniyor senliğinle… Yıkılmaz sanılan surlara gedikler açılıyor, aşkın kapısından geçişlere…
D/üşüyorsun yalnızlığına dokundukça
Sağanak olup yağmışken düşlerime
Hangi aydınlığa döner yönüm
Ki yönüm sendin, senden yanadır seslenişim
Adının geçmediği bir şiir yâda yazının hükmü yok yüreğimde; senden geriye kalan yalnızlıksa eğer dibindeyim işte, görebilirsin kimsesiz yanımı satır aralarında… Senden sonrası hiç olmadı. Ben senli zamanlara tutuklu… Belki eski ben değilim ama yeni bir beni de hiç yaratamadım. Şimdi tüm zamanları yaşıyorsam sensin diyedir. Senden gelenleri tüketişim olur yazdıklarımla… Ne eksik ne fazla tam kıvamında… Her şey sana dair, ayrılık bile hatta yalnızlıkla birlikte kol kola…
Resmiyet raporları ne söylerse söylesin
Gönül muhasebe kayıtlarını tutuyor
Vergisi ödenmiş bir aşkın içten içe yaşanılan yanlarını
Yorgunum artık dile getirmekten sensizliğin ne demek olduğunu… Yazdıklarımın içine sığmayan gözlerin zorladıkça, ellerim dokunur sensizliğe… Bir sızı olmuyor değil ara sıra senden ötürü… Yokluğun dokunuyor yerinin doldurulmazlığına… İnkâr etmiş olsa bile düşüncelerim, bir yanım eksikliğinle can çekişiyor… Sessiz ol! Sadece sessiz… Kimse duymasın. Ben duyarım… Güzeldir sessizlik, sessiz kalınabilirse bunca gürültünün içinde ve duymazlıktan gelinebilseydi birçok şey… Yokluğun acıtmış olsa bile canımı, mutlu olduğunu bilmek unutturuyor. Bende bıraktıklarını düşündükçe…
Dile gelmez bir sıcaklığı taşıyor dokunuşların, sözlerin kifayetsiz kaldığı geçmiş zaman dilimlerine bulaşık bir hüzne… Günler boyanıyor senliğin verdiği coşkuyla, bir kuş uçuyor kafesini parçalayıp; bilinmez ve asla hiç yaşanmaz denilen hisleriyle kanatlarını çırparak… Adının henüz konulmuş olmadığı, şaşkınlık nöbetleri geçiren bir hastaya şifa oluyor soluğun… Gecikmişlik yâda yaşanmışlık hükmünü yitiriyor. Her kışın sonunun bahar olduğu gerçekliğiyle yüzleşiyor insan. Yaşanması güç görünen ve bir o kadar silinmez sanılan geçmiş gözünde eriyip gidiyor. Güneş bir başka doğuyor bu aralar…
Bir şarkının en can alıcı sözlerine bırakıyorum kimsesizliği ve uzaklığını… Düğümleniyor geceler ve sesi kesiliyor sokaklardaki seslerin. Şehir çok kimsesiz geliyor. Ne çokmuşsun varken ve ne kadar eksiğim yokluğunda… Kelimelere sığdırıyorum yalnızlığı, taşıyor sayfalardan sana doğru, sen yoksun. Yokluğun dokunmuyor artık, varlığının dokunmadığı gibi… Var olsan şehir dolu olurdu. Şimdi bomboş her yer ve sessizlik dokunuyor ellerime üşütmüyor. Sessizliği sensizliğe seçtim. Senin olmadığın bir şehirde sürükleniyorum. Özlemedim yalanını kendi kendime söylenerek…
Aşk bir yalandı. Yaşanmak istenilen bir doğruydu da… Üç yanlışın bir doğruyu götürdüğü hayatın içine yerleşik bir oluşumdu. Yaşanılası ve hesap ödettiren… Aşk yaşanırken güzeldi. Sonrasına gelen, içinden çıkılmaz sancısal götürdükleri ne acı… Aşk bir reflü hastalığıydı da. Mideden kıvrandırmaya başlayan kramplar eşliğinde; sonrası kalp yetmezliğine dönüşen. Evet, aşk bir hastalıktı. Bulaşıcı değil ama bulaşılması istenilen…
Yazdıklarımdan hesap vereceksem eğer, tek sana vermeliyim. Çoğu zaman kurgusal işledi seni mısralara, kimi zaman geceyi sen yaptı gündüzleri içerisinden çıkartıp… En çok şarkımız dokundu dinlerken yüreğine ve sen duymadın. Bir çay bir sigara tüketip gitti sensizliği… Yalnızlığını düşledikçe ah etti şiirler, nesir olup gitti. Ne sen duyup okudun, ne ben seni yazmaktan vazgeçebildim kurgusallığınla… Bazı zamanlar içinden çıkılmıyorsa bırakacaksın içinde kalsın. Sonu yoktur bazı şeylerin ve dile gelmezdir yaşanılması gerekliliğiyle…
Düş artık geceden
Sabahlara kon gece kuşu
Vaktidir kanat çırpmanın




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!