Ya bu kalem sonum olacak
Ya kalem seninle son bulacak
Sana bir şey demiyorum. Herkesin haklı olduğu bu dünyada sende haklısın. Haksız olanın kim olduğu belli olmayan bir düşten geçiyorum. İçimde yeşeren bir bahçe, mevsim kışa dönmüş yüzünü ve çiçeklerini topluyorum. Kendini hissettiren ayaz, ben baharı yaşıyorum. Düne dair izler silinirken, ben yüreğine yürüyüp gidiyorum ve sana…
Haklısın haklı olmasına ama özlendiğini bilmekte hakkındır haklısın…
Diyorum…
Nerede yanlış yapmıştık, neden yalnız kalmıştık böylesine tutkunluğun yaşandığı zamanların içinde… Ya neden ayrı düşmüştük, iç içe geçmişliğimizin bizi dışarıya savurmasını göremeyecek kadar kör oluşumuzla… Sevgili biz kördük, nasıl bir aşkı ördük yırtılıp gittiğini görmeden onca sevmişlikle… Şimdi yıkılmaz sanılan kalelerin bile, bir taşın eksikliğine devrildiğine tanıklık ediyoruz. Gidiyoruz birbirimizden hiç istenmemiş olsa bile gidiyoruz. Yakın zamana yosun tutuyor her yanımız ve yönünü bulacaklara yön olacağız. Biz birbirini bulamamışlığımızla…
Kendi içimde bir dünya
İçine sığmayan bir ben ve sen
Hisler aynası, düşlerim boyalı
Bu hesaplar kimlere sorulmalı
Sonu olmayan bir düşün içine düşmüşüm
Uyanmak istemediğim, uyanırsam gideceğin
Kusura bakma sevdim seni, senden izin almadan. Sevdim işte, içi dolu gerçeği boş bir sevgiyle… Sonu olmadığını bildiğim halde gittim peşine, eşine rastlanılması zor günlerin içinden çıkardım düşlerini öyle sevdim. Sevdim işte izahı olmayan yönüyle, seni sana rağmen senden gizli sevdim. Sen bildin sevildiğini ses etmedin. Ben sevdim sesime gelmedin. Sevdim işte, denizler kadar engin, ormanlar kadar ıssız, geçmek bilmeyen geceler kadar uzun… Sonsuz düşlerimin içine katık edip sevdim. Şiirlerime misafir edip, her kelimesine seni işleyip sevdim. Sevdim işte hepsi bu…
Sen âşık olmaktan korktun
Ben korktuğuna boğuldum
Seni ne çok sevdiğimi sorarsan sessiz kalırım. Cevapsızdır bazı sorular susarım. Dünya kadar desem az, yıldızlar kadar desem eksik… Bana seni neden sevdiğimi sorarsan, yüreğin derim. Senin bile bilmediğin kadar güzellikte olduğu için derim. Sen en iyisi bana bir şey sorma, yaşayayım seni ama sen sorma… Başta dedim ta cevapsızdır bazı sorular…
Şu geceler olmasaydı
Hayat daha yaşanılası olabilirdi
Eksilip gidiyoruz kendi içimizde, eksiyiz birbirimize artıya dönmek istedikçe... Bin parçaya bölünüp, bir parçaya toplanıyoruz. Kaç yaşanmışlığı içimizden çıkarmak istersek, bir o kadarına çarpılıp yaşıyoruz.
Sessiz sedasız bir geceye yıldız düşüren gözlerin renk verirken, sabahlarına gülüşlerin ses verir. Bizi biz eden bir gömülmüşlüğün içine süreğenliğimiz, hiçbir kitaba sığmaz yanıyla… Alışılagelmiş düşünceleri yırtıp, kendi içine dolan ve kendi içinde taşıp giden doldurulmaz oluşuyla.
Gözlerime çöken akşamüstü yalnızlığı, içimde bir hoşluk peşine gelen bir boşluk, kim unutmuş bu gözleri resmin içinden bakıp duruyor. O bakıyor, zaman kendi içine akıyor. Uzak bir köşeden bir kuş kanatlanıyor, bir yürek kendi içine suskunlaşıyor. Kimse kimseyi görmeden hayatın kucağına koşuyor. Kaç sensizlik bize çıkarken, kaç gecenin sorgusuna girmemiz gerekiyor. Kaç sabahına uyanış sensizliği yok ederken, sahi kaç yalnızlık bizi bir ediyor…
Yanında olup, aynı uykuya dalmak vardı. Yanında olup aynı rüyalardan uyanmakta… Yanında olmayıp bunları düşünüyor olmak ne fena, ne acınılası bir hiçlik dürtüsü… Ne çok isterdim yanında olmayı, yanında olup yanına sokulmayı, gözlerinin içine bakıp kaybolmayı...
Oysa şimdi düşlerimin içindesin ve her an içimdesin senliğinle, senin bana kattıkların, benden kopartıp, beni ben yapan senin dokunuşlarınla… Bu kadar uzak, bu kadar yakın yaşanırken birliğimiz…




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!