Sonbahar geldi…
Hüzünlü bir gecenin ardına sakladığım mısralar,
Çözülmeye başladı bir bir.
Dilimden dökülüyor kelimeler,
Gidişinin kaçıncı kasımını kutluyorum,
Aslında ben…
Yıllarca kıyıda durmuş bir çocuk gibiydim,
suskun, ürkek,
sevilmeyi bekleyen.
Sana son bir sözüm vardı,
Anılarda hayalin kaldı.
Sevdan beni karanlığa saldı,
Kırdığın yerden sen de kırıl emi.
Yüreğim eskisi gibi bakmıyor sana,
kırgınım…
Öyle üç beş suskunluk değil bu;
Bugün bir başkalık var bende.
Yağmur yağıyor yüreğimin her köşesine,
sanki bütün bedenim sırılsıklam.
İçimde tarifi olmayan bir umutsuzluk…
İnsanlık ölmüş diyorlar,
Gömülmüş vicdan,
Selası bile okunmuş.
Küçücük bir melek,
Çaresizce yollara düşersin;
her adımda kocaman bir boşluk büyür içinde.
Ağlamak istemezsin,
göz pınarlarından iki damla yaş süzülür.
Nefes almak istersin,
Nasılsın…
Aklımdasın yine,
Sessizce içimde yankılanan bir düş gibi.
Hiç aklına geliyor muyum?
Işıl ışıl parlayan bir sabaha
gözlerimi açtım.
İçimde tarifi olmayan bir huzur vardı;
çünkü gönlüme sen doğmuştun.
Ah, sen hangi duamın karşılığıydın?
Vicdan dedikleri masala dönmüş, Merhamet dillerde, yüreklerde yok. Kim kimi ezer, kim kimi gömer, Bütün hesaplar çıkar olmuş.
Ne zaman bu kadar kaybolduk biz? Ne zaman insan, insana bu denli uzak? Bir tek gözyaşı sahiden samimi, Bir tek hüsran yalanı boğacak.
Ve ben… Kör düğümler içinde bir ses, Bağırıyorum yankılansın diye, Ama duyacak biri kaldı mı?




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!