Dünyayı sırtıma aldım sandım,
Meğer yük dediğim kendimmiş.
Yetişeceğim yollar çizdim ufuklara,
Varınca dinlenirim dedim,
Her vardığım yerde başka bir yol belirmiş.
İçsel bir savaş içinde,
cevapları arıyorum.
Hayallerim, düşüncelerim arasında,
Birbirine karışan sözcüklerde kayboluyorum.
Aklımda geziniyorsun
Nisan yağmurları gibi,
Damla damla dolaşıyorsun düşüncelerimde.
Aradığım huzuru kaçırıyorsun,
Herkes savunma merci, kimi hâkim, kimi savcı,
Haksız olanın kazancı,
Çeneleri yorulmaz mı?
Anlattılar, dizi dizi, bıktırdılar hepimizi beş paraya sattılar sevgimizi,
Bir umutla doğar sabahın ışığı,
Gecenin koynunda sarar karanlığı.
İçimde bir huzur, bir ince sızı,
Ruhumda bir teslimiyet yankısı.
Kalbimin sen diye vuruşunu neden duymuyorsun?
Her ritmi adını fısıldıyor usulca,
Gecenin sessizliğinde yankılanıyor özlemin,
Bir tek sen fark etmiyorsun, bir tek sen duymuyorsun.
Her kalkış sancılıdır, çünkü sen sadece yükselmiyorsun;
eski kırgınlıklarını, yaralarını, birikmiş tüm yüklerini de taşıyorsun.
Ama bil ki ; her kalkış bir mucizedir;
her defasında yeniden doğuyorsun, yeniden güçleniyorsun.
Geceyi araladım, gözlerinde kayboldum,
Bir bakışın yetti, ömrüme mühür oldun.
“Gel” dedin, ateşlere yürüdüm korkmadan,
Adını fısıldadım göğe, yıldızlar duydu ardından.
Sonbahar geldi…
Hüzünlü bir gecenin ardına sakladığım mısralar,
Çözülmeye başladı bir bir.
Dilimden dökülüyor kelimeler,
Gidişinin kaçıncı kasımını kutluyorum,
Aslında ben…
Yıllarca kıyıda durmuş bir çocuk gibiydim,
suskun, ürkek,
sevilmeyi bekleyen.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!