yılgın kanatları var günlerin
her an kendini boşluğa bırakabilir insan
korkarım tutunulacak bir dal arayana
hüsran doğurur depresif
zamanlar
olağan şeylerin dışında farklılıkla geliyor günler
rüzgârların nefesinde garip uğultu sokak bana hiçleniyor
yolum nereye bilmiyorum karanlığın ellerinde ellerim
belirsizlik beni çağırıyor yürüyorum sanrılar vadisine
uçuşan eteklerim sürünüyor peşim sıra
dilim kuru gazeller gürültüsü
hücreleri istila edilmiş bir geleceğin ortasında
yitik gün kokusunu tarıyor gözlerim
alazlanmış acıların içinde sessiz bir gök
ç-ağlıyor ruhumun kurak nehirleri
oldukları yerde
tarhun kokusu sarmış mistik kitapları
geçmişin ağdalı tozu örtmüş incinmiş
sararmış yüzeylerini
uyan! uyan!
yol ucunda uyuklayan yağmur
ruhum yangın yüreğim kördüğüm
sihri kararmış gücenik ayların yılların
mumundan damla damla çözünürüm
dilimin zor döndüğü minvalde
içimizde kızılca kıyametler koparan aşüfte günlerin
kucağında saçımızı başımızı yolan hayat
dış kapıların kırık mandalıydın
karanlığıydın bulanık suların
olağan dışı şeylerin natırıydın
ve zorluklar kumpasının
sesimi tuza yatırdım
taş fırında kızarmayı bekleyen balıklar gibi
insan hangi dilde karanlığına sımsıkı sarılıp uyur ki
içindeki açan güneşleri hangi mızrakla vurur kanatır ki
minyatör apartmanların derdini birkaç çam birkaç köknar birkaç çınar dinler
insanın derdiniyse
çıplak duvarlar ve sırsız aynalar
sessiz akıyor sular şimdi
durağan bir tablo gibi yaşam kımıltısız
günün tenini yıkayan güneşin şarkısı
doğurur belki topraktaki tıfıl tohumları
kim bilir göğe uzanır sevginin barışın
ipekten pırıl pırıl saçları
yine kanla buluştu parmaklarım
gecenin bir yarısı ne yapsam dur durak bilmiyor
kan gölünden bir tapınak bedenim derinden akan sinsi uğultu
ömrün son demi bu daha güze durmamışken papatyalar
uykusu kıt gecelere yorgun beden teslim etmeye
agah hep bu can




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!