Aşk bir resim sanatıymış aslında; gökkuşağı çizmek
gibi.
Mesela baktığın her yer rengârenk,
Bir yılın tek mevsim olduğu, her yanın lalelerle ve papatyalarla dolu olduğu bir resim.
Bir çift gözün nezaretindeki en güzel mahkûmiyet;
Gül bahçesine giren menekşenin boyun büküşündeki mahçubiyet.
Gönül ağacında yer edinip, çocuk misali korkmakmış düşersem diye;
Sımsıkı sarılmakmış dallarına, güven veren şefkatli
kollar gibi.
Çöllerdeki vaha, dilden düşmeyen tek duaymış.
Mihnetlerle bezenen fil ordusuna kafa tutan,
Küçük yüreğinde umut taneleri taşıyan ebâbillermiş.
Emanet kuş bilmek sevdiğini;
Saç telini savuran rüzgara düşman olmakmış,
Aslında bir varmış ve hiç yokmuş diye başlayan,
Mişli cümlelerde ve sadece masallarda geçermiş.
Anlarsın ki aslında suyun rengi siyahmış.
Evet evet, bir resim gündüz gökyüzünde,
Gece karanlık pencerede duran bir rüya.
Hatta rüyadaki murad değil, cehennem vadisinde kurulu sıratmış.
Vaha diye gördüğün aslında yanıldığın bir serapmış.
Umut tohumlarının toprakta can suyu bulamamasıymış. Adak ederken tek kapıya kendini,
Kurban edilip kırk kapıya sebil olmakmış;
Daha kırkın çıkmadan.
Mehmet Alper 2
Kayıt Tarihi : 10.09.2026 16:22:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!