Seni ilk gördüğümde
gözlerim bir görüntüyle karşılaştı,
aklım bir ihtimali sorguladı,
kalbimse henüz adını koyamadığı
bir anlamın eşiğinde durdu.
Sonra anladım sevgilim,
hiçbir görüntü yalnızca gördüğümüzden ibaret değildi.
Bir yüz, bakana göre değişen bir hikâye;
bir gülümseme, geçmişin içinden süzülen bir iz;
bir bakış, iki insan arasında
sessizce kurulan bir anlamdı.
Aşk
Görünmeyen Kadrajda Sen
Seni ilk gördüğümde gözlerim bir görüntüyle karşılaştı, aklım bir ihtimali sorguladı, kalbimse henüz adını koyamadığı bir anlamın eşiğinde durdu.
Sonra anladım sevgilim, hiçbir görüntü yalnızca gördüğümüzden ibaret değildi. Bir yüz, bakana göre değişen bir hikâye; bir gülümseme, geçmişin içinden süzülen bir iz; bir bakış, iki insan arasında sessizce kurulan bir anlamdı.
Sana bakıyordum, ama gerçekte neyi görüyordum?
Gözlerinin rengini mi, yoksa o rengin içinde kendime ayırdığım yeri mi? Dudaklarının kıvrımını mı, yoksa söyleyemediklerimin sende bulduğu karşılığı mı?
Belki aşk, görmenin başladığı yerde değil, gördüğümüz şeyin anlamını sorgulamaya başladığımız yerde doğuyordu.
Çünkü insan sevdiğine bakarken yalnızca karşısındaki insanı görmez; kendi beklentilerini, korkularını, öğrendiği bütün yakınlık biçimlerini de o görüntünün üzerine yerleştirir.
Ben seni bir hayale dönüştürmek istemedim. Seni kendi arzularımın çerçevesine hapsetmeden, bana benzemeyen yanlarını da anlayarak, kendi hikâyenin öznesi olarak sevmek istedim.
Sen bir fotoğraf değildin sevgilim, bakışımın dilediği gibi yorumlayacağı sessiz bir nesne hiç değildin. Sen, anlamını yalnızca benim gözlerimde değil, kendi düşüncelerinde ve seçimlerinde de özgürce kuran bir insandın.
İşte orada değişti her şey.
Aşk, seni seyretmekten seninle birlikte dünyaya bakmaya dönüştü. Birbirimizi anlamanın, birbirimizi tamamlamak kadar birbirimizin farklılığını korumak olduğunu öğrendim.
Şimdi seni yağmurun ardında görüyorum; camdaki yansımanda değil, yürürken seçtiğin yolda, bir düşünceyi savunurken sesinde, yanıldığını fark ettiğinde değişen fikrinde…
Çünkü güzellik yalnızca görünen değildir; bazen bir insanın dünyayı nasıl yorumladığı, hangi haksızlığa itiraz ettiği, hangi iyiliği kimse görmeden yaptığıdır.
Ve ben seni, başkalarının nasıl gördüğünden bağımsız olarak tanımaya devam etmek istiyorum.
Ne seni bir ideale dönüştürerek gerçekliğini eksiltmek, ne de kendi hikâyemi sana dayatarak özgürlüğünü daraltmak…
Benim aşkım bir portre değil, her gün yeniden anlam kazanan canlı bir karşılaşma olsun.
Bir gün saçlarına sonbahar düşse, yüzünde zamanın ince çizgileri belirse, dünyanın sana tuttuğu aynalar değişse bile ben yalnızca eski görüntünü aramayacağım.
Seni, değişebilme hakkınla seveceğim. Çünkü insanın hakikati, bir ana sığdırılmış görüntüsünden büyük; aşkın hakikatiyse birbirini tanıdığını sanmaktan daha derindir.
Gel sevgilim, birbirimize yalnızca bakmayalım; birbirimizin dünyasını anlamayı öğrenelim.
Belki o zaman aşk, görüntünün ardında saklanan bir sır olmaktan çıkar ve iki insanın, birbirini nesneleştirmeden, birbirine özgürce anlam verdiği eşsiz bir hakikate dönüşür.
Aşk
“Aşk, sevdiğini kendi bakışının içinde dondurmak değil; onun senden bağımsız bir dünyası olduğunu kabul ederek her gün yeniden tanımaya cesaret etmektir. Çünkü gerçek yakınlık, bir insanı görmekle değil, onu kendi hakikati içinde anlamaya çalışmakla başlar.”
Aşk
Gel sevgilim,
birbirimize yalnızca bakmayalım;
birbirimizin dünyasını anlamayı öğrenelim.
Belki o zaman aşk,
görüntünün ardında saklanan bir sır olmaktan çıkar
ve iki insanın, birbirini nesneleştirmeden,
birbirine özgürce anlam verdiği
eşsiz bir hakikate dönüşür.
Aşk
Sevgilim,
Bana aşkın bir rastlantı olduğunu söyleme;
rastlantı dediğin şey,
henüz okuyamadığımız bir hikâyenin
ilk cümlesi olabilir.
Ama sakın kader de deme hemen;
çünkü insanın özgürlüğünü
bilinmeyen nedenlerin gölgesine bırakmak,
aklın önüne görünmez bir duvar örmektir.
Belki evrenin her sırrı çözülmez;
bazen gerçeklik,
olasılıkların zarif belirsizliğinde
kendi dilini arar.
Ben de seni sevmenin nedenlerini aradım:
zekânın düşüncelerime dokunuşunda,
bir cümlenin içindeki incelikte,
sessizliğin bile anlam taşıyan
o eşsiz yakınlığında…
Aşk
Sana verdiğim değer,
geçmişin bir tekrarı olmak zorunda değil;
bugün yeniden düşünebildiğim,
yarın yeniden emek verebildiğim
özgür bir iradenin ifadesidir.
Aşk
Seni sevmenin nedenlerini aradım:
zekânın düşüncelerime dokunuşunda,
bir cümlenin içindeki incelikte,
sessizliğin bile anlam taşıyan
o eşsiz yakınlığında…
Fakat bütün nedenleri topladığımda
senden geriye yalnızca bir açıklama kalmadı;
açıklamaların hiçbirine bütünüyle sığmayan
daha derin bir hakikat belirdi.
Aşk
Bir ışık, içinden geçtiği düzene göre değişiyorsa,
bir insan da sevdiğiyle karşılaştığında
aynı insan olarak kalabilir mi?
Sen geldin;
düşüncelerimin doğrultusu değişti.
Dünyaya baktığım açı başka oldu,
önceden kesin sandığım hükümlerim
yeni soruların karşısında yeniden biçimlendi.
Aşk
Sevgilim,
Belki de aşk,
evrenin henüz uzlaşamadığı
en eski matematiksel problemdir.
Birileri her şeyin rastlantı olduğunu söyler,
birileri görünmeyen nedenlerin
sonuçları çoktan belirlediğini…
Aşk
Seni sevmem rastgele bir kıvılcım mıydı,
yoksa henüz keşfetmediğim nedenlerin
kaçınılmaz bir sonucu mu?
Bilmiyorum.
Fakat bilmemek,
hakikatin yokluğu değildir;
bazen yalnızca
ona ulaşacak düşüncenin henüz tamamlanmadığını gösterir.
İşte bu yüzden, sevgilim,
sana duyduğum aşkı
ne bir tesadüfe teslim ediyorum
ne de kaderin değişmez hükümlerine.
Çünkü aşk,
nedenlerini araştırabileceğimiz kadar akla yakın,
bütün nedenlerini tüketemeyeceğimiz kadar derindir.
Aşk
Gel sevgilim;
ışık hangi doğrultuda ilerlerse ilerlesin,
biz birbirimizi bir formülün içine hapsetmeyelim.
Bırakalım bilim evrenin nasıl işlediğini araştırsın,
biz birbirimizin iç dünyasını anlamaya çalışalım.
Çünkü evrenin sırları
bir gün bilimle biraz daha aydınlanabilir;
ama iki insanın birbirine verdiği değerin
gerçek karşılığını bulmak için
yalnızca hesaplamak yetmez.
Aşk
Geçen Aşk
Sevgilim,
Belki de aşk, evrenin henüz uzlaşamadığı en eski matematiksel problemdir.
Birileri her şeyin rastlantı olduğunu söyler, birileri görünmeyen nedenlerin sonuçları çoktan belirlediğini…
Ben seninle karşılaşınca anladım: İnsan, bilmediği bir düzenin içinde yaşarken bile kendi hakikatini aramaktan vazgeçmemelidir.
Schrödinger’in saklı sayfalarında ışığın polarizörden geçişini açıklayan başka bir matematiksel ihtimal vardı; benim kalbimdeyse bütün teorilerin dışında kalan bir soru:
Bir ışık, içinden geçtiği düzene göre değişiyorsa, bir insan da sevdiğiyle karşılaştığında aynı insan olarak kalabilir mi?
Sen geldin; düşüncelerimin doğrultusu değişti. Dünyaya baktığım açı başka oldu, önceden kesin sandığım hükümlerim yeni soruların karşısında yeniden biçimlendi.
Belki bu, fiziğin değil, insanın kendi içindeki dönüşümün hikâyesiydi. Ama ben her dönüşümün içinde sana uzanan bir anlam buldum.
Seni sevmem rastgele bir kıvılcım mıydı, yoksa henüz keşfetmediğim nedenlerin kaçınılmaz bir sonucu mu?
Bilmiyorum.
Fakat bilmemek, hakikatin yokluğu değildir; bazen yalnızca ona ulaşacak düşüncenin henüz tamamlanmadığını gösterir.
İşte bu yüzden, sevgilim, sana duyduğum aşkı ne bir tesadüfe teslim ediyorum ne de kaderin değişmez hükümlerine.
Çünkü aşk, nedenlerini araştırabileceğimiz kadar akla yakın, bütün nedenlerini tüketemeyeceğimiz kadar derindir.
Schrödinger bir gün görünmeyen değişkenlerle rastlantının hükmünü sorguladıysa, ben de seninle birlikte insanın kendisi hakkındaki kesinliklerini sorguluyorum.
Belki yarın başka bir teori doğacak, belki bugün doğru sandığımız bir düşünce yeniden yazılacak.
Ama ben, geleceğin bütün sonuçlarını bilmeden de seninle bir gelecek kurmayı istiyorum.
Çünkü sevmek, her şeyi önceden bilmek değildir; bilinmeyenin karşısında anlamlı bir seçim yapabilmektir.
Ve sen benim hayatımda, bir denklemin zorunlu sonucu değil, bütün ihtimallerimi yeniden düşündüren en güzel karşılaşmasın.
Gel sevgilim; ışık hangi doğrultuda ilerlerse ilerlesin, biz birbirimizi bir formülün içine hapsetmeyelim.
Bırakalım bilim evrenin nasıl işlediğini araştırsın, biz birbirimizin iç dünyasını anlamaya çalışalım.
Çünkü evrenin sırları bir gün matematikle biraz daha aydınlanabilir; ama iki insanın birbirine verdiği değerin gerçek karşılığını bulmak için yalnızca hesaplamak yetmez.
Bazen hakikat, bir şeyi öngörebilmekte; aşk ise henüz bilinmeyen bir geleceğe birlikte yürümeyi seçmektedir.
Aşk
Bir gün biri sorarsa bana:
“Peki, bütün bu belirsizlik içinde
seni ona bağlayan görünmeyen değişken nedir?”
Gülümserim.
“Adını koyamadığım şeylerin toplamı değil o;
bildiğim bütün nedenlerin ötesinde
her gün yeniden verdiğim kararın adı:
Sen.”
Aşk
Ben hakikati senin gözlerinde buldum.
Aşk
Sen,
benim için çözülmesi gereken bir bilinmez değil,
bilinmezliğin içinde yaşamaya razı olduğum
en güzel hakikatsin.
Ve bir gün bilim,
tesadüfün sınırlarını aşıp
evrenin bütün sırlarını açıklasa bile
bir şeyi eksik bırakacaktır:
Neden milyarlarca galaksinin,
sayısız zamanın ve ihtimalin içinden
benim dünyam, senin gözlerinde
kendini evinde hissetti?
Aşk
Belki bir gün determinizm hükmünü değiştirecek;
ama benim içimde çoktan verilmiş bir karar var.
Aşk
Evrenin hangi yasayla işlediğini bilmiyorum,
geleceğin hangi olasılığa açılacağını da…
Yalnız seni sevdiğimde,
bütün ihtimallerin içinden
bir ömrü seçiyorum.
Ve aşk, sevgilim,
belki de özgürlüğün en derin biçimidir:
Evrenin bizi nereye götüreceğini bilmeden
birbirimize doğru yürümeyi seçmek.
Aşk
Seni sevmek:
Belirsizliğin ötesinde, determinizmin karşısında ve evrenin kalbinde özgün bir aşktı.
Aşk
Seni sevmek,
evrenin kesinlik iddiasına karşı
kalbimin yazdığı en zarif itirazdı;
çünkü ben, bütün denklemleri bilen bir aklın bile
seni neden seçtiğimi açıklayamayacağını biliyordum.
Aşk
Saklı Aşk
Seni sevmek, evrenin kesinlik iddiasına karşı kalbimin yazdığı en zarif itirazdı; çünkü ben, bütün denklemleri bilen bir aklın bile seni neden seçtiğimi açıklayamayacağını biliyordum.
Belki aşk, Schrödinger’in yayımlanmamış bir düşüncesi gibi zamanın karanlık raflarında saklıydı; üç sayfaya sığacak kadar küçük, bir evrenin bütün yasalarını sorgulatacak kadar büyüktü.
Sana rastlamadan önce nedenleri sonuçlara bağlar, hayatı öngörülebilir bir denklem sanırdım. Sonra sen geldin; ve aklımın bütün kesinlikleri bir tek gülüşünün olasılığına dönüştü.
Şimdi soruyorum kendime: Bir kalp, sevdiğini seçerken özgür müdür, yoksa evren, henüz keşfedilmemiş yasalarıyla bizi birbirimize mi yaklaştırır?
Belki her şey önceden belirlenmiştir; belki de bir bakışın içinde sonsuz ihtimal aynı anda yaşar. Ama hangi kuramı sınarsam sınayayım, seni sevmenin sonucunu değiştiremiyorum.
Çünkü sen, benim için çözülmesi gereken bir bilinmez değil, bilinmezliğin içinde yaşamaya razı olduğum en güzel hakikatsin.
Ve bir gün bilim, tesadüfün sınırlarını aşıp evrenin bütün sırlarını açıklasa bile bir şeyi eksik bırakacaktır:
Neden milyarlarca galaksinin, sayısız zamanın ve ihtimalin içinden benim dünyam, senin gözlerinde kendini evinde hissetti?
Belki Schrödinger’in saklı makalesi bir gün determinizmin hükmünü değiştirecek; ama benim içimde çoktan verilmiş bir karar var:
Evrenin hangi yasayla işlediğini bilmiyorum, geleceğin hangi olasılığa açılacağını da…
Yalnız seni sevdiğimde, bütün ihtimallerin içinden bir ömrü seçiyorum.
Ve aşk, sevgilim, belki de özgürlüğün en derin biçimidir: Evrenin bizi nereye götüreceğini bilmeden birbirimize doğru yürümeyi seçmek.
AŞK
Belki de aşk
üç sayfaya sığacak kadar küçük,
bir evrenin bütün yasalarını sorgulatacak kadar büyüktür.
Aşk
Sana rastlamadan önce
nedenleri sonuçlara bağlar,
hayatı öngörülebilir bir denklem sanırdım.
Sonra sen geldin;
ve aklımın bütün kesinlikleri
bir tek gülüşünün olasılığına dönüştü.
Aşk
Şimdi soruyorum kendime:
Bir kalp, sevdiğini seçerken özgür müdür,
yoksa evren, henüz keşfedilmemiş yasalarıyla
bizi birbirimize mi yaklaştırır?
Aşk
Belki her şey önceden belirlenmiştir;
belki de bir bakışın içinde
sonsuz ihtimal aynı anda yaşar.
Ama hangi kuramı sınarsam sınayayım,
seni sevmenin sonucunu değiştiremiyorum.
Aşk
Sen,
benim için çözülmesi gereken bir bilinmez değil,
bilinmezliğin içinde yaşamaya razı olduğum
en güzel hakikatsin.
Aşk
Bir gün bilim,
tesadüfün sınırlarını aşıp
evrenin bütün sırlarını açıklasa bile
bir şeyi eksik bırakacaktır:
Neden milyarlarca galaksinin,
sayısız zamanın ve ihtimalin içinden
benim dünyam, senin gözlerinde
kendini evinde hissetti?
Aşk
Aşk Aşkın Şehri Ordu
Kayıt Tarihi : 24.10.2026 23:22:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!