Evrenin hangi yasayla işlediğini bilmiyorum,
geleceğin hangi olasılığa açılacağını da…
Yalnız seni sevdiğimde,
bütün ihtimallerin içinden
bir ömrü seçiyorum.
Ve aşk, sevgilim,
belki de özgürlüğün en derin biçimidir:
Evrenin bizi nereye götüreceğini bilmeden
birbirimize doğru yürümeyi seçmek.
Aşk
Benim içimde çoktan verilmiş bir karar var: Sen.
Aşk
Bana seni sevmek imkânsız dediler;
sanki kalbin matematiği tamamlanmış,
sanki insanın bütün ihtimalleri
birkaç denklemle sınırlandırılmıştı.
Oysa ben seni,
aklın kesinlik aradığı yerde sevdim;
her hükmün bir istisnası,
her teorinin sorgulanmayı bekleyen
görünmez bir sınırı olduğunu bilerek.
Aşk
Belki evren deterministti,
belki gelecek henüz olasılıklardan ibaretti;
ama ben seninle öğrendim:
İnsan, her sonucu kontrol edemese de
hangi anlamın peşinden gideceğini seçebilirdi.
Aşk
Sevgilim,
bırak bütün kuramlar kendi doğrularını savunsun;
biz, birbirimizi bir teoremin sonucu değil,
özgür iradenin en güzel sorusu yapalım.
Çünkü aşk,
imkânsızı mümkün ilan etmekten önce
mümkün sandığımız her şeyin sınırını sorgulamaktır.
Aşk
Ben seni,
evrenin bütün denklemlerini çözebildiğim için değil,
çözemediğim onca şeyin arasında
sana duyduğum anlamı kaybetmediğim için seviyorum.
Aşk
İmkânsızlığın Matematiğinde Sen
Bana seni sevmek imkânsız dediler; sanki kalbin matematiği tamamlanmış, sanki insanın bütün ihtimalleri birkaç denklemle sınırlandırılmıştı.
Oysa ben seni, aklın kesinlik aradığı yerde sevdim; her hükmün bir istisnası, her teorinin sorgulanmayı bekleyen görünmez bir sınırı olduğunu bilerek.
Schrödinger, belki bir kedinin belirsizliğinde aradı hakikati; ben ise senin gözlerinde buldum kesinlikle belirsizlik arasındaki o ince çizgiyi.
Von Neumann’ın imkânsızlık duvarları yükselse, Whittaker’ın itirazları düşünceme yönelse, bütün otoriteler aşkın olabilirliğini reddetse bile ben bir şeyi unutmazdım:
Bir düşüncenin imkânsız ilan edilmesi, hakikatin son sözü söylediği anlamına gelmez.
Çünkü sen, aklın sınırlarını inkâr etmeden hayatın o sınırları aşabilecek ihtimallerine inanmamı sağladın.
Sana duyduğum aşk, bir fizik yasasını çürütme iddiası değil; insanın kendisi hakkında verdiği hükümleri yeniden inceleme cesaretiydi.
Belki evren deterministti, belki gelecek henüz olasılıklardan ibaretti; ama ben seninle öğrendim: İnsan, her sonucu kontrol edemese de hangi anlamın peşinden gideceğini seçebilirdi.
Şimdi sevgilim, bırak bütün kuramlar kendi doğrularını savunsun; biz, birbirimizi bir teoremin sonucu değil, özgür iradenin en güzel sorusu yapalım.
Çünkü aşk, imkânsızı mümkün ilan etmekten önce mümkün sandığımız her şeyin sınırını sorgulamaktır.
Ve ben seni, evrenin bütün denklemlerini çözebildiğim için değil, çözemediğim onca şeyin arasında sana duyduğum anlamı kaybetmediğim için seviyorum.
Aşk
Dediler ki,
evrenin arkasında saklı bir neden arama;
her ihtimalin ardında bir kesinlik,
her sonucun içinde gizlenmiş bir kader yoktur.
Sustum.
Aşk
Seni tanıdığımdan beri
nedenlerle sonuçlar arasındaki mesafenin
bazen tek bir bakış kadar kısaldığını,
bazen bir ömür kadar uzadığını biliyordum.
Aşk
Seni tanıdığımdan beri
nedenlerle sonuçlar arasındaki mesafenin
bazen tek bir bakış kadar kısaldığını,
bazen bir ömür kadar uzadığını biliyordum.
Aşk
Sana duyduğum aşk,
bir fizik yasasını çürütme iddiası değil;
insanın kendisi hakkında verdiği hükümleri
yeniden inceleme cesaretiydi.
Aşk
Sana duyduğum aşk,
bir fizik yasasını çürütme iddiası değil;
insanın kendisi hakkında verdiği hükümleri
yeniden inceleme cesaretiydi.
Belki evren deterministti,
belki gelecek henüz olasılıklardan ibaretti;
ama ben seninle öğrendim:
İnsan, her sonucu kontrol edemese de
hangi anlamın peşinden gideceğini seçebilirdi.
Şimdi sevgilim,
bırak bütün kuramlar kendi doğrularını savunsun;
biz, birbirimizi bir teoremin sonucu değil,
özgür iradenin en güzel sorusu yapalım.
Çünkü aşk,
imkânsızı mümkün ilan etmekten önce
mümkün sandığımız her şeyin sınırını sorgulamaktır.
Ve ben seni,
evrenin bütün denklemlerini çözebildiğim için değil,
çözemediğim onca şeyin arasında
sana duyduğum anlamı kaybetmediğim için seviyorum.
Aşk
Seni neden sevdiğimi açıklayabilirim:
zekânı, inceliğini,
düşüncelerinin zarafetini,
dünyaya benden farklı bakabilmeni…
Ama bütün bu nedenleri sıralamak
seni sevmenin kendisini açıklamaya yetmez.
Tıpkı bir müziğin frekanslarını ölçmenin
onda neden hüzünlendiğimizi bütünüyle anlatamaması gibi…
Bazı hakikatler ölçülebilir;
fakat ölçülebilen her şey,
yaşananın tamamı değildir.
Aşk
İmkânsızlığın Matematiğinde Sen
Bana seni sevmek imkânsız dediler; sanki kalbin matematiği tamamlanmış, sanki insanın bütün ihtimalleri birkaç denklemle sınırlandırılmıştı.
Oysa ben seni, aklın kesinlik aradığı yerde sevdim; her hükmün bir istisnası, her teorinin sorgulanmayı bekleyen görünmez bir sınırı olduğunu bilerek.
Schrödinger, belki bir kedinin belirsizliğinde aradı hakikati; ben ise senin gözlerinde buldum kesinlikle belirsizlik arasındaki o ince çizgiyi.
Von Neumann’ın imkânsızlık duvarları yükselse, Whittaker’ın itirazları düşünceme yönelse, bütün otoriteler aşkın olabilirliğini reddetse bile ben bir şeyi unutmazdım:
Bir düşüncenin imkânsız ilan edilmesi, hakikatin son sözü söylediği anlamına gelmez.
Çünkü sen, aklın sınırlarını inkâr etmeden hayatın o sınırları aşabilecek ihtimallerine inanmamı sağladın.
Sana duyduğum aşk, bir fizik yasasını çürütme iddiası değil; insanın kendisi hakkında verdiği hükümleri yeniden inceleme cesaretiydi.
Belki evren deterministti, belki gelecek henüz olasılıklardan ibaretti; ama ben seninle öğrendim: İnsan, her sonucu kontrol edemese de hangi anlamın peşinden gideceğini seçebilirdi.
Şimdi sevgilim, bırak bütün kuramlar kendi doğrularını savunsun; biz, birbirimizi bir teoremin sonucu değil, özgür iradenin en güzel sorusu yapalım.
Çünkü aşk, imkânsızı mümkün ilan etmekten önce mümkün sandığımız her şeyin sınırını sorgulamaktır.
Ve ben seni, evrenin bütün denklemlerini çözebildiğim için değil, çözemediğim onca şeyin arasında sana duyduğum anlamı kaybetmediğim için seviyorum.
Aşk
Belki evren deterministti,
belki gelecek henüz olasılıklardan ibaretti;
ama ben seninle öğrendim:
İnsan, her sonucu kontrol edemese de
hangi anlamın peşinden gideceğini seçebilirdi.
Aşk
Sevgilim,
Belki evren, sandığımız kadar rastlantısal değildi;
belki de kesinlik dediğimiz şey,
henüz keşfedilmemiş nedenlerin
üzerine çekilmiş ince bir perdeydi.
Aşk
Ben senin gözlerinde
insanın kendisini yeniden yorumlama cesaretini buldum.
Aşk
Sen geldin;
düşüncelerimin ekseni değişti,
kesin sandığım yargılarım sorgulandı.
Aklım, nedenlerin izini sürerken
kalbim anlamın sınırlarını genişletti.
Aşk
Söyle sevgilim,
seni sevmem yalnızca bir rastlantı mıydı,
yoksa geçmişimin görünmeyen değişkenleri
beni sana yaklaştıran bir düzen mi kurmuştu?
Belki bu sorunun cevabı
ne tek başına bilimde
ne de romantik bir kader düşüncesindeydi.
Çünkü bir karşılaşmanın nedenlerini açıklamak,
o karşılaşmanın insanın hayatında yarattığı anlamı
tüketmeye yetmez.
Aşk
Ben seni,
evrenin bütün sırlarını çözdüğüm için değil,
bilmediğim şeyler karşısında
düşünmekten ve seçmekten vazgeçmediğim için seviyorum.
Eğer aşkın gizli değişkenleri varsa,
onlar yalnızca ilk karşılaşmamızda saklı değildir;
birbirimizi dinlediğimiz anlarda,
yanlışımızı kabul ettiğimiz cümlelerde,
uzaklığın karşısında gösterdiğimiz sabırda
her gün yeniden ortaya çıkarlar.
Aşk
Belki bir gün bilim,
olasılıkla zorunluluk arasındaki sınırları
bugün bildiğimizden daha derin açıklayacak.
Ama ben o güne kadar
sana duyduğum sevgiyi bir teoriye hapsetmeyeceğim.
Çünkü aşk,
her şeyin önceden yazıldığını iddia etmek değil;
henüz yazılmamış bir geleceğe
bilinçle, cesaretle ve sorumlulukla katılmaktır.
Aşk
Gel sevgilim,
evrenin denklemleri kendi hakikatini arasın;
biz de birbirimizi anlamanın
daha incelikli halini öğrenelim.
Her bakışımız yeni bir soru,
her dürüst konuşmamız yeni bir keşif olsun.
Birbirimizi değişmez hükümlerle tanımlamak yerine
değiştikçe yeniden tanımayı bilelim.
Çünkü ben seni bir olasılığın gerçekleşmesi olarak değil,
olasılıkların arasında anlamını korumayı seçtiğim
eşsiz bir insan olarak seviyorum.
Aşk
Eğer biri sorarsa
bu aşkın ardındaki gizli değişken nedir diye,
ona evrenin bütün sırlarını açıklamaya kalkışmam.
Yalnızca şunu söylerim:
“Karşılaşmamızın nedenlerini henüz bilmiyorum;
ama sana verdiğim değerin sorumluluğunu biliyorum.
Benim aşkım, bilinmeyenin içinde kaybolmak değil,
bilinmeyene rağmen birbirimizi tanımaya devam etmektir.”
Aşk
Gizli Değişkenin Adı Aşk
Sevgilim,
Belki evren, sandığımız kadar rastlantısal değildi; belki de kesinlik dediğimiz şey, henüz keşfedilmemiş nedenlerin üzerine çekilmiş ince bir perdeydi.
Schrödinger, ışığın davranışında başka bir matematiksel ihtimal ararken, ben senin gözlerinde insanın kendisini yeniden yorumlama cesaretini buldum.
Bir foton, polarizörden geçerken ölçüm düzenine göre farklı bir sonuç verebilir; bir insan da sevdiğiyle karşılaşınca dünyayı aynı doğrultuda göremeyebilir.
Sen geldin; düşüncelerimin ekseni değişti, kesin sandığım yargılarım sorgulandı. Aklım, nedenlerin izini sürerken kalbim anlamın sınırlarını genişletti.
Söyle sevgilim, seni sevmem yalnızca bir rastlantı mıydı, yoksa geçmişimin görünmeyen değişkenleri beni sana yaklaştıran bir düzen mi kurmuştu?
Belki bu sorunun cevabı ne tek başına matematikte ne de romantik bir kader düşüncesindeydi.
Çünkü bir karşılaşmanın nedenlerini açıklamak, o karşılaşmanın insanın hayatında yarattığı anlamı tüketmeye yetmez.
Seni hangi koşulların bana getirdiğini bir gün bütünüyle anlayabilirim belki; ama birlikte kuracağımız geleceği yalnızca geçmişin zorunlu bir tekrarı sayamam.
Ben seni, evrenin bütün sırlarını çözdüğüm için değil, bilmediğim şeyler karşısında düşünmekten ve seçmekten vazgeçmediğim için seviyorum.
Eğer aşkın gizli değişkenleri varsa, onlar yalnızca ilk karşılaşmamızda saklı değildir; birbirimizi dinlediğimiz anlarda, yanlışımızı kabul ettiğimiz cümlelerde, uzaklığın karşısında gösterdiğimiz sabırda her gün yeniden ortaya çıkarlar.
Ve belki bir gün bilim, olasılıkla zorunluluk arasındaki sınırları bugün bildiğimizden daha derin açıklayacak.
Ama ben o güne kadar sana duyduğum sevgiyi bir teoriye hapsetmeyeceğim.
Çünkü aşk, her şeyin önceden yazıldığını iddia etmek değil; henüz yazılmamış bir geleceğe bilinçle, cesaretle ve sorumlulukla katılmaktır.
Gel sevgilim, evrenin denklemleri kendi hakikatini arasın; biz de birbirimizi anlamanın daha incelikli matematiğini öğrenelim.
Her bakışımız yeni bir soru, her dürüst konuşmamız yeni bir keşif olsun. Birbirimizi değişmez hükümlerle tanımlamak yerine değiştikçe yeniden tanımayı bilelim.
Çünkü ben seni bir olasılığın gerçekleşmesi olarak değil, olasılıkların arasında anlamını korumayı seçtiğim eşsiz bir insan olarak seviyorum.
Ve eğer biri sorarsa bu aşkın ardındaki gizli değişken nedir diye, ona evrenin bütün sırlarını açıklamaya kalkışmam.
Yalnızca şunu söylerim:
“Karşılaşmamızın nedenlerini henüz bilmiyorum; ama sana verdiğim değerin sorumluluğunu biliyorum. Benim aşkım, bilinmeyenin içinde kaybolmak değil, bilinmeyene rağmen birbirimizi tanımaya devam etmektir.”
Aşk
Kayıt Tarihi : 24.10.2026 23:19:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!