Sana ait odağımı bir ayna gibi farzet lütfen...
Sana yansımaktan, tarif etmekten sevincim.
Uykularıma küskünlüğüm, sana gelmemekten
Rüyalarıma yordum ismini, imgelerini
Yorulmadım hiç, dizlerine bağışlanmaktan.
gece geliyor okyanus kıyılarına
dikenli barikatlar ve izci ışıkları
yağmur doğuyor gökyüzüne...
ay ışığının vurduğu bütün yüzler ve yağmur
şimdi dar bir bölgede kurduğumuz bu karargah
gölgenden devrilir ruhum zikreder.
felek bile ummaz selam ulaşmış.
hicran ile dolmuş bade meşk eder
Mecnun'un ruhundan kelam ulaşmış.
ahir gezer tozar aşka bulanmış
Normandiya;
Önyargılarımın ve umutsuzluğumun cehennemi
ormanlar, kasabalar, devriye ışıkları, sirenler...
nasıl olabilirdi? bir paraşütçü birliğinden kalan dört kişi,
yok olmadan, yakalanmadan yaşayabilir.
Teğmen Morphy! Buna inanmak, bununla yaşamak.
Mucizemizi yaşatalım, ne olur. Ben buyum.
Boş ve umut dolu cümleler yığını değil.
İnkara ne gerek...Bizim bir mucizemiz var.
Bebekler gibi sarıp sarmalayalım ikimiz,
Her ne şartta ve nerede olursak olalım.
Bu mucizeye sarılmalı...Nefes almak için,
Döndüğümü gizlediğim dostlarıma gittim.
Onlara eskisi gibi neşeli birini götürdüm.
Hayret ediyorlar, onları şaşırtıyorum...
Hiç değişmemişsin diyorlar... Hayret!
Aslında sen olmasan onlara görünmezdim.
Ben, seni bütün acılardan sakınırım,
Sana gelmenin her yoluna adarım kendimi,
Ellerinin uzandığı yerlerde var olur ruhum,
Bir ömrün dağınık saçlarını sererim dizlerine
her zaman gülmeyi başarabilen cocuksu hallerimiz,
Hüzünleri dahi renklerimize dönüştürür,
ıslak bir mektup...elvedasına
takvimler, mevsimler, güneş, ay...
Allah affetsin... unutma pahasına
vay anasına be! ulan! vay anasına!
taksiye başladım, sür! Ayık Sami
bana derler ayık Sami!
arkamdan konuşurlar
fıçıyı içse devrilmezler derler
çoktan devrildim... onlar bilmezler.
yaşım daha on yediydi
lisedeyken kısa bir mola verip
önce pazarcılığa merak
sonra Mustafa abinin fırında
yanmış bir kaç hatıra
nihayet;
Hasbihale bir selam ve yola devam!




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!