bir balıkçı kasabasında gençten bir adam
fedakarlığın adına İlyas demişler.
balık tutar, pazarda tezgah açar... hayattan.
oda yuvalanır gider işte bizim gibi ufaktan...
bir tek babası bizden değil... ve hatta insanlıktan...
kasabanın en güzel evi be! ne gecekondusu?
geceli gündüzlü çalıştı kasabanın gençleri
zabıta mısın, kundakçı mısın be! ne bu!
anılardan mı yaptık ki, ateşe verelim
Rüstem! ağlama Rüstem!
Ne olur beni sevmekten alıkoyma kendini,
Başka kimseye minnetim yok...
Sana minnetim; dizlerine.bagışlanmaya ait,
Bütün dileklerim de tebessümlerinde
Ben, senin dokunuşunun mucizesi değil miyim?
masum, renkli, suskun... Hiç soramadım;
şarkılarda mısın, şehirlerde mi?
renksiz, bıçkın, küskün... Anlayamadım.
şarkılarda mıydım, şehirlerde mi?
aksatmasa yağmur denk gelişleri
nefes almaya geldim, biliyor musun?
eminim harikasındır, her zaman ki gibi
güneş ikimizi aynı anda yakıyor bazen.
içimi kaplayan huzurundan hissediyorum.
acaba nereye ve hangi ayrıntıya baktı gözlerin.
kimsenin günlüğünü okumam.
defalarca denk gelmişimdir.
açıp bakmam!
merak unsuruna yenilmem.
kuzenlerim, kardeşim, ablam
Sitem değil ama iş güç meselesi.
İlyas balıkçı işte, Sami abi türlü işler...
Prenses, mesai saatleri karma karışık,
İnanmak çaba göstermek değil mi?
Yargıladığın kisi ben degilim ama haklısın.
bu dağ farelerinin;
nefesini bile tanımalısınız
tuhaf duran bir eşya, kağıt, çöp...
merak unsuru... bunu yenmeniz gerek
herhangi bir merakla
o objeye bakmayın!
izleyin! bazen toprağı eşeleyen bir çobanı
ve ya yanınızdan geçen vahşi bir hayvanı
şimdi ışığı size doğrulmuş nöbetçi kulesi!
kriz anı!
iki ateş arasında kalmak;
eğer; taraflar sizi fark ederse
artık sizin hedefe değil
hedefin size geldiğinin göstergesidir




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!