Bu sabah sabır çiçeği gibi uyandım hayata,
Sessizdim…
Sanki içimde yıllardır konuşmayan bir mezarlık vardı.
Rüzgâr bile adımı anmaya korkuyordu,
Ben ise hâlâ çocukluğumun kırık ayakkabılarıyla
Geçmişin sokaklarında yürüyordum.
Bana sadık kalana,
hiçbir şeyden vazgeçmem.
Ne bir dosta,
Ne bir söze,
Ne de kalbimin emanetine.
İnsanı mahveden kaybettikleri değildir,
Zannettikleridir.
Sahi insan nasıl mahvolur?
Yarım kalınca mı,
Yarı yolda kalınca mı?
Ne çok yara aldık..
Çocukluktan başladı yaralar.
Kaç defa yere düştüm.
Kaç defa girip çıkmak zorunda kalmakmı unutur haldeyim..
Ne arkadaştan bir el gördük.
Hayatım hep yorulmaktan mahvoldu,
Kaybettiklerime yanmaktan…
Düşeni kaldırmaktan,
Kendimi toparlamaya vakit bulamadım.
Hayatla hep saklambaç oynadım,
Söylesene..
Özlemedin mi bizi.!!
Ağır mı geldi sana sevgim..
Taşımak çok zor mu geldide.
Gittin..!
Ne acı biliyor musun?
Bir insanın seni sevmediğini öğrenmek değil...
Seni severken bile
Senin kadar sevmediğini anlamak.
Ben sana “kal” demedim,
Beni neden duymadın,
neden duydun senli cümleleri?
Neden sustun
ben bu kadar sesken…
Oysa ne çok seslendim sana,
Ben bir kadın tanıdım..!!
Duruşu olan kadındı .
Sahte kalabalıkları sevmezdi .
Bi kaçtane insanın çevresinde vardı.
Hayat onu çok yormuş.
Sen..
Sen ile başlayan cümleleri kurardım.
Seninle kurulmuş hayeller..
Çokça umut dolu yarınlar..
Seni sevmek çok kolaydı.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!