Kimse kıymet bilmiyor artık,
verilen değer bir yük gibi taşınıyor insanların omzunda.
Oysa biz ne hayallerle büyüttük içimizde sevgiyi,
ne umutlarla dokunduk bir başkasının kalbine…
Bir bakıyorsun,
Anlamak ve anlasilmak
İnsanın anlaşıldığı yerde çiçek açılır
Anlaşılmayan yerde paramparça olur ..
Bekler aslında bir gün beni anlıcak ..
Onu ne kadar sevdiğimi anlıcak der ..
İste o zaman değerini bilecek der ..
Yutkuna yutkuna sustum,
aslında susmayı bilmiyordum.
Konuşmanın çözüm olduğunu sanıyordum,
meğer susmak da bir çığlıkmış…
sonradan anlıyordum.
Şimdi gidiyorsun ya… git.
Ama bil ki her gidişin ardında
bir gün dönmek isteyen bir kalp gizlenir,
her susuşun içinde
geç kalmış bir “özledim” titrer.
Tozlanmış bir ev gibiyim,
Tozu unutulmuş koltuk,
Tozlu raflarda birer şiir,
Toz kadar duygular.
Küllenmiş bir ruhun limansızlığı,
Kendimi bir lotus çiçeği gibi hissediyorum…
Belki karanlığın en dibindeyim,
Belki çamurun içinde kaybolmuş gibiyim.
Belki ruhumun hiç hak etmediği
yerlerde,
hiç hak etmediği acıların içinde büyüyorum.
Makyajını iyi yap kadın,
Kefenin cebi yok, unutma.
Ne malın gelir seninle,
Ne makamın, ne de şöhretin dünyadan.
Makyajını iyi yap kadın,
Ben ki Mecnun misali
Yanarcasına uyandım bu sabah…
Rüyasında Leyla’sını görüp
Çaresizlik içinde uyanan bir divane gibi.
Ne gece tamamlandı gözlerimde,
Böyle olsun istemezdim.
Sonumuzu böyle hayal etmemiştim.
Bir vedanın bu kadar sessiz,
bir yokluğun bu kadar sağlanabildiğini
aklımın hiçbir yerinde tutamamıştım.
Bir mezar taşının soğukluğu kadar
soğudum bu hayattan.
İçimde sönen ateşin küllerini
rüzgâr bile taşıyamıyor artık.
Kendimi nasıl anlatayım?




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!