Defalarca senden gitmek istedim,
Ama her defasında kaldım.
Kendimle savaşlar verdim,
Her savaşın sonunda
Yine sen kazandın.
Zaman öyle bir hale geldi ki,
yüzler maske, bakışlar prova,
her selamın ardında saklı bir senaryo,
her gülüşün altında eksik bir duygu var.
Sokaklar bile yabancı artık,
Ruhsuz derler bana, bakmadan geçip giderler,
Gözlerimdeki o yorgunluğu hiç mi hiç görmezler.
Bir kalbim vardı oysa, çoktan susup incinen,
Şimdi sadece kabuğum kaldı, içimden eksilen.
Bir “Nasılsın?” kadar uzağım artık insanlara,
Sesim boğulmuş gibi kendi içimde duvarlara.
Ruhumun sevgine ihtiyacı vardı,
ayrılığı değil.
Gidişine değil,
Umutsuzca sensiz bırakmana değil,
sensizliğe alışmamı beklemene incindim.
Sen kandığım en güzel rüyaydın..
Beni benden alan,
Umut ettirip yolda birakan..
Hayel kurdurup yerle yeksan eden..
Oysa bir rüya olamicak kadar duygumdun.!
Bu sabah sabır çiçeği gibi uyandım hayata,
Sessizdim…
Sanki içimde yıllardır konuşmayan bir mezarlık vardı.
Rüzgâr bile adımı anmaya korkuyordu,
Ben ise hâlâ çocukluğumun kırık ayakkabılarıyla
Geçmişin sokaklarında yürüyordum.
Bana sadık kalana,
hiçbir şeyden vazgeçmem.
Ne bir dosta,
Ne bir söze,
Ne de kalbimin emanetine.
İnsanı mahveden kaybettikleri değildir,
Zannettikleridir.
Sahi insan nasıl mahvolur?
Yarım kalınca mı,
Yarı yolda kalınca mı?
Ne çok yara aldık..
Çocukluktan başladı yaralar.
Kaç defa yere düştüm.
Kaç defa girip çıkmak zorunda kalmakmı unutur haldeyim..
Ne arkadaştan bir el gördük.
Söylesene..
Özlemedin mi bizi.!!
Ağır mı geldi sana sevgim..
Taşımak çok zor mu geldide.
Gittin..!




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!