Elini vicdanına koymamış biri,
Alnını secdeye koysa ne olur, koymasa ne olur ki?
Kalbi taş kesilmiş, ruhu çoktan kirlenmiş,
Diz çöken bedeni değil, vicdanıdır aslında eğilmiş.
Sözleri süslü olur, bakışı masum gibi,
Çare nedir diye sormayın bana…
Ben, çarenin kapısını yıllar önce kaybettim.
Elimde kalan sadece suskunluk oldu.
İnsan bazen konuşur da duyulmaz ya,
Sil gözyaşını..!
Kimin için ağlıyorsun..?
Ruhu kirlenmiş dostlar için mi .!
Yada seviyorum deyip defolup giden için mi .?
Gerçek veda biliniyordu ?
Sessizlik mi,
hoşçakal mı?
Yada ne bilim içten içe yok olmak mi?
Birine veda nasıl dayanıklı
Sessiz olun..!
Kanayan yaralarımı uyutuyorum.
Kimsenin duymadığı yaralarım..
Yarınlara toparlanmak için.
Uyutmam uyandırmam lazim...
Binbir çaresizlikle nakşettiğim sevda çemberi,
Dar sokaklarda kimsesiz kaldı.
Ekmeği, aşı, hayatta kalma sebebi sen iken,
Seninleyken gurbete maruz kaldı.
Kalemler, kalpler şiir diye nakşederken,
İlk defa ..
İlk defa defa biri beni düşünüyor sandım .
İlk defa biri beni önemsiyor sandım..
İlk defa defa evim var sanmışım
İlk defa hayata gülerek geliyorum.
Biri var her gün veda ettiğim.
Onun gecenin sabahına tekrar aşık olduğu
Vedalar bir hoşçakal ileydi.
Sevdaların Merhaba demeyle başlamadı qibi .
Unutmak ile umut arasındaki döngüdeyim .
Göğsümün
bütün kemikleri titredi;
gece kendi karanlığını yutarken
ben hâlâ seni bekledim.
Rüzgâr geçiyor penceremden,
Ben seni bir gecede öldürmedim içimde.
Her kırılışında biraz daha eksildin.
Her susuşunda biraz daha uzaklaştın.
Her yalanında




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!