“Ücra bir yere gitmek lazım,
dünya yokolursa
dünyanın sonuna yakın…”
diye düşündü gencadam;
varlığın orta yaşına muğlak, erkin
ama içinde zamanın
Çizik çizik lahmacuncunun tabağı.
Yayılsak masaya bahçe gibi yerde
ve yesek,
buz pisti çevresi efradı ısıtan
aşağıdaki soğuk
tutarlı mı?
sanırım önce ingilizce ya da yabancı dildeki çeviri şiirleri bütün bir doku halinde alıp
yorumlamak lazım ne kadar türkçesiyle uyuştuğuna dair. yani orjinal şairin demek istediklerini bir anlamaya çalışıp sonra gene gözden geçirmeli çevirinin şekilsel dilinden şiiri.akıl olarak ne anlatmak istediğini iyi anlamalı orjinal şairin. ve ama çevirmenin de
çevirirken olası farklı kullanmış olabileceği harf, kelime ya da kelime öbeklerinin de, orjinal şairi göçertmesine izin vermeksizin iyi anlamalı asıl şiirde ne denilmek istendiği.
şimdi aklıma geldi bi şiir okurken. garip şeyler. paylaşmak istedim.
.Karanlık güçlerin getirdiği bozguncular
bozgun bilmez
ne kadar yakıp yıksa da
kendine gelemez.
Durdurulmalıdır,
durdurulacaktır.
Birbirinden farklı olmayan bir yürek
ve bir ruh,
odağında Atatürk Cumhuriyeti'nin
ve başlıca bir dış ihracatı Osmanlı'nın da tiftiğinin...
Kabına sığmayan kırmızı kalp
ile bir ruhu, sakin dinginliğin; aynı.
Çevresinde değdiği yerlerde ışığına, turuncu turunçgiller,
Verimli süzülüyorlar geri kalanın kırmızı açıklanacağına.
Evet, deniz ve gökyüzü, geri kalanında kıpkırmızı,
Güneşin tepeden aksini o portakalların çevresine
Ve mandalinaların, suya vurduğu ve ışık topak gökte de.
Hangisi gerçek, tepeden inenin kendisi mi, yansıyanı mı?
Sakin o sepet ayna okyanustan geçen top meşin, neden koştu;
Geçmişken “kor’undan envai sepken fırtına”dan yolculuğun –
Ulaşıldığında düzlüğe o selamet, kalmamışken fırtınadan eser?
Top koşabilir mi, futbolcular dürtmedikçe onu veya rüzgara mı sordu
Rüyası ricası koşturması’nı onu; amacı neydi o yolculuğun,
Düşecek ise adadan kaçılan el yapımı saldan, Tom o iletilecek teğet?
Moşuka Palmiyesi’nin sporları bunlar;
Sanki kar yağıyor.
Hava bugün gene çok güzel.
Bir başbakan vardı,
Its moving with your dry, rifle butt heels only.
when your're all aone in the darkness.
And this damn darkness can only
overcome you know this ugly madness.
Not alone, with hands not alone! Just aone!
Give me a phone, give me a thronebelow!
Xaran, odun ağacın eteklerine yürüyerek -burası ufuksuz bir çöl- boyut kapısının enerji
aktivasyonuna başladı. Güç birikmesi sağlamak amaçlı, alt katmanlarına zamanın;
lastikvari büktü ağacı, odunsu bitkinin yanında durmakta olan kontrol panelinden:
Özel bir ağaç, boyutlara hükmeden Parceel’in …
Sarkıtmak suretiyle kuyu kapısından, demin büktüğü elestiki soluyanı;




-
Nilgün Budak
-
Aynur Özbek
Tüm Yorumlaryeni tanımaya başladığım bi kimlik.. şiir başlıklarını ilginç buluyorum. konular da öyle.. edebi yorum yapmak istemiycem bi şair gibi geldi şimdilik bana. çünki edebi olmak amacıyla yazmıyor sanki.. derdi içini dökmek, derdi bilgileri ve ideallerini paylaşmak gibi geldi.. eh.. şimdilik bu kadar.. se ...
KARMAŞANIN ŞAİRİNE;
Yaşam pek çok farklı gibi görünen alanıyla bile birbiriyle ilintilidir. Senin pek çok farklı ürününde (şiir ve deneme yazılarında) bu bakışı kavrayabilen bir yerden ele aldığın, konuları böylesi bir mercekten bakarak gözden geçirdiğin, olguları birbirine katıp sonra yenid ...