Biz, neden bizim gibi olamasın ki onlar, diyoruz;
onlar bizim için, onlar bizden farklı derken.
ama iki taraf da sayıklayabiliyor aynı şeyi:
Hani biri vardı yabancı şair, kimdi (P) O(e):
o Ve Can Yücel'in' sanırım.. -yoksa Can Dündar mı, Can Yücel mi?
- dediği gibi 'küçücüktü elleri' meselesi.
I can see your liar!
dear...
not you, maybe in your best wishes
but azrail lives in life is not you!
denmez mi üstüne bunun,
'n'apmakta koşan velet? '
De bakim;
O, her zamanki özgörün mü?
Papatyalar görürüm gül yüzünde;
gülsen de ağlasan da, utanırsın.
Gülümser durursun, bir söz edersin;
deli orman oluşur yeryüzünde.
açıklamalar:
Planck Duvarı: Düşünsel, zamanda ve mekanda geriye gidersek; ilk bir varılabilecek nokta, evrenin ve zamanın başladığı.
-
Sefeid Değişenleri: Mutlak parlaklığı, periyodu ve rengi arasında iyi tanımlanmış bir ilişki bulunan parlak değişen yıldızlar.
Cepheus ('Kral') takım yıldızındaki Cephei yıldızı anısına bu adı almışlardır. Oldukça yakın gökadalar için uzaklık gösterge-
leri olarak kullanılabilirler.
Girişkenliğimiz varacağımızdır.
Bu eller neler için varedildi, neyle varoldu.
Bu beyin ne için çalışıyor.
Kurmacalarla işleyen bir mekanizma
değildir ki sussun kalsın
göz gören, el tutan
Inhilators of wisdom
(solungaçları aklın
and a bottle of pink wine
(ve bir şişe şarap, pembe
may become closer
(yakın olabilir, gelmeye
Bak bu sayfalar yazılmış.
Güzel olsun sabahlar,
Geceler güzel olsun.
On üzeri eksi kırk üç
Planck Duvarı
Ve bir an sonra, başlayacak...
Cellatın soluğu cesedin dudaklarında.
Kalbur dedi “verir misin bir sigara? ”
İlginç biriydi balta tutan, sigara içmeyen.
Cevapladı:”Hayır, sensin suç işleyen.”
I
Sıçrayarak bir şeyler demeye başladı bir gün çocuk…
Endişesi arttı, zaten geceden pek tekin uyumamıştı. Sağlam iradesi ve mantığıyla zapdettiği günlerdi bugünler onun.
Uyuduğunda evindeydi, ama şimdi başka bir yerde uyanmıştı; çevresinde kayalardan duvarlar gördü, burası bir mağaraydı. Kendini tanıdık bir yerde gibi hissetti; duvara kazılmış olduğu anlaşılan gömme bir gözde bir kitap buldu. Dünyanın dibine kazarak antik verileri bulması gerektiğini anlamıştı. Bunun için Kumral Köstebek’i bulması gerektiği anlatılıyordu. Bu nerede yaşar, napar bilmiyordu, ama onu bulacaktı. O da dünyaya gitmeye karar verdi. Kumral köstebek’in kendisinden daha fazla insani verilerle donatılmış olduğunu biliyordu, her ne kadar kendisi pek cinlere benzemese bile.




-
Nilgün Budak
-
Aynur Özbek
Tüm Yorumlaryeni tanımaya başladığım bi kimlik.. şiir başlıklarını ilginç buluyorum. konular da öyle.. edebi yorum yapmak istemiycem bi şair gibi geldi şimdilik bana. çünki edebi olmak amacıyla yazmıyor sanki.. derdi içini dökmek, derdi bilgileri ve ideallerini paylaşmak gibi geldi.. eh.. şimdilik bu kadar.. se ...
KARMAŞANIN ŞAİRİNE;
Yaşam pek çok farklı gibi görünen alanıyla bile birbiriyle ilintilidir. Senin pek çok farklı ürününde (şiir ve deneme yazılarında) bu bakışı kavrayabilen bir yerden ele aldığın, konuları böylesi bir mercekten bakarak gözden geçirdiğin, olguları birbirine katıp sonra yenid ...