Çaat diye dengimi
bir parçacık hüznümü
Bir sandık açıldı içi boş
ne hüzün koyabildim elde
ne de loş
i.Gök-köprü Kuşağı
Efervesan tabletler gibi, kah susan kah da yarı sorgulayan gibi hastaneler doğdu- hastalananları iyi etmeye çalışan- ziyaretçisi gelen adamın para saymaya veznelerinden birinde durma’ya beklediği, bekletildiğive ya da kan vermesi için gönderildiği bir ücra mevkide, sınıf gibi bir yerde, hemşirelerin toplum hemşireleri’nin hemşeri ve tan ağartısında tan ağartısına az kala-alakası nezareti’nde… Bitki labirentine girince yollar açıldı, öylesine sessiz, öylesine duyarsız, öylesine duyarlı ve öylesine çalgıcı; yapraklar uçarı, yapraklar duyarlı. Rüzgar geçti geldi bir delişmenlikte, görünen-görünmeyen her şeyi önüne katarak tekrar sessizliğine karıştırdı: Bir büyük kalabalık dolaşıyor beyaz duvarların beyaz gömleklilerinin arasında; onlar her yerde o dev duvarlar içinde, ama orda burada, hepsi de bir umutla gelmiş işte.
Yürüdükçe gök kuşağı üzerinde, bir köprü oluştu. Yürümeden önce böyle bir şey yoktu, yürüdükten sonra bunlar oldu. Gökler açıldı, ve bir inci boy verdi. Sanırsınız Dedem Korkut, Başat gerçekte nedir, kimdir, nerdedir görmedim ama Tepegöz herhalde şu inci tanesi olmalı. Belki de sapanlı çocuk da onun bekçisi midyesidir kendisinin. Böyle ince bir tül perdesiyle örtülüyken yarlar üstündeki uzak balkonların birinde bir erken-sabahlıkla, tatilci otelin nüve gözü’nde; yürüdükten sonra adım adım karar kılındı o köprünün nasıl geçileceği…
…
Ve, şaltere inen bıçkılar zorlar hengamemizi! ...
: Şaltere inen bıçkılar zorlar dirilişlerimizi. *
Ve şaltere inen bıçkılar zorlar da yitiş gidişlerimizi! ...
İpler geriyorlar Jon F. Coffey,*
gözüne gözüne!
___Hiç ses çıkartmayacak mısın?
Onu öldürüyorlar,
ama hayatı yaşamayı seçmek ister.
ışıklı yol kumrusu
ne kadar sarmışsın
o dönen kollar
nereye varır?
içten içe
merkeze doğru...
Peace sells but who’s buyin (Megadeth)
-
Yeni Hayat’ta yastıktan düşen başı *
Küçük futbol topu Wilson,
Düşüveren okyanus açığında saldan
In a day's nowhereland or the real is nowishere in everywhere - Nowhereland or Nowaytend one day: Possibilty of future
Günleden bir günün hiçbir yer ülkesi ya da gerçek şimdi burda'dır, heryerde - Hiçbir yer ülkesi veya Hiç eğilimsiz 'bir gün (olursa) :Geleceğin olasılığı
(Hiç eğilimsiz 'bir gün (olursa) ')
-
elin ulaştığı cennet bahçesi
Postmodernite ne de…
Havadayken kendine ağ kurmuş
uçarken kendiyle
bakire düşünce;
hükmetmeye çalışır gibi bedenine peri,
Şakacı bakışlarını almasana o şakavari sürmenin üzerinden!
Ateşle oynayan, fişe parmak daldırır
Bir daha gülümsemezsin ona,
hep, sonra, gülümseyecek olduğun üzere, hayata.
bir sefer somurtup, burup alnını, ağlasan...
O zaman, tam gülümsersin! !
Bir şapka gibi bu kellenin pabuçu
ve bu şakanın küreği ise inilti,
ama inanmamak lazım nehire,
riya kendisinin olduğuna
dair loş söyleminde onun.




-
Nilgün Budak
-
Aynur Özbek
Tüm Yorumlaryeni tanımaya başladığım bi kimlik.. şiir başlıklarını ilginç buluyorum. konular da öyle.. edebi yorum yapmak istemiycem bi şair gibi geldi şimdilik bana. çünki edebi olmak amacıyla yazmıyor sanki.. derdi içini dökmek, derdi bilgileri ve ideallerini paylaşmak gibi geldi.. eh.. şimdilik bu kadar.. se ...
KARMAŞANIN ŞAİRİNE;
Yaşam pek çok farklı gibi görünen alanıyla bile birbiriyle ilintilidir. Senin pek çok farklı ürününde (şiir ve deneme yazılarında) bu bakışı kavrayabilen bir yerden ele aldığın, konuları böylesi bir mercekten bakarak gözden geçirdiğin, olguları birbirine katıp sonra yenid ...