a.
Temelsiz bir ortamın gerçekliği;
ne kadar, mihenk taşlarını etkileyebilir?
(mihenk taşlarıyken insanlar.)
Ve sanalı ya da sahte kendi’si
ortamı’yken hayatın …
Kanı çekilmiş dünyadan geçtim
Ve dahi gözüken umursamaz ve kayıtsız
Ve sado mazo ama duyarlı da ve hata affetmediğinden belki bir daha
Arayıp sormayan işlevsiz lezbiyen homoseksüellerin arasından.
Tahmin edebilirim,
Fazla zorlamam.
Cebi dolu küresel pislikler,
Bunlardan kaçı uğraştı
Yakınlaştırmak için okyanus yunusunu
Buzul dağlarına erimekte.
Narenciye bahçelerinde gezindirilen hilkat gölgeleri
Karanlığa hasret vampir:
bir an kaçıp gölgesine sığınabileceği;
Nerde ama? ışık rahat yüzü sermez ki …..
Bir gölge; gittikçe büyüyen,
ışık verdikçe! Ve bir mesafe
cin kökünü çekti,
bazı dallar geldi eline.
ayıkladı hepsini az biraz,
buruşturmadan fazla...
indi doğal-açılan
çukur güzergahtan ileri.
V.
Köstebek köstekli saatini kürkünün içlerinden bir yerden çıkardı, saat dört onsekizi gösteriyordu.
-Sabaha biraz daha var dedi kendince.
Çadırın kapısındaki fermuarı çözerek dışarı çıkmak istedi. Yerin diplerindeki bu yerde,derin birkaç nefeste havayı içine çekti. Çevresindeki yıkık dökük parça yapılara gözü takıldı. Acaba bunlar nasıl yapılmıştı; bu taştan yapıların bu şekle gelmesi için ne kadar süre geçmiş olabilirdi ki? Kim yapmıştı bunları? Ne amaçla? ...
Gene sisliydi ortalık, ve hiç de bitmeyecek olabilirdi.
Büyük kapı az daha uzakta haşmetiyle orda hareketsizce duruyordu. Neyi bekliyordu? Issızlıktan çekinerek gene içeri girdi ve kendini uyumaya zorladı Kumral Köstebek. Arkadaşları mışıl mışıl uyuyorlardı, görünüşe göre uyanmaya da pek niyetleri yoktu. Fermuarı çekerek, çadırı aynen üstünden kapadı; yetinmedi, bir de bezin önüne tencereler ve cezveyi yığdı.
I
Sıçrayarak bir şeyler demeye başladı bir gün çocuk…
Endişesi arttı, zaten geceden pek tekin uyumamıştı. Sağlam iradesi ve mantığıyla zapdettiği günlerdi bugünler onun.
Uyuduğunda evindeydi, ama şimdi başka bir yerde uyanmıştı; çevresinde kayalardan duvarlar gördü, burası bir mağaraydı. Kendini tanıdık bir yerde gibi hissetti; duvara kazılmış olduğu anlaşılan gömme bir gözde bir kitap buldu. Dünyanın dibine kazarak antik verileri bulması gerektiğini anlamıştı. Bunun için Kumral Köstebek’i bulması gerektiği anlatılıyordu. Bu nerede yaşar, napar bilmiyordu, ama onu bulacaktı. O da dünyaya gitmeye karar verdi. Kumral köstebek’in kendisinden daha fazla insani verilerle donatılmış olduğunu biliyordu, her ne kadar kendisi pek cinlere benzemese bile.
Küçük bahçeler yapmaktır işimiz,
Küçük bahçeler; bahçelerin, ormanların içlerine.
Betonarme yapılar yatırırlar onlarsa
Bahçe içlerine, dikerler zevk şezlongları.
Cıvıl cıvılın içine çimento dökülmez
Sayfiyede; karartır, harep eder, batırır…
- Döngüsünde mevsimlerin, kendimizden uzaklaşmadıklarımızda …
İlk düştü havaya, bekledi ilki nağraya;
Düştü suya ikinci, üçüncü belirdi toprakta.
Ne garip kızdı şu Çeşminaz,
sessizce oturur bir köşede.
Zil çalınca kalkar
gider kantinlere bir şeyler alır
gelir oturur yer onları.
Güler yakın arkadaşlarıyla




-
Nilgün Budak
-
Aynur Özbek
Tüm Yorumlaryeni tanımaya başladığım bi kimlik.. şiir başlıklarını ilginç buluyorum. konular da öyle.. edebi yorum yapmak istemiycem bi şair gibi geldi şimdilik bana. çünki edebi olmak amacıyla yazmıyor sanki.. derdi içini dökmek, derdi bilgileri ve ideallerini paylaşmak gibi geldi.. eh.. şimdilik bu kadar.. se ...
KARMAŞANIN ŞAİRİNE;
Yaşam pek çok farklı gibi görünen alanıyla bile birbiriyle ilintilidir. Senin pek çok farklı ürününde (şiir ve deneme yazılarında) bu bakışı kavrayabilen bir yerden ele aldığın, konuları böylesi bir mercekten bakarak gözden geçirdiğin, olguları birbirine katıp sonra yenid ...