durma öyle titrek ve ürkek
masumiyeti saflığa karışmış yüzün
derinliği derya ahu gözlerinle
tutmak istiyorum ellerimle ellerinden
varamıyorum yaklaşamıyorum yanına
gurbet elde sana hasret
yorgunum ben yorgun düştüm
neden böyle oldu bu iş
şaştım kaldım şaştım kaldım
gurbet denilen bu çölde
bir candır yaratılmış
bir hayat bir ömür verilmiş
her varlığa kader yazılmış
düşer mi kimseye hakir görüp horlamak
hasret derdi devasızdır
gurbet kalleş kuralsızdır
muhanneti faydasızdır
düşme ha dostum gurbete
düştükçe aklıma geçmişte kalan
mazideki o tatlı anılar
tozlanmış albüm yapraklarındaki
soluk resimlerde canlanıp gem vuruyor
ruhumda esen fırtınalara
düştüm ateşine aşkın
arıyorum gardaş şaşkın
yolundayım inan hakkın
arıyorum gardaş şaşkın
yerde gökte kainatta
bir gün postacının gelip kapıya
bir mektup verip de gideceğini
hayal bile edip düşünemezdim
helal et hakkını gidiyorum ben
sosyal misyon sahibi olup ta
toplumsal konumda bulunup
taraf ve yan tutmak
düşünüyorum da
inşaatçı kafamla
ters oluyor gibime geliyor
doldum deryalarla döndüm ummana
coştum da geldim ben kapına amana
bir ateş ki düştü can da canıma
yağmur ol hışım gibi senin için cayır cayır yanana
gurbet çilesinin çalı dikeni
dön bir bak hatıralara kimi kör kimi topal
resimlerde kalmış o tatlı ılık bahar
bir başka deyişle aşkımızda son bahar
dalından koparılmış bir gül gibi solar
bir tohumdu o atılan toprağa




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!