Eğitim Üzerine Yazılar 4
DERSHANE VE OKUL ARASINDA EĞİTİM
OKURUMA NOTLAR
1
SEVGİLİ okurum; seni ne kadar sevdiğimi bilirsin. Bir yazar için en sevgili şeyi okurudur. Bir öğretmen için öğrencisi, baba için çocukları, usta için çırağı- bunu söz gelimi söyledim bu konuda kanıtım yoktur- işte sen benim en kıymetli şeyim, en değerli varlığın, iki gözüm, canım, cananım, biricik varlığım, her şeyim.
Her şeyi sana açıklayacağım. 40 senelik yazarlık hayatımda senden başkası için bir şey yapmadım. Hep senin için yaşadım, senin için düşündüm, senin için kaygılandım. Senin için yaptım ne yaptımsa. Senin için okudum, senin için yazdım.
Ben seni tanımam belki ama arada derede izlerini, benzerlerinin yüzlerini görürü dururum. Bazen öğrencimsin sen benim, bazen hiç yüzünü görmediğim bir hayranımsın.
Her ne kadar seni tanımıyorsam da kendimi sana tanıtmak emelindeyim. Ben 1956 ‘da İzmit’te doğdum. 9 çocuklu ailenin 3.cü çocuğuyum. Ölüleri sayarsak 11 kardeşiz. İkisi ölü olan abilerimi sayarsak 11 kardeşiz. Birinin ismini ben aldığıma göre ben yaşamayan birinin yerine yaşayan bir zavallıyım. Ben aslında başkasının yerine yaşayan biriyim. Bana doğduğumda Ahmet ismini vermiş ebem. Ebem dedim de annemin babaannesi mübarek bir kadın. Çok severdim onu. Melek gibi bir kadındı. Çocukluğumda ara sıra görürdüm onu. Dedemin evine gelirdi.
KAYBOLAN GENÇLİK
Bu gençlik ellerimiz arasından kayıyor. Mustafa Miyasoğlu’nun romanındaki ‘Kaybolmuş Günler’ aslında kaybolmuş gençliktir. Anne babası Müslüman ve mütedeyyin olduğu halde çocuğu kumarcı, içkici, esrar ve eroin kullanıcısı, hatta ateist olan bir gençlik kesimi oluşuyor.
Laiklik adı altında ladini bir eğitim alan bu nesil, gitgide yozlaşıyor, bozuluyor, temel değerlerini alamadan hüda-i nabit gibi yetişiyor. Bu köksüz yetişen gençlik ülkenin geleceğini tehdit diyor. Tehlike çanları çalıyor artık. Bu çanlar bizim için çalıyor. Hele hele ekonomik kalkınma ile birlikte zenginleşen toplum git gide manevi değerlerini kaybediyor. Bekaret kontrolü yaptırmak isteyen anne katlediliyor. Harçlık vermeyen baba oğlu tarafından acımasızca öldürülüyor.
O halde ne yapmalı. Bir yandan eğitim ve öğretime bir çekidüzen verirken diğer yandan sivil toplum kuruluşları belediyelerle el ele vererek genliğe eğilmeli, onu ahlak ve maneviyat dairesine alacak çalışmalar yapılmalıdır. Çare burada. Aksi halde iş işten geçmiş olacak atı alan Üsküdar’ı çoktan geçmiş olacaktır.
Maalesef sivil toplum kuruluşları belli kişilerin egosunu tatmin etme aracı olmuş, enerjisini boşa harcamakta, beride büyük bir genlik kitlesi heba olmaktadır.
ŞİİR OKURUNA NOTLAR
4
Gizli Kapı Üzerine:,
Bu kitap nereden doğdu? Daha önceleri bu şiir dilinin ipuçları bazı şiirlerimde ortaya çıkmaya, ilk işaretleri görülmeye başlamıştı. Ramazan Konuşmaları ve şimdi hatırlayamadığım bir çok şiirde bunun ipuçlarını görmeye başlamıştım.
Ailem ve Ben
Annemin Hayatı Ölümü ve Çıkardığım Dersler
YALNIZ VE TENHA
O gün elbette geri gelecek bir daha bir daha
Açıkla bana o gizli niyetini bir daha bir daha
Yedikçe darbeyi gelip geçenden gelip geçenden
Evlerine şenlik taşımak için çırpınıp duran o can babayı




-
İsmail Karaosmanoğlu
Tüm Yorumlarhaydi şair dostlar görüşelim