OLACAK
Bir gün herkes uyanacak
O vakit çok geç olacak
Canlar senin için olacak
Her şey yazılmış olacak
NERDESİN
Sen yoktun yine
Bu gün her günkü yerinde
Aradım seni bilmecelerde
Dev bir soru belirdi içimde
KENDİME ÖĞÜT
2
Bırak kendini gevşe
Bunca karışıklık fazla
İNSANIN KUTLU YOLCULUĞU
O gül gelsin raks ederek
Ölüm bize diriliştir
Hep atılır biz ölüme aşkla
DEĞER Mİ
Bilmiyorlar neyi niçin yaptıklarını
Bilmiyorum ben de
Bu hayat çizgisinde
Niçin geldim bu dünyaya
Eğitim üzerine:
EĞİTİM VE TOPLUMUN GELECEĞİ
Toplumların arayışları değiştikçe şekillenmeleri de farklılaşır. Sorunlar ve çözümleri toplumlara başka başka yön verirler. Geçmişte ekonomik sıkıntılar baş göstermiş ülkemizde yediden yetmişe ekonomi konuşur olmuştuk. Daha önceleri anarşi ve iç savaş tehlikesi baş göstermiş, ulusça bu konularla haşır neşir olmuştuk. Şimdi casusluk olayları ve dış dünyadaki gelişmeler ilgi odağımız oldu.
Bütün bunlar gösteriyor ki ulusça bir şeylere yönlendiriliyoruz. Bu yönlendirmeler asıl dikkat etmemiz gereken şeyleri unutturmak adına yapılmasın diye hiç düşünüyor muyuz acaba?
HZ ALİ BİN EBİ TALİP(R. A.) den nakledilmiştir; Efendimiz (A.S.) :
‘Şöyle buyurdu. Hilyemi gören beni görmüştür. Beni özleyerek ona bakanı Allah ateşten korur, kabir sualinde emniyet içinde olur. Kıyamet gününde çıplak haşr olmaz’
En önemli söz bu Hadis’in içindedir
Allah bilir en doğrusunu sözün ve işin
NOSTALJİK GEZİ
2
Bu evler bu Camiler yok olacaktı. Köylü paraya kavuşmuş, halinden memnundu. Bu Cami’yi ikinci kez görüyordum. Geniş ve yemyeşil bahçesi bir daha olmayacaktı. Bu fındık alım yerleri, bu kahvehane, bu dükkânlar. bu dere, bu köprü olmayacaktı. Bu hatıralar suya batacaktı bizim için. Bir daha sıla özlemi yapamayacaktık. En son cenaze için gelmiştim altı ay önce bu duyguları his edememiştim.
Hanımı ölmüş bu ihtiyarı hiç iyi hatıralarla anmıyordum. Oysa o adam çok değişmişti. O zamanlar sigara içiyordu ve geceleri sürekli yatacağımız yerde kendi yaşıtı olan işçisiyle- o da bizimle gelmişti- sohbet etmekten bize rahat vermiyor, uyumamıza olanak bırakmıyordu. Yattığımız yerde sigara içiyorlar, yüksek sesle sohbet ederek bizi rahatsız ediyorlardı. Sabah da erkenden kaldırarak eylemlerini tam bir zulme dönüştürüyorlardı. Ağır çalışma şartları gücümüz zorluyordu
25*05*15 PAZARTESİ
Bu gün kente hiç gidesim yoktu. Ama gidecektim. Çünkü oruçluydum vakit geçirmem gerekti. Hem de sahursuzdum. Bu oruç neredeyse 2 saat sürecekti. Akşam on sularında tatlı ile dondurma ve sütlaç yemiştim. Demek bayağı şey yemişim. Hayret ben de hiçbir şey yemedim diye hayıflanıyor, kendi kendime acıyordum.
Hayat ne kadar kısaymış. Bir gün gibi belki de ondan daha az. Düşündüm geri dönmek ister miyim diye. Hayır istemiyordum. Mutlu bir geçmişim olmadı ki benim. Mutsuz bir çocukluk, mutsuz bir gençlik ve mutsuz bir erişkinlik dönemi. Son 20 yılımızı zaten Annem karartmıştı. Onun bitmez tükenmez huyları ağzımızın tadını kaçırmıştı. Çocukluk ve gençlikte babamın bitmez tükenmez eleştirileri, evde sürekli söylenmeleri benim geriye bakıp geçen günlere hayıflanmamı önlüyordu.
Oysa hayat güzel, ölümse hemen hiç kimse tarafından arzulanacak bir şey değildi. Üstelik ortalıkta bu kadar güzel varken. Aşık olmak, o güzeller şiir yazmak, onlarla maceralar yaşamak varken bu isteksizlik niye? Öğrenilmiş çaresizlik mi diyeceğiz buna?
Ölüme hemen hiç hazırlıksız olduğumuzu düşünmek onu bize sevimsiz kılıyor. Ölümden sonrasını içselleştiremedik bir türlü. Etrafımızı saran dünyevilikler bizi ahiretle barışık olmaya hiçbir zaman bırakmadı bırakmayacak. Artık emekli olup kendimizi ahirete mi adamalı yoksa diyorum.




-
İsmail Karaosmanoğlu
Tüm Yorumlarhaydi şair dostlar görüşelim