Ahmet Kemal Şiirleri - Şair Ahmet Kemal

Ahmet Kemal

ŞİİR ÜZERİNE NOTLAR

Şiir büyük yalanlarla yazılır. Şairler en büyük yalancılardır. Yıllar önceydi. Erzurum’da üniversite öğrencisiydik. Edebiyatçılar grubu bizi ara sıra davet ediyor, kendilerine dahil ediyordu. Mehmet Kahraman, Selahaddin İpek -yakın zamanda öğrendim Rahmet-i Rahman’a kavuştuğunu-, Mehmet Bayyiğit ve yine irtihali dar-ı beka ettiğini öğrendiğim İbrahim Sarı ve daha şimdi adını hatırlayamadığım birkaç kişi… Bu akşam İsmet Özel gelecekti. Gittik. Bayağı kalabalık vardı. İsmet Özel Cinayetler Kitabı’nı yeni çıkarmıştı. Çıdam Yayınları. Yayınevi ismi gibi kitabın ismi de bana garip gelmişti.
Sohbet uzun sürmedi. Bir ara Nazif Gürdoğan –o günlerde Erzurum Atatürk Üniversitesi araştırma görevlisiydi- bana ‘kitabın adı neden Cinayetler Kitabı’ diye sor’ dedi. Ben sormak istemedim. Başkalarının emriyle bir şey yapmak benim karakterime aykırıydı. Israr etti, adeta o ortamda beni mecbur etti. Sordum. Keşke sormasaydım.- o zaman öyle düşünmüştüm, şimdi’ iyi ki sormuşum’ diyorum- ağladı. ‘gün geçmiyor ki bir kişi öldürülüyor’ mu? Dedi; yoksa ‘her köşede banka dükkanları mı var? ’hatırlayamıyorum. Birini benim muhayyilem uydurdu belki de. Üzülmüştüm ağlamasına neden olduğum için. Suçluluk psikolojisi beni sarmıştı.
Evet, o toplantıda mı söylemişti, yoksa şiir okuruna notlar kitabında mı yazmıştı, yoksa her ikisi mi bilmiyorum, bu söylem onundu. Evet, şiir büyük yalanlarla yazılır, hatta büyük yalanlarla.
Şöyle toparlayalım: Büyük şiirler büyük yalanlarla yazılır. Evet, şiir gibi roman da hikaye de diğer edebi türler de yalanlarla yazılır. Biz buna edebiyat öğretiminde kurmaca diyoruz. İyi bir kurmaca olmadan edebi eser üretemezsiniz. Şairler yalancıdır ayetinin anlamı burada ortaya çıkıyor.

Devamını Oku
Ahmet Kemal

BÜROKRASİ KRALDIR



Çok az sayıda memurla yönetilen Devlet-i Aliye gerileme ve yıkılış dönemlerinde memur sayısını artırmaya başlamış, onun mirasçısı Cumhuriyet te bu memur sayısını sürekli artırmıştır. Bu memur kesimi giderek aralarında büyük bir dayanışmaya gitmiştir. Bu dayanışma ilerleye ilerleye bir saltanata ulaşmış, devleti sahiplenmiş, devlet bana ait anlamından öteye ben devletim anlamında devlet benim demiştir. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin en büyük salonunda her ne kadar Egemenlik Milletindir yazsa da bu egemenlik hep başkalarının olmuş, milletin egemenliği dövizlerde ve sözde kalmıştır. Başta askeri erkan, sonra, yargı ve esasen de bürokrasi bu egemenliği her defasında kendilerinde bilmiş ve öyle davranmışlardı. Buna bir de medyayı eklersek milletin egemenliğinin adı bile okunmaz olmuştur. Egemenlik milletindir deyip, o bu egemenliği bazı müesseseler eliyle kullanır kaydıyla anayasal hale getirilerek bu vesayet kanunlaştırılmış, böylece tamamen hukuka aykırı olan bu yönetim şekli güya hukuka uygun hale getirilmiştir. Şimdi bir de buna bağımsız kurullar eklenmiş, millet egemenliğinin dibine darı ekilmiştir. Aslında bu yönetim tarzı demokrasi değildir, bu yönetim tamamen vesayet sistemidir. Ey millet sen zavallı, kendini bilmez, bidon kafalı, göbeğini kaşıyıp durmakla ömür geçiren, idareden aciz, yol yordam bilmez bir yaratıksın. Sen aklı ermez bir varlık olduğun için senin yerine idareyi biz devralıyoruz. İşte bu yönetimi’ Egemenlik Milletindir’ dedikten sonra onun elinden alan hırsız bürokrasidir ve asla asıl sahibi olan millete bırakmayarak kendisine benzeyen, onunla aynı idealleri paylaşan diğer odaklarla bölüşmekte mahzur görmemiştir. İşte 4 yılda bir seçilen milletvekillerini ve onların oluşturduğu hükümetleri yolcu kendisini hancı görmüştür hep bu kral bürokrasi. Bürokrasi hancıdır çünkü o hiç değişmez, siyasetçiler yolcudur, çünkü onlar gelip geçicidirler. Bürokrasi devleti tanır bilir, adeta onunla özdeşleşmiştir, siyasetçi ise gelip geçici olduğu için devleti tanımaz ona yabancıdır. Bu yüzden bürokrasi her şeyi bilir, işin ehlidir, tecrübelidir. Değişimi sevmez, entrikacıdır, hep kendi menfaati için çalışır. Devleti daha iyi nasıl soyarım diye bin bir hesap yapar. Plan içinde plan kurar. Bütün planları kendisine yontmak üzerine kurulmuştur. Bürokrasi demokrat değildir, tam bir despottur. Mutlak bir kral olarak görürü kendisini. Aynı zamanda yağcı ve yardakçıdır. Dalkavuktur yani. Pis bir palyaçodur o. Her şeyi gibi gülüşleri de sahtedir. Kendisi de sahtedir aslında. İnsanlıktan nasibi yoktur onun. İki, yüzlüdür, hatta çok yüzlüdür. Bin bir maske kullanır o. Maskeleriyle özdeşleşmiştir. Bu yüzden ona kelimenin tam anlamıyla ona bin bir surat dense yeridir. Yüzüne güler arkasından hançerler insanı. Dostu yoktur onun menfaati vardır. Menfaati için vatanını, mukaddesatını satar. Vatan hainleriyle işbirliği içindedir. Hamaset nutukları atar. Konuştu mu mangalda kül bırakmaz. Değişimi ve yeniliği ona bir menfaat sağlamıyorsa hiç arzu etmez. Hatta karşı koyar, bir takım yerleri harekete geçirir. İftira atar. Bunları başaramazsa yavaşlatır, engeller. Sorarsan boş ver der burası Türkiye’dir. Sabahtan akşama çok şey değişir bu ülkede.

Devamını Oku
Ahmet Kemal

YANILGI

Saçıp savurmada üstüne yok biliyorum
Hayatımı bir ipe diziyorum gerisi yok
O ipe un seriyorum gerisi yok
Saçıp savurmada üstüne yok biliyorum

Devamını Oku
Ahmet Kemal

UMURUNDA DEĞİL

Bu inanılmaz bir iş
Kim yaptı kim eklemledi beni sana

Ben seni ekledim

Devamını Oku
Ahmet Kemal

YUSUF VE KARDEŞLERİ

Yakup ağlamaktan kör olmuştu
Yusuf’un ayrılığından
Kıtlık yılları başladı
Çok yoksulluk çekiyorlardı

Devamını Oku
Ahmet Kemal

YUSUF VE KARDEŞLERİ

2
Yusuf kardeşlerini
Gönderdi Kenan iline
Tekmil etti yüklerini

Devamını Oku
Ahmet Kemal

AH KALBİM

Ah demek sen de oradaydın
Bunu sezmiştim sen oradaydın
Ama aklım
Ah aklım

Devamını Oku
Ahmet Kemal

AŞKIN YAZGISI

Ben şimdi bu aşktan özge
Zulümlere boğun eğdim eğmecesine
Hepimizi sardı baştan ayağa öfke
Öfke bir yaban mersini her dem taze

Devamını Oku
Ahmet Kemal

YARBAY HÜSEYİN AVNİ
-27.Alayın o şanlı komutanı
Şanlı şerefli alayın biricik komutanı-

Cephede nice bayram kutladı o şerefli komutan
Çocuklarından ayrı ayrı yavuklusundan

Devamını Oku