15 Temmuz Şehitler Destanı
ŞEHİT HAKAN GÜLŞEN
Güller gibi şen bülbüller gibi şen şakrak
Krallar gibi azametli aslanlar gibi kuvvetli
EĞİTİMDE YENİ ATILIMLAR
Eğitim yıllardır işinin ehli olmayanlara terk edildi. Hatta daha ileri giderek diyebiliriz ki en büyük ihanet bu alanda yapıldı. Bir ülkeyi geri bırakmak istiyorsanız onun eğitim sistemini bozun bu onlara yeter. Hatta daha ileri giderek diyebiliriz ki bir ülkeyi yenmek, yıkmak, yok etmek, tarih sahnesinden silmek istiyorsanız onun eğitim sistemine bir şekilde müdahale edin bu yeter de artar bile.
Bizim eğitim sistemimize değil müdahale etmek, yabancı ülke eğitim uzmanları adı altında gelen organize şebekeler tarafından her beş yılda bir taarruz edilir. Bu taarruzlarla yeni yeni yerleşmeye başlayan sistem allak bullak edilir, bir daha toparlanamaz hale getirilir. Yüksek ücretlerle gelen bu uzmanlar yeni eğitim sistemi vaadiyle gelir, eğitimi her zamankinden daha fazla karıştırır, içinden çıkılmaz hale getirir.
İşte şimdi eğitimi kurtarmanın zamanı. Eğitimde yeni arayışlar ve buluşlar yapılmalı. Batılı araştırmacıların ilgi duyduğu Osmanlı ve Selçuklu sistemleri incelenmeli. Onlardan yola çıkılarak yepyeni bir sisteme ulaşılmalı. Nizamülmülk’ün, Fatih Sultan Mehmet’in medreseleri mercek altına alınmalı. Ali Kuşçuları, Gazalileri, İbn-i Rüştleri, Farabileri, İbn-i Sinaları, Kadızade Ali Efendileri, Bakileri, Nefileri, mikrobu keş eden Ak Şemseddinleri, Fatihler yetiştiren Molla Güranileri yetiştiren kurumların metodolojisi bulunmalı, çağa uydurularak yeniden ihya edilmelidir.
ESKİLER VE YENİLER
Eski kuşak her şeye katlanır, zor zamanları yaşamış, çile nedir bilir, yokluktan anlar bir kuşaktı. Yeni kuşak hazıra konmuş, lüpçü, üretmekten çok tüketmeye yönelik, gününü gün etmekten başka bir şey bilmeyen, hedonist, zevklerinin peşinden koşan, çıkarcı, gösterişçi ve teşhirci zavallı mahluklar halindedir.
Eski kuşak yokluklar arasında doğdu, yokluklar arasında yaşadı. Yoksulluklar içinde büyüdü. Yol yok, elektrik yok, su yoktu. Her şeyin mahrumiyetinin yaşandığı bir dönemdi. Çamurlu yollardan geçilir, yırtık ayakkabılar giyilir, yırtık lastik ayakkabıdan ayaklara dolan su kış mevsiminde vücudu dondururdu. Yiyecek ekmeğini zor bulan bir nesildik. Komşularımızdan refah içinde yaşayanlara imrenir, bizden daha fakir olanlara acırdık.
Çamaşırlar elde yıkanır, deterjan yerine Arap sabunu kullanılırdı. Evde ekmek pişirilir, sobalarda talaş yakılır, bahçelerde sebze yetiştirilirdi. Elbiseler yırtılınca yamalanır, yamalanacak hali kalmayınca pala yapılır, palalar kilimciye gönderilerek kilim yaptırılırdı.
Şimdiki nesil bunları hiç bilmez, hayal bile etmez, edemez. Yokluk bilmez, kıtlık bilmez, bolluk içinde büyümüştür. Vardan yoktan anlamaz. Her şey nünde hazır olsun ister. Kafelerde tıkınır, AVM’lerde vakit geçirir, sürekli yeni giysi peşindedir. Sinemaya gitmek ister, eğlenceden eğlenceye koşar. Allah’ın günü yeni bir şey olsun ister. Sanaldır. Teknolojiyle yarıştadır. En son modellerin peşindedir. Sürekli telefon değiştirir.
İÇ VE DIŞ DÜŞMANLAR
Bu ülke yılardır dış ve iç düşman tarafından zora sokulmuş, dış düşmanların faaliyetleri, iç düşmanların ihanetleri ile yıkılmak, yok edilmek istenmiş, zaman zamanda yok oluşla karşı karşıya gelmiştir.
İstiklal Marşı’nda ‘Korkma sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak/Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak’ mısralarıyla bu hal çok güzel ifade edilmiştir. İşte bu milletin var olma iradesi hep ve ayaktadır ve ila’y-ı kelimetullah davası ilelebet sürecektir.
Bu ülke büyük bir iradenin milli şuurla yükseldiği bir ülkedir. Biz nasıl onlarca devlet kurduysak bu son devletin de bekası için çalışacak, bütün güç ve irademizi bu yola sarf edeceğiz. Bunun önünde hiçbir güç duramayacaktır.
KUTLU GEZİ
4
Gitmek için izin almıştık. Biraz ayak sürterek akşam çorbasına kaldık. Acılı çorbayı yeşil soğanla takviye ederek bir güzel yedik. Çok hoş olmuştu. Hava sıcaktı. Arabanın kalkışını serin bir yerde bekledik.
Dönüyoruz. Akşam namazında Silivri’deyiz. Bir camiye vardık tuvaletleri yok. Namaza daha var. Başka bir cami aramak üzere Silivri’nin merkezine girdik. Tarihi Kurşunlu Camiine vardık. Güzel, mutena bir camii ama onun da yeni tuvaletleri rögardan aşağıda kaldığı için yıkılmış ve yenisi henüz yapılmamış.
Nasrettin Hoca bize oyun yapıyor herhalde. Kızının mezarı karşılıyor biz hamamın hemen yanında. Dualar ettik. Akşam namazını orada kıldık. Yunus Emre’nin de memleketi burası. Onu da hayırla yad ediyoruz. Kaç defa kıyısından geçtiğim ve hep merak ettiğim bu ilçeyi bu iki büyük manevi mimarlarından dolayı çok seviyordum. Sonunda kavuştum. Şirin bir ilçeydi burası. Küçüktü, küçük olduğu kadar sevimliydi. Bazı arkadaşlar şehir efsaneleri üreterek bizi korkutmaya çalıyorlardı. Burada kim vurduya giden insanlar oluyordu güya. Hadi çabuk gidelim diyorlardı. Ben ihtimal vermiyordum.
YENİ HAÇLI SAVAŞLARI
Haçlı savaşları Hristiyan dünyanın İslam’dan öç alma savaşlarıdır. Top yekûn batı karşı koyamadığı bu dine savaş açmak istemiş, onu top yekûn imha hareketi başlatmış ama bir türlü buna muvaffak olamamıştır.
Ancak yeni Roma adını verdiğimiz batı dünyası bu davasından hiçbir zaman vazgeçmemiş, her fırsatta bu davayı çeşitli argümanlarla yürürlüğe koymaktan asla imtina etmemiştir. İslam’ın yayılışını durduramayan yeni Roma onu değişik zamanlarda değişik yerlerde adeta düelloya davet etmiş, her defasında yenik çıktığı düelloyu sürdürmekten vaz geçmemiştir.
İlahi dinleri sapkınlığa uğratan Paganist Roma İslam için de aynı planı yapmış, buna muvaffak olamayınca onu yok etmeyi seçmiştir. İşte Haçlı Seferlerinin anlamı budur. Her biri bu yeni Roma için bir yenilgi olsa da o asla bu amacından bir kıl sapmamıştır. Her vesileyle değişik şekil ve biçimlerle bu savaşı yenilemekte inat etmiştir. Bu tarihi kini din bilmiş olan Yeni Roma bu amacını değişik biçimlerde de olsa yürürlüğe koymaktan asla vaz geçmemiştir.
ZULM ELBETTE İLELEBET PAYİDAR OLMAZ
1
'Küfr ile devlet kaim olur zulm ile olmaz’. Bu bir gerçektir ve dünyanın kuruluşundan beri bu böyle olmuştur. Dünyayı zulmü ile kahreden Hülagü ve Cengiz Han’ın bugün esamisi okunmuyor. Neredeyse dünyayı işgal etmiş bu Moğol hükümdarlarının fetih(!) lerinden eser yok. Hun imparatoru Atilla istilasını Avrupa’ya kadar götürmüştü ama ne yazık ki bu gün Hunlardan eser yok.
Moğollar ise olanca istilalarına rağmen işgal ettikleri yerlerde bunca zulüm işleyerek tahakküm ettikleri milletler içerisinde erimiş, kurdukları devletleri payidar olamamış ve kaybolup gitmişler, esamileri okunmaz hale gelmiştir. Dünyayı işgal eden Moğol ırkı bu gün dün yaptıkları zulümlerinin ardından koskoca bir coğrafyaya sahip vatanlarında 500 bin kişi kalmışlardır.
YABANCILAŞMA
Yabancılaşma ülkemizde 200 yıllık bir mazisi olan büyük trajedi. Bu trajediyi yaşamamız kaçınılmazdı. İslam ülkesi olan Osmanlının devlet-i ebed müddet anlayışı kendini beğenme ve düşmanı küçük görme anlayışı, Müslüman dün dünyayı gaflete düşürmüştür.
Bu gaflet o kadar ileri boyutlara varmıştır ki batı dünyasının Reform ve Rönesans hareketleri görmezden gelinmiş, kaplumbağa ile yarışan tavşan misali koca yüzyıllar uykuda geçirilmiştir. Rönesans ve reformlar ardından sanayi devrimini başaran batı İslam dünyasını yıkmak en azından ilerlemesini durdurmak, parçalamak ve yok etme peşine düşmüştür. Bunun için de gereken her türlü hazırlığı yapmış, oryantalizm çalışmalarıyla planlarını sinsice yürürlüğe koymuştur.
Bu planlardan biri de doğu insanını kendine yabancılaştırma, özünden, geleneklerinden giderek dininden koparma, dinsizleştirme, yapabilirlerse Hristiyanlaştırma politikasıdır. Öncelikle bu ülkelerdeki eğitim politikalarına el atılmış, oradan kendilerine düşman, batı medeniyetine ve insanına hayran, özüne yabancı, maymunvari taklitçi insan tipi yetiştirmişlerdir.
Bu yabancılaşma ve yabancılaştırma hareketi sistemli ve planlı bir şekilde gerçekleştirilmiştir. Bu hareket o derce ileri gitmiştir ki evinden atasından, ana ocağından koparılan saf temiz Anadolu evlatları dinine, inancına düşman, kendi halkını ve içinden çıktığı toplumu hor ve hakir görerek aşağılayan bir insan tipi haline gelmiştir.
BU GECE
Bu gece ay doğacak dediler bir başka
Bu gece ay bambaşka olacak
Yıldızlar kıyamet gibi bol ve bereketli
Gece bir başka gece olacak




-
İsmail Karaosmanoğlu
Tüm Yorumlarhaydi şair dostlar görüşelim