Yazılar - Adanmışlık Şiiri - Recep Akıl

Recep Akıl
696

ŞİİR


6

TAKİPÇİ

Yazılar - Adanmışlık

İsmi lazım değil kendisini dindar olarak tanımlayan bir yazar yapılacak olan bir genel seçimi işaret ederek “Cenabı Allah bu sefer sol dedi,” anlamına gelen bir cümle kurmuş yazmış olduğu bir makalesinde. Üstelik bu cümlesini bir ayeti kerimeyle de sözüm ona desteklemiş.

Allah sol partiye oy verilmesini söylemiş. Kime? İsmi lazım değil bu yazarın bir yakınına. Nerede? Rüyasında…

Bu gibi durumlarda Allah’ın (c.c) ismini ağzınıza alma cüreti gösteriyorsanız inandırıcı olabilmek için rüya gerekçesinden başka hiçbir gerekçe ileri süremezsiniz. Çünkü Allah yaratılmış hiçbir faniyle yüz yüze görüşmemiştir.

Öte yanda görüldüğü söylenen bu sapık rüyanın elbette ki çok açık bir biçimde görüldüğü söylenmez.

Rüya ile verilmek istenen mesaj bazı muğlak imgelerin, simgelerin ardına saklanır ki inandırıcı olsun. Bir de tabi anlatım sürecinde işin içine biraz gizemli ifadeler katılır ve böylece sorgulama ihtimali tamamen ortadan kalksın.

Tabi bir de inandırıcılık unsuru var. İnandırıcılık bakımından elbette rüyayı görenin kimliği de önemlidir.

Normalde doğru düşünmeyi bilen mantıklı biri, böyle bir şeyin olamayacağını, Allah’ın hiç kimsenin rüyasına girip günlük işlerle ilgili olarak talimat vermeyeceğini bilir ama eğer mantık ve sorgulama yoksa, söylenecek olanı daha en başından kabullenmeye kişi, ya da toplum daha önceden bir takım propagandalarla hazırlanmışsa, üstüne üstlük bu hazırlık aşamasında dini motifler de kullanılmışsa, hedefe kımıldayabilecek pek bir alan bırakılmamış demektir.

Kişiyi sorgulamaktan, analitik düşünmekten ve mantığını kullanmaktan alıkoyup, amacınız doğrultusunda bir propagandaya tabi tutuyorsanız eğer onu bir şeylere hazırlıyorsunuz demektir.

Adanmışlık deniyor bu gibi durumlara. Kişiyi adeta mantık dışı düşünmeye ve bir takım manipülasyonlara alet edip, onu olmayacak şeyler yapmaya iter bu durum. Üstelik istekle, büyük bir heves ve görev bilinciyle.

Adanmışlık öyle bir haldir ki kişi kendisini adadığı şeyi adeta her şeyin üzerinde tutar, o şeyle ilgili olarak hiçbir eksiklik kabul etmez ve ona yönlendirilebilecek her türlü olumsuzluğa, eleştiriye ve ithama karşı “her ne pahasına olursa olsun,” anlayışı içinde bir savunma bariyeri oluşturur.

Adanmış kişi kendisini adadığı şeyi her zaman ve her durumda hatasız görme eğilimindedir. Bu sebepten dolayı kullanabileceği her türlü imkânı bu eğiliminin gerekçesine alet edebilir.

Bu şey bir obje olabileceği gibi kutsal bir varlık, inanç ya da inanca dayalı her hangi bir söylem de olabilir. Çünkü ona göre hiçbir şey kendisini adadığı şeyden daha üstün değildir.

İnsanın bir hedefe doğru bütün duygu ve düşünceleri ile yoğunlaşması ve o hedefi hayatının tek amacı olarak görmesi anlamına gelen adanmışlık, kişiyi hedefine kilitleyerek başka hiçbir şeyi göremez hale getirir.

Hedefine ulaşabilmek uğruna artık onun için her şey mûbahtır, hiçbir yasak yoktur. Bu psikoloji içinde olan birisi hiçbir şeyi kendisine engel olarak görmez ve her ne olursa olsun büyük bir tutku, coşku ve heyecanla misyonunun gereği olan görevine odaklanır.

Bu sebepledir ki kendisini bir şeye, adamış olan kişi adanılan şeyi kendi varlığı da dâhil her türlü varlığın üzerinde görür, her şeye rağmen o en yücedir bu yüzden de mutlaka en yukarıda tutulmalı ve korunmalıdır.

Adanmışlık kişiyi bu şekilde düşünmeye iter. Aksi takdirde zaten kendisini adamış olmanın bir değeri olmaz.

Adanmışlık ruhu, insanı kişisel ya da toplumsal başarılara götürüp, kendisine ya da kendisini adadığı şeyin lehine büyük faydalar elde edilmesine sebep olabilir elbette ama bu başarılara ulaşmak için kullanılan yol ve yöntemler genel kabul görmüş ahlaki davranışların çoğunlukla dışından seçilmiş olması sebebiyle fanatizmin o önüne geçilemez yıkıcılığını ortaya çıkartır. Bu yönüyle de ister istemez olumsuzluk ifade eder.

Yazının başında sözünü ettiğimiz yazarın da durumu böyle bir şey olsa gerek: Adanmışlık…

Ona göre kendisini adadığı şey, var olan, var olabilecek olan her şeyin ama her şeyin üzerindedir. Aksi takdirde bir insan, üstelik dindar olduğunu söyleyen bir insan Allah'ı (c.c) kendisinin ya da inandığı şeyin mevcudiyetini kanıtlamaya nasıl mesnet olarak gösterebilir ve “Cenabı Allah bu sefer sol dedi,” gibi abuk bir cümleyi ona kurdurabilir? İddiasının gerekçesini nasıl bu cümlenin öznesine izafe edebilir?

İnsanın bu şekilde sonsuz bir hadsizliğin içine girmesi, olsa olsa ancak böyle bir adanmışlık duygusuyla açıklanabilir. Başka hiçbir şartta bu cümleyi kullanmak ve savunmak mümkün değildir.

Allah’tan uzaklaştıran hiçbir ‘şey’ insan için hedef değildir. Bilakis o ‘şey’ onun mahvına sebep olacak ‘şey’ dir. Kim bilir?

Allah insanı dünyaya bir görevle göndermiştir. Bunun için yapması gereken, Yaratanı tarafından kendisine verilmiş olan bu görevi bihakkın yerine getirebilmek için mücadele etmektir. Aksi takdirde gönderiliş amacından sapmış yoldan çıkmış olur.

Dünyevi olan her ne varsa insanın yoldan çıkmasına asla sebep olamaz.

Bu dünyaya aldanıp gerçek dünyasını heder etmesi akıllı adam işi değildir, doğru da değildir.

Son tahlilde kişinin Rabbine isyanıdır.

İsyan etmek de eninde sonunda cezayı gerektirir. Allah kimseyi şaşırtıp yoldan çıkartmasın. Âmin!

Recep Akıl
Kayıt Tarihi : 10.4.2015 06:04:00
Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!