Aça-69 (Syk-6a) - Düş Şiiri - Akın Akça

Akın Akça
1865

ŞİİR


0

TAKİPÇİ

Aça-69 (Syk-6a) - Düş

TOR KAPISI

I.

Sayfalarından -tozlu- zamanın, ilerliyor! ilerliyor: Arthur!
Çamurlarda ‘ağzına kadar’ baldır: Sisler bataklığında!
Sen, durdur -adaletsizliği: İşte! budur!
Dönüyor artık (Avalon’dan yerküreye dönüyor) ,
Onun yolculuğu dünyaya sürüyor! Sislerden çıktı,
Avalon’dan ve is’in içindeki, (kartal gibi) Kesti çatışmayı! *

Bir pagan rahibinden de öteydi, Kral tacına yükselten Druid - *
Çıkarttıran Ecalibur’u, sağlam kayadan
(Düzen sağlamak ile kutsanmış) -
(Merlin’di uzatan kılıcı ve onun sağ kolu) Arthur’u

II.

Dört tepeli Glastonbury’de: bir kule var tekinin üzerinde *
Yağmacılardan kurtardı Tor kulesi
Kaçanları- anlamsız kin kusanlardan.
Az öncesine kadar hava, güneşlikti:
Karardı şimdi ve zorlayıp kapıyı
Yumrukluyorlar, kafalarıyla
Vücutlarıyla, anlamsız birer düşünce
(Yığını) Olup da onların taşıdıkları büstlerinde -
Düştüklerinde: insanca da değil bu aslında! ..
Ulaştıklarının neticesi, şu an onların yaptıkları.
Havayı kararttılar ve damarlanan
Gök altında, som altın
Kuleyi aşındırıyorlar -
Suçsuzlardan, sormak için hesabı.
Ne varsa iyi’den, geldiler buraya
Sığındılar Avrupa’dan, Asya’dan
Vesaire, kutup buzullarından …
(Çok kişi yerleşmişti oraya
Yaşanabilir kaldığından)
Yürüten onları, havadaymışçasına;
Bir gökkuşağı ulaştırdı
Avalon’a uzanan bu ‘dört tepeli mekan’a.
Ve ‘büyük kısım-nefret öbekleri’
Tabi durmadı yerinde: peşlerinden onların geldi,
‘Ebemkuşağının getirdikleri’nin -
Onlara fakat saldırmak adına!
… Fabrika elçileri vardı,
Amazon diyarlarında yaşamayan:
Sürdüren varlığını sırça köşklerde,
Bindiği dalı kesen, sormayı unutmuş
Ve işte, kapının dışında onlar -
Tor’u zorluyorlar- tütün dinamoları, üreticileri:
Hırsızlar yoktu, onlar hala evlerinde:
Korkularından çıkmadılar; ürktüler,
Kuleden ve hem de bu zebanilerden;
Özellikle, bu zebanilerden!
Onların gözleri akıyor alınlarından:
Bu dışarıdaki adamların;
Şakaklarından doğru, çıkarak saç tellerine.

*

Kıyıdaki el Excalibur’a uzandı bir kayık üzerinde:
(Gölün ortasından yükselen kılıca doğru hamle yapan -
kıyıdan doğru gölün hacmine sıçrayan
-Onu tutmak için hem de …
Arthur,
Üzerinde gölün)
(Arthur’un eli! dünyaya dönüş yolunda!)
Ve bu el bu kılıcı kavramazdan
Çok önce yükselmeye başlamıştı ‘Tor’.
Bir kama gibi saplanan -tasaya, en kararlı!
Gökkuşağı tüm dışarıda kalanların üzerine
(Denize göçtü) Büyüyen bir gölge oldu!
Bu karabasan, müjdeliyordu götürdüğü’nü:
Kapıyı yumruklayanları:
(Kuledekileri) Getirisi olarak getirişin:
Götürdüğü Tor’a, huzuru getiriyordu.
…..Bazı yüzler oluştu bulutların bile üstünde:
…..Yetişemedi kötülük ancak!
…..Ve şanlı sancak -zor gelen, tüm asıldı;
…..‘İki mislinde ötesi olan’ için bulutların!
…..(Kararlı olan düşünce benzer, duyguya)
…..Hızlı giderek ışıktan bile.

*

…Mavi göl önünde sütunlar baş verdi, yapı yükselten,
Sardığı envai çiçeklerin ve ay belli belirsiz gökyüzünde:
Az (daha) var geceye ve beyaz ufuk, sınırdan yücelen,
Saydam belirlenemeyene karışmaya hazır, siperde,
Rüzgar ötesi bekleyişinde gerginliğinin sessizliğin,
Ki yapraklar kıpırdadı kıpırdayacak neredeyse,
Salmak için saydam Ay’ı ‘ak ufuk çizgisi’nde!
…Gece oldu ve Güneş çöktü, kulenin tepesinde,
Ürkünç bir manzara Ay’ın olmadığı ecedeki
Ay’ı göremeyen için, karanlıkta saklayan kendisini!
Ve güneş haricinde kalan alanlar gökada’nın merkeziydi;
Çok fazla yıldızı çarpıştırıp, boş uzayı
Azaltan barındırmayı, düğününde taç yapraklarının
Bir ağacın: girmiş ha dallar güneşin yüzünde!
…Kule sislere büründü sonra yine, tamah etmeye
Beşeri zamana,salladı kılıç ona, üç belli başlı burç altında:
Görürken zor, olası toprağı; is oldu sonrasında
Kendi toprağın ve hayaletler çıktı yer altının sakladığı,
Şu ana dek, çalı çıpı ve var yeşillik bu sisin öbeğinde,
Seçiliyor açık seçik, nasıl oldu bu olanlar böyle?
…Bahçe-çayır bir oba döşeğin, kel tasması yeni doğmuş bebeğin;
Veriyor salyangoz, bir deli fişek!
Gökkuşağı ilham yardı,
Henüz emekleyen!
Ve sisler içinden tozlar toplaştı, bir araya geldi:
Yıldız falan da patlamamıştı, çok fazla birey oldu tek.
…Beşik umuda köz alametleri tatlı huzurun:
Bir fırtına öncesi, sessizliği damızlık miğferinin
Savaşçının çeliğidir kırar atar en güzide zerafeti
Ve gururdur: parçalayarak kendisini, parçalar bir diğerini
Baktığında aynaya, aslında tanımak için kendisini
“Hangi aynaya bakacaktım? ” diye (de) sorar

*

Entropik bir meze: öyle ki, bir düzensizlik, ışınlanamayan,
Kırılan vazoların kendi toplaştığı: kuantum köpüğünde değil bir düzen
Ve bir gerçeklik için bir istikbal;
Kanaatkar bir bekleyiş, artısı ve eksisi seziş,
Selamlama, eğilip de öne referans durma:
Merhaba demeyende (zaten) iç çekiş! samur, o kürkler giydi
Kentucky tavuğunda yeşilin dalları ağaç büker yaş çimenlere
Ve körpe ağıtlar boy verir ölü buzağılarda
(Sanki inmiş de yakın çevreye bir UFO, ondan ölmüşler!)
-Yalvaran, katışıksız süt için! Gökkuşağının –yol gözleyen- renklerinde;
‘Başak yükleyen izbandut benzin depolarında’ ozon tabakasına!
Ve nobran ötesi şekiller, geviş getiren her katrede, soluklanma amaçlı;
Dedesidir bir bebenin, üç solukta ‘öğrenen gülmeyi- katışıksız ağlayan’!
Umut tıngırdatan, ah geviş getiren: semiren ve onu da tüküren:
Bak or’da değil yıldızlar, burada; canavarsın sen!
Lanet olsun sana! lanet bana olsun!
İşte saldın bir ruhunu koyunun, kurban bayram için edilen! …
Top oyna, uçursana bir şimdi uçurtma: işte böyle;
Belli, ordasın; belli değilsin burada şimdi
Kör tutkular için, olmasın senin saçların uçuşan:
Dua ederim, bilinir ya; etmezdim dua, sen olmasan silinir
Bakmamak önüne, arkasına; istektir, nankörcesine kotarılan!
Zar! (Gün eden gününü, ağaç köklerine kadar)
Evrenin sonuna devrilen bir kar: evrenin sonunda bir başlangıç var!
Anne ya da baba, bir dost belki eli, e hadi: ah sevgili! …
Senin, termodinamik musluk içinde mi alaşımın?
Akar akan: var olan duran ve bir ırmak nefeste ‘soran olan’!
Kendiceğine; enine, boyuna, turşusuna, ‘masalların balkabağı’na
Oradadır! Bilinir! Nefistir!
Belki (lezzetli olan onun) nefsidir
Yine de kendisidir!
Kumdur cam, kumdur, kumdur, cam kumdur!
‘Denizim içinde’ sevdiğine ulaşan şişedir!
Odun veya: bir yaprak; şişe içinde iki kanat; o, fora; bir yelken!
Yeşilken taşır bir direği: beklemeler’e, hayalet!
Sulu sepken! (‘Lanete ev sahibi’ ıslanmış bir sıçan’! şaşkın!)
Ve sen verirken: aldığını, zerkeden, şırınga kendine ederken!
Bir Mesih: uzaktaysa aklın senin:
Ötedelerde-bucak bucak seni aradık!
Fakat, bir damla: damlanın içindeki öz, hatta;
Bir karış, sevgili, sen!
Her zamanki gibi bir berraklığın ya da berrak bir huzursuz yalınlığın
Farklı oluşu’nda debelendi güdü-inanç ile özgür-enerji,
Açılan mağaradaki açmaz kovuklarının bağrında!

III.

‘İntikamın fani-dili-eti-ölümsüz-kemiği’nde
İndi gürzler kafalara, kafalara ve vücutlara
Ve oklar dile gelmez türde
Büyük bulut, şarapneldi dört bir taraftan!
Ve mızraklar, onlar da bu bulutun sancakları!
Kahverengi kucaklandı açık gri ile!
Ne, zaman; mekan, ne de: başka birileri var arada!
Sarmalayan çünkü sizi acılar, yeğdir:
Uğruna katlanılan bir nüve-nefes, ‘bir feryat’: canlı!
… Bir yaşam’ın içinde; onlar, çekilen.

IŞIK KONİSİ

Çarşaf gibi kabarıyor ve gerili-büzüşmüş, deniz
Ve biliyorum, kabarık, yaprak yaprak kan, damardaki;
(Devşiriyor kendini, harmanlayan, burgaçlardan
Varılıyor tek bir hortuma, eden yeryüzünü talan)
Biziz dökülen sonbahar ağaçları gibi.
Yetkin bir orak, öyleyse, getiriniz!
Hasat mevsimi için değil -değil ya da sırf dağıtmak
Adına kendi karanlıklarımızı -yeniden başlamak için değil:
Bulunan ‘tek’ eminlik, ‘iki-arpa boyu’nda.
Senin arkandan yaklaşan hayalet şehir,
Bir başkalaşım’da, kasaba cafe’sinde otururken sen:
Yaş yerine yaş var senin gözbebeklerinde;
Mutluluk gibi, uçurtma gibi; acıyı da tattın, hüznü de.
Kanattır senin büyülü peri -olup rüzgar- sürükleyicin
Ama unutma göze alamadığını düşünmeye -
Ki bir düşüncedir, bir an'lık verilir
-Gotik kıvrımlardadır, yine, karanlığı kabul etmeyişin.

İşte bu ışık konisinin içinde her bir şey
Her olay, mutlak geçmişten;
An’ını etkileyen, olay’ın
Ve geleceğe ileten kendisini,
(Yürü, tay tay) Berduşluk, an’lık.
Uzay-zaman, dört boyutlu,
Üç boyutlu’da ifadesini buluyor.
Fakat anti madde’den sağlanan,
Duvarlarını uzayın daha bir bükerek
Işık hızını geçmemizi sağladı bize.
Sonsuz’du, içine ve dışına yumurtlatan,
Kabarcıkları; kuantum havuzunda.
Ve artık bu kum saatini andırır
Işık konisi dağıldı.
Geçmiş, gelecek ile hür artık -
Kuantum köpüğü, birbirinden bağımsız
Evrenler oluşturmayacak artık
(Enerji debeleniyor inanç ile bu ışık konisinde)
-Bu koninin içine dahil, öte yer de.

GÜNBATIMI-YAKUT’U BİR ŞAFAĞA …

Karakterden bile fazla yol alması deneyimin, gariptir!
Var olansa vardır diğer yandan!
: İlerliyor deneyimse, sabittir kişilik belki bundan!
Kişiye gören değişen kişilik, çok da dayanıksızdır bazısı:
Ölçülemeyecek deneyim ölçütünde!
Deneyimler, karakteri belirleyen dayanıklılık ölçüsünde
Hayat için var edinilenler, yaşamalıyız bu yüzden hayatı;
Çünkü yaşamda: durup da taşlar -kömür- dikiliyor elde edilenler
Herkes için sorun, bunu kabul etmekte!
Kişiliğe bakar bu ve karakter bakar deneyime!
Ve bitmeyecek bu döngü; ne var ötesinde ‘eline doğan-karakter’in?
Kısırlığı döngünün gerçekten kısırsa, değer mi hiç ha korkmaya!
Ürkekçe yalpa atmalıyız ama, bu sıradan bir kısırlıksa!
Ve önlem alırız o vakit ve biz deriz benliğe: böyle savuştururuz:
Ölümdür zor olan tek şey! Belki de bulunamayacak çaresi!
Fakat bilirsin ya sen, bir şeyi bilmen gerektiğini
Ve eşeler ve kurcalar bazıları ya toprak ananın miğferini:
Kudretidir karakterin, bu gider deneyime!
İşte yücelen sen, eşeledikçe! ..
Kendisi korksun cesaretin insanoğlundan, kendisi?
: Sezgi işi belki, insanlar susabilir ölüme giderken!
Düzeltmeye kalkışmadık: başından sonuna karşı çıktık!
Yetersiz kalır düzeltmeler!
Oynattınsa bir sefer taşı, onlar, temelden düzeltilmeliler!
Ama bu demek değil, sen yeniden oluştur kendini!
: Deneyimde bulduğunu bir de katarsan karaktere, sürer en güzele!
Sezgileri hayata bulduk, ama olmasın senin bilincine kendi sezgilerin!
Bilme! yap sadece! ihtiyacın olmasın bilmeye! Giden yolda detaylara;
‘Hiçbir zaman bulunmayan’-bir olmayan, sırıtırken içinden yaşamın;
İşte bak yanında senin, her zaman orada bulunan: güven ayrıntıya!

Akın Akça
Kayıt Tarihi : 25.6.2004 02:40:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Akın Akça
    Akın Akça

    sözüm direkttir.kusura bakmayın

    soluduğumuz hidrojenin yapısını analiz ettiniz mi bilmiyorum ..

    Cevap Yaz
  • Akın Akça
    Akın Akça

    kimseyi fakir görme, insan ol

    bu yazı yorum yapandan başkasını kapsamaz

    bir daha bana yorum yapma

    ricalarımı sunuyorum.bye

    Cevap Yaz
  • Akın Akça
    Akın Akça

    ben hümanistim

    Cevap Yaz
  • Akın Akça
    Akın Akça

    burda bir söz söylemem gerek

    aptlca ülke karmaşasıyla şiirime gelecekler bir daha gelmesin

    bunu rica ediyorum

    Cevap Yaz
  • Akın Akça
    Akın Akça

    aynı havayı soluyoruz

    Cevap Yaz

TÜM YORUMLAR (9)

Akın Akça