Aça-69 (Syk-5b) - Düş'e giriş

Akın Akça
1865

ŞİİR


2

TAKİPÇİ

Aça-69 (Syk-5b) - Düş'e giriş

SUYUN İZİNDE

Fazladan geldiğinde tanım; bu kule, su akıtmaya başladı
Ve teleferik: yöneldi aşağıya, hızlı bir sapmayla!
Sislerin içindeki görünmez kayaları kırmaya doğru! ...
: Bu ne sevgi! ne aşk! yürekten! …
Fark etmedik ‘böyle diri dostluk’
(Bakmadık: gördük! ! !)
Böyle bir arı’lık! ..
Görmedik, içten.Döndük nice seferlerden;
Batıdan doğarken, biz battık doğudan;
Bilek şaşmadı, göz; hakikatten!
Uçardı töz, köz olurdu;
Bulutlardan inerdi faraş matkabı;
Binerek, toprağın yeşerttiği
İlk çiy damlası-
na!
… Yine toprağa.
Ve böyle ortamda
Mor menekşeler bitti küçük papatyalar eşiğinde -
Daha gür, daha canlı, daha samimi.
Verimli:
Al! or’da işte!
‘Yağmurun toprağa bereket verdiği’! ...
İçinde toprağın, beklemede;
Ya (da) nadas toprakta;
Arılar! böcekler!

Yıldızların tozu üzerinde serpiliyordu,
Yaşlı orman adım adım ilerliyordu;
‘Sayısız kerelerce koşan; serpilen
Yeşillik’ iyice kök salmaya
Başladı ‘Yontma Taş Çağı’ndan; doğan ‘Dördüncü Zaman’dan;
Bir buzul çağı mağrasından baş verdi “gökkuşağı
Neh’ri” mamutların gölgesinde
Ve bir başka kovuğun göbeğine sokuldu -ormana,
(Çekirdeğine) Hangi zamandan geldiği anlaşılmayan:
Kök salıyor ve artık, işte!

Sarf ‘olmak’ için var olduğunu anlatan;
(Kendisi kendisine, ayakta durmaya yeten)
İhtiyaç, ölümü açıklamaya çekmeyeni;
Yine de onu aradı ve sebep bulmadı:
Ölümü buldu; Aradığını ve kendisi buldu onu:
Oraya böylece, ulaştı;
Orası olmayandı, orası!
-Yaşam orada kaynadı!
(O adamın bulduğu yerdi orası, çabaların getirisi)
: Karanlık yoktu içinde aydınlığın;
(Kendi çabalayıp ulaştığına sevinemedi)
Ne de sözü edildi
Ferah’ın,
Şer’ri amaçlamaya kanatlanan- şahlandı!
Ve ne bir köprü vardı ikisinin arasında;
Ve ikisine de tercüman olan,
Ne bir ‘yelken diriltilmez-enkaz’.

Yıldız tozlarının üzerinde dirilen ormanın içinde
İlerliyordu 11. gökyüzünde:
‘Patika-şeffaf yol’, doğmamıştı iyiyle kötü için
Ve doğmamıştı ‘ikisinin olmadığı bir vaha’ için!
Garip yer denilebilirdi, burası
(Olduğu yer de değildi, onların)
İki gövde kurmuştu başlangıçta bu ormanı -
Fark edilemeyen elle ya da göz ile:
İki kozmik sicim
Ve minyatür yıldız tozlarından türeyen,
Kendini gerçekledi patika!

‘Moonlight Sonata’ (Ay ışığı Sonatı) yaşayan,
Onlar:
Şarkılar düzdüler:
Sözü olmayan bir melodi için…
Ki mantık yoktur ‘bu ‘uçmuş-dinleyen-kanatlılar’da da *
Ve hüzzamdı ‘klasik rock’ şakıyan kuşların ezgisi-
Yoktu ‘peynir ekmek-boşlamışlığı’!
Değil serçeler onlara, güvercinler serçelere ders verdi:
Güvercinler, cama tos vuran: ıslak ekmeği cama sıçratan,
Yan yan baktı, korkudan -‘yengeç yürüdü’ gibi..
Ve yüreklendi serçeler:

*

SAHNEDEKİ ORKESTRA

Kel adam piyanoda, bu orkestrada
(Evrende bir yerde, bir çınar kovuğunun içinde)
Ve şef:
Deniz uyruğuyla ortaçağ savaş yelkenli gemilerinin –
(Toplarıyla döven denizleri,
Üçgendir onların şapkaları, tokalıdır pabuçları)
Kamarotlarının, tayfalarının
Ve belki de zengin soylu azınlık sınıfının
-Toplamış o bu şekil, arkadan, saçlarını.
Şef, sıçrayıp duruyor her bir nağme geçişinde.
… On üç kadın:
Kısa saçlı birisi, yaşlıca ve genç (diğeri) ,
İki’deki ikinci (olan) :
Erkek, dört;
Kemanlarda hepsi, kadınlı erkekli:
Birden yayları gerildi bu ahşap çalgıların,
Ve görünür oldu kahramanlar:
“Kilise (korku) -org’u olmayan”, org’dan beter oldu,
‘Sert piyano’ tuşları da;
Kırılıyor onlar, bir fırtınada.
Siyah piyano ve onun siyah, küçük tuşları
Ve beyaz piyano tuşları;
Siyah smokinler, papyonlar,
Çoraplar,ayakkabılar, mini etekler;
Gömlekler beyaz; nota defteri, göze sokulmuş:
Beyaz o da; notalarsa yine siyah …
Onun (sayfaları) dokusunda.
Kahverengi kemanlar:
Teleferikte; simsiyah, en koyu;
Değil hem de ama bazen, açık.

HORTUM AKROBATI

Açık havada, panayırdaydı kitleler,
Ufak bir rock festivali bile tertiplenmişti
Yediler, içtiler; çimlere nakş oldular.
Ünlü sirk için gelmişti sırf, bazıları.
Onlar, çadıra girmeye başladılar.
Bu şenlik havasında, eğlence nidaları yükseldi
Binlerce kafa vardı, sandalyelere
Sabitlenmiş, yükselen bacaklar üstünde.
Nereye bakacağını bilmez gibi şaşkın;
Bir sağa, bir sola, gözler kaçkın.

Bir fırtına koptu dışarıda
Dışarıdaki insanlar koşuşmaya başladı
Topladılar yakınlarında ne varsa
Torun, torba …
Ve gökyüzü açıldı
Dört yönden birden yaklaştı
Dev bir tek hortum
Ve sirk çadırını içine aldı!

Bir akrobat ip üzerindeydi.
Üç filin tek ayak üzerinde dört ayak durma
Gösterisi henüz bitmişti.
Düşerse ipten bu acrobat,
Düşecekti hortum çadıra!
Bu adama yürümeyi bırakmama
Görevi verilmişti.

Ve eğrilen geometride uzay kaydı
Sonsuz kereler bükülerek kendi çeperine,
Hortum buradan içeri kaçtı:
Kırk milyon yıl önceye gitti
(Ormanın adım adım yürümüş olduğu yere)
; Pireneler gibi dağ sistemleri oluşuyordu,
Dördüncü zaman başladı ve iki buçuk milyon yıl önce
Mamutlar koşturuyordu, onların birden soyu tükendi:
Adam gördü, bronz saçlı genç kızı izleyen adam:
Maymun gibi bir şeyler orta yerde, gölgeler gibi, vardı
Ot ve kök yiyordu bazıları, kimileriyse
Yabani meyva ile beslendi,
Gece oldu, ağaçlara çıktı onlardan bazıları,
Kimileriyse mağra kovuklarında
Soğuktan korundular.
Burası buzul devriydi.
Bir süre geçti;
Ve buzlar ile kesilen onların yolları:
Bir kısım yerleşti soğuk iklimlere
Ve yollarına devam etmediler
-Eteklerine kuruldular buz dağlarının.
Diğer bir kol ise
Sıcakça bölgelere yerleşti,
Tropikal meyvelere kucak açtı,
Yağışlı havayı sevdi.
Akan tek damlasında nilüferlerin-su ile özdeşik:
Dağ eteklerindekiler, Su Yer-kulesi adına çarpıştı,
Su Buz-Kulesinde yaşarken; tropik mevki edinenler,
Yaşarken Su Yer-Kulesinde, Su Buz-Kulesine savaş açıp.
Böylece, taneler, akmayı Su-Yer-Kulesi’nden
Tatminkar öğrendiler, edinimi sürdürdüler …

-

açıklama:

Uçmuş dinleyen-kanatlılar: Ay Işığı Sonatı dinleyen sevgililer
(Güvercinlerden serpilen serçeler)

Akın Akça
Kayıt Tarihi : 13.6.2004 21:52:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Akın Akça
    Akın Akça

    asla yapamayacağım bişey var.

    ölümü yenemem.

    ölümü yenemem ama hayatı yeşertebilirim.ve bence buna değer

    Cevap Yaz
  • Akın Akça
    Akın Akça

    girdilerin çıktı olduğu yerde,rüyalar başlangıçtır.başlangıçlar detay,böyle başlangıçlarsa detayı arttıranlardır

    artık bu evreden sonra artışta olan tökezlese de yıkılmayacaktır

    Cevap Yaz
  • Ümran Demircan
    Ümran Demircan

    sizin şiirlerinizi okumaktan çok keyif aldığım için..
    hayallerimde artık farklı sözcükler ve girdiler var..
    müthiş hayal gücünüz ve evren teraziniz,gerçek kahramanları hayali olanlarla çakıştırıyor...
    su kulelerinden,sahnedeki orkestraya ancak siz gidebilirsiniz...
    çok ilginç çoook...

    Cevap Yaz

TÜM YORUMLAR (3)

Akın Akça