Gel Sevelim Şiiri - Neşet Ertaş

Neşet Ertaş
134

ŞİİR


56

TAKİPÇİ

Gel Sevelim

Gel sevelim sevileni seveni
Sevgisiz suratlar gülmüyor canım
Nice gördüm dizlerini döveni
Giden ömür geri gelmiyor canım

Özü gülmeyenin yüzü güler mi
Sevgisiz muhabbet Hakk'a değer mi
Seven insan kaşlarını eğer mi
Zorunan güzellik olmuyor canım

Sevgi haktır seven alır bu hakkı
İçi güler dıştan görünür farkı
Sevmeyene akmaz sevginin arkı
Boş lafla oluklar dolmuyor canım

Bir zaman aşıkken sen de sevmiştin
O anda dünyayı nasıl görmüştün
Sanki cennetin bağına girmiştin
Çokları bu hakkı bilmiyor canım

Aşkın ateşine yandım alıştım
Bu ateş içinde aşkla tanıştım
Doğru mu yanlış mı deyi danıştım
Sevgisiz hakka kul olmuyor canım

Sevenin içinde yanar ışıklar
Kaybolur karanlık tüm dolaşıklar
Garibim sevenler bunca aşıklar
Boş hayale boşa yelmiyor cenım

Neşet Ertaş
Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Hikmet Çiftçi
    Hikmet Çiftçi

    BOZKIRIN YANIK TEZENESİ NEŞET ERTAŞ…

    Çok değerli gönül adamı, tevazu sahibi, içten söyleyişin erbabı, unutulmaz ses sanatçısı ve kendine mahsus saz çalış stili ve duruşuyla sevilen ve örnek alınan bir sanatçı Neşet Ertaş…

    Yüreğindeki yangınları, saza tezene olan parmaklarından coşkuyla akıtan, gönül sızılarını bir ah çekişi eşliğinde nefesiyle çağlayanlar gibi dile getiren büyük usta, değerli ses sanatçısı Neşet Ertaş.

    Anadolu’nun tam orta yerinde, kıt kanaat geçinen insanların yer aldığı, eskiden tamamen bahçeli evleriyle ve konaklarıyla kendine has bir güzelliği olan, kır olmayan, yeşillerle süslü küçük ama sımsıcak bir şehir olan Kırşehir’in, düğünlerde derneklerde babasının yanında yetişen bir karayağız halk ozanı Neşet Ertaş…

    Babası ve ustası, bozlaklarıyla tanınan Muharrem Ertaş’ın yetiştirdiği büyük ozan, büyük sanatçı.
    Abdal geleneğinin hoşgörüsünü, anlayışını, sevecenliğini, insanı kucaklayan ruhunu, kendinden geçiren nefesini davranışlarıyla layıkıyla yerine getiren; sazı ve sözüyle de en etkili şekilde dile getiren, belki de abdal geleneğinin en son ve en kuvvetli temsilcisi Neşet Ertaş.

    Pek çok gencimizi örnek olmuş bir sanatçı.
    Unesco tarafından da “YAŞAYAN İNSAN HAZİNESİ” olarak kabul edilen bir kültür adamı Neşet Ertaş…

    Gerek bağlamadaki kendine has çok özel tavrı ile gerek söyleyişindeki özgünlüğü ve içtenliği ile kendi olan, konservatuarlarda da ders konusu olarak işlenen eşsiz ve yeri doldurulamayacak bir üstat Neşet Ertaş.

    Kendisine verilmek istenilen “DEVLET SANATÇISI” unvanını, kendince haklı sebeplerle kabul etmeyen tevazu adamı.
    “Devlet sanatçısı” olmayı “ayrımcılık” gibi değerlendiren ve bütün sanatçıların aynı zamanda devlet sanatçısı olduğunu düşünen Neşet Ertaş, asıl olan “HALKIN SANATÇISI” olmak der ve halkın sanatçısı “HALK SANATÇISI” olarak kalmayı daha uygun gören bir sanat adamı.
    Devletten bir kuruş almadığını, sadece TBMM tarafından verilen “ÜSTÜN HİZMET ÖDÜLÜ”nü kabul ettiğini, onu da bu kültüre hizmet eden ecdadımız adına aldığını söyleyen kültür temsilcisi, kültürümüzü yaşayan ve yaşatan efsane sanatçı Neşet Ertaş…

    *
    Şiirlerinde yaşadığı yörenin bütün özelliklerini görmek mümkündür. Özellikle şiirlerinde kullandığı dil ve söylerken ortaya koyduğu tavır, daha doğrusu İç Anadolu ağzını, Kırşehir hançeresini olduğu gibi ve bütün güzelliğiyle eserlerine de yansıtmıştır.
    Misal olarak; “gönül” derken “gö(ng)ül” şeklindeki söyleyişi, Türkçemizde eskiden beri süregelen “nazal n – ň (ng)” söyleyişini en açık örneklerinden biridir.
    Şiirde geçen “zorunan” kelimesi de yine İç Anadolu kullanışına uygundur. Özellikle Kırşehir’de sıkça kullanılır.
    Yine şiirde;
    “Boş lafla oluklar dolmuyor canım” dizesindeki “lafla” kelimesini “laf(ı)nan” şeklinde telaffuz ederek söyler.

    Neşet Ertaş’ın şiirlerindeki duygu sıcaklığı yaşanmışlığının yansımasıdır. Bir bakıma çektikleri acıların, özlemlerin ve ayrılıkların saza ve söze akışıdır.
    Ön planda gerçek hayat vardır. Âşık geleneği doğrultusunda ve ikinci planda yani mecazi olarak da Hakka gidiş vardır.
    “Hakka gidiş” hem Allah’a, hem de doğruya ve olması gerekene gidişi ifade eder.
    Şiirlerinde adaletsizlikten, haksızlıktan, zulümden ve ayrılıklardan, hasretliklerden hep dert yanmıştır. Zulümden kasıt da, sevgilinin ve özellikle de Leylasının yaptıklarıdır. Leyla’ya duyduğu; aşkı, hasreti ve unutamayışından kaynaklanan yürek sızısıdır uğradığı haksızlık…

    Bozlakların pîrine Allah gani gani rahmet etsin.
    Mekânı Cennet olsun.
    Eserleri hiç susmasın.
    Yüreklerdeki sevgisi ve değeri her daim var olsun.

    Seçici Kurul’a teşekkürler.

    Sevgi ve saygı rüzgârları esenliğiniz olsun.

    Hikmet Çiftçi
    31 Mart 2014

    “GERÇEK DOSTLAR BİRLİĞİ”

  • Mustafa Şahin
    Mustafa Şahin

    Değerli 'türkücümüzü' saygı,sevgi ve rahmetle anıyorum.Seçenlere 'ne mutlu.' Okuyanlara da...

  • Metin Solak
    Metin Solak

    Sevgiye her dönemden daha çok ihtiyaç duyduğumuz şu günlerde üstadı rahmetle anıyor kurula teşekkür ediyorum

  • Mahur Beste
    Mahur Beste

    Gel sevelim sevileni seveni
    Sevgisiz suratlar gülmüyor canım
    Nice gördüm dizlerini döveni
    Giden ömür geri gelmiyor canım ..

    ruhun şad olsun büyük usta...Sevgi böyle güzel yüreklere daha çok yakışıyor !!!!

  • Ali Recep Güçlüler
    Ali Recep Güçlüler

    Mekanın Cennet Olsun Ulaşılamayacak Büyük Usta.
    Tezene Kokan Mızrabının Sesi Silinmeyecek Kulaklarımızda.

  • Perihan Pehlivan
    Perihan Pehlivan

    kutlarımç saygılar

  • Hüseyin Çelebi
    Hüseyin Çelebi

    Önce sevinin temelini sağlam zeminlere açmak ve içini sağlam malzemeyle doldurmak kedi nefsini oldurmak gerekir usta kendini yapıyor bunları bunları yaparsan hakka gider diyor eğer nefsani oluyorsa sevgi yerden yükselemez

    İnsanı sevmesini sevilmesini günahın tövbesini bil de gel
    İnsan ölmeden ölmesini ölümden sonra gülmesini bil de gel
    Sıratı geçmesini Kevser den içmesini yolunu seçmesini bil de gel

TÜM YORUMLAR (7)