Sevgimizi çok gördüler bize,
Bir tebessümü bile kıskandılar.
El ele yürüdüğümüz yolları
Sözleriyle daralttılar.
Göz göze gelişimizden korktular,
Sevgini kalbime gömdüm,
Kimse girmesin oraya diye
Üstüne hasret attım,
Biraz da taş bastım kanamasın diye
Ne mezar taşı diktim
Sevgi dedikçe, kanadı kırık kuşlar,
Düştü içimdeki her umut, her parça ışık.
Her "seni seviyorum" bir yalan oldu
Ve ben, her defasında biraz daha kayboldum.
Neden seviyorum seni, diye sorarım,
Şimdi bir anı oldun kalbimde,
Dokunsam dağılacak kadar hassas.
Ne tamamen silinebiliyorsun
Ne de eskisi gibi kalabiliyorsun.
Adını anınca içimde
Sivas’a doğru ağlar giderim sensiz,
Bozkırın rüzgârı vurur yüzüme, adını taşır.
Raylar uzadıkça içim kısalır,
Her istasyon biraz daha sensizdir.
Gecenin ayazında üşür hatıralar,
Sivas’ın ayazı vurur ya yüzüne,
Öyle keskin, öyle gerçek bir yerden sevdim seni.
Rüzgârı bile titretirken dağların gölgesini,
Ben yüreğimin en sıcak yerinde sakladım ismini.
Sivas’ın buzlu sokakları gibi kalbim,
Adımlar sessiz, yankılar derin.
Her köşe karla kaplı,
Ama içinde donmuş bir sıcaklık var hâlâ.
Rüzgâr vurur pencereme,
Bu son veda,
geri dönmeyen cümlelerin eşiğinde.
Adını içimden sildim sanma,
sadece daha az acıtacak yere koydum.
Teninin kokusu hâlâ ciğerlerimde saklı,
Gece olunca usulca içime dolar.
Bir rüzgâr gibi geçer hatıran,
Kalbim eski bir şarkıyı tekrarlar.
Omzuma düşer sevginin ağırlığı,
Ulaş’tır ilçem, gönlümde yeri,
Bozkırın ortasında saklı bir peri.
Sabahı serin, akşamı yıldızlı,
Toprağı vefalı, insanı nazlı.
Rüzgârı da başka eser yaylada,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!