Gözlerinde saklı yıldızlar var,
Geceyi bile aydınlatan bir bahar.
Ellerin elimde, dünya susar,
Aşkınla başlar her yeni sabah.
Bir gülüşün yeter, bin ömürlük,
Sana kalbim yaralı geldim,
Sen de tuttun, daha derin kestin.
Bir umut taşırdım, avuçlarımda titrek,
Sen onu da ezdin, sessizce, isteksizce.
Ben iyileşmek isterken,
Karadeniz’in hırçın kızı,
Dalga sesleriyle büyümüş yüreğin.
Gülüşün ani bir fırtına,
Düşkünlüğün açıkta kalan bir gemi.
Saçların rüzgârla inatlaşır,
Kara topraklar sardı seni anne,
Gölgen düştü akşamın en sessiz yerine.
Adınla uyanır oldu sabahlar,
Bir eksik başlar artık her dua.
Ellerin kaldı hatıralarımda,
Karlar altında köyüm,
Dumanı tüter bacaların
Göğe çizdiği ince yollarla.
Sessizlik çöker damların üstüne,
Bir masal gibi uyur taş sokaklar.
Kerpiç duvarlı evimiz,
Güneşle ısınan bir çocukluk gibi;
Ne zaman hatırlasam
Toprak kokar içimin en derin yeri.
Kırık bir kalp taşıyorum içimde,
Sessiz çığlıklar atıyor geceleri.
Dokunsan dağılır, susarsam kanar,
Alıştım artık eksik sevmelere.
Sevgi dediğin biraz cesaretmiş,
Köyde çobanlık yapmak
Günle birlikte uyanmaktır,
Dağın dilini öğrenip
Sessizliği anlamaktır.
Sopa elde, göz sürüde,
Köyde çocuk olmak
Bir sabah serinliğine uyanmaktır;
Çiğ düşmüş otlara basıp
Güneşin gülüşünü duymaktır.
Köyümün karanlık geceleri,
Sessizliğin içinden yükselen bir türkü gibidir.
Ay, çatılara usulca konar,
Rüzgâr, selvi ağaçlarını okşar, içimi titretir.
Köyümün geceleri başka kokar;




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!