Gözlerinde saklı yıldızlar var,
Geceyi bile aydınlatan bir bahar.
Ellerin elimde, dünya susar,
Aşkınla başlar her yeni sabah.
Bir gülüşün yeter, bin ömürlük,
Kerpiç duvarlı evimiz,
Güneşle ısınan bir çocukluk gibi;
Ne zaman hatırlasam
Toprak kokar içimin en derin yeri.
Kırık bir kalp taşıyorum içimde,
Sessiz çığlıklar atıyor geceleri.
Dokunsan dağılır, susarsam kanar,
Alıştım artık eksik sevmelere.
Sevgi dediğin biraz cesaretmiş,
Köyde çocuk olmak
Bir sabah serinliğine uyanmaktır;
Çiğ düşmüş otlara basıp
Güneşin gülüşünü duymaktır.
Morg önünde acı bekleyiş,
Soğuk duvarlar kadar suskun,
Dakikalar geçmez burada
Zaman bile yaslı, yorgun.
Bir isim düşer dudaklardan
Delice sevdaya kapıldım birden
Bu aşkın sonunu hiç düşünmeden
Böyle seni ölesiye severken
Söylesene ayrılmaya ne gerek vardı
Öldesen ölürdüm inan yoluna
Bir ses ararım rüzgârda geceleri,
Adın düşer yüreğimin sinesine.
Fotoğrafına dokunurum usulca,
Sanki elin değecek elime.
Okul çıkışı yolunu beklesem
Baş başa elele konuşmak istesem
Söyleyeceğim sözleri ezberlesem
Sonsuz sevgimi söylemek içi
Görünür karşımda sevgilim
Seksenlerde çocuk olmak
Top oynanan tozlu sokak demek,
Bisiklet tekerleri taşlara takılır
Ama kahkahalar durmaz hiç.
Televizyon siyah-beyaz
Bir bahar sabahı gibisin, Selda’m,
Gözlerinle açar gün, gülüşünle ısınır akşam.
Yüreğime düşen en güzel tesadüf sensin,
Her duamda adın var, gizli bir anlam.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!