Buz tutan kalbim var benim,
Ne mevsim tanıyor ne bahar.
Dokunsan çatlar belki,
Ama erimez, korkar.
Bir zamanlar ateşti içim,
Avuç içimde ıslak bir dünya,
Toprak kokusu sinmiş parmaklarıma.
Bir tutam hayal, bir damla su,
Çamurdan doğar çocukluğumun oyunu.
Küçük bir kuş yaparım, kanatları eksik,
Karlı dağların dumanında bir çizgi
Yılların yükünü taşır Sivaslı’nın yüzü.
Çilesi çoktur ama sitemi az,
Her sabah umudu yeniden çözer düğümü.
Bir telin ucunda hayatın sesi,
Bir davul, bir kalp vurur aynı hevesi.
Gözlerinde ateş, yüreğinde türkü,
Geceme doğan yıldızsın çingenem.
Çocukluğum, tozlu bir sokak,
Yırtık bir top, dizimde yara.
Bir elma ağacı, dalları sarkık,
Güneşin gülüşü var her sabaha.
Annem seslenir uzaktan,
Çocukluğum, avluda unutulmuş bir top,
köşesi yıpranmış bir defter,
kapağında kurumuş bir yaprak gibiydi.
Çocukluğumun güzel yılları.
Çok sevdim, mutlu olamadım,
Sevgi hep erken yoruldu.
Ben kalbimi ortaya koydum,
Dünya masadan kalktı.
Gülüşler ödünç gibiydi,
Çok sevdim, olmadı,
Adını koyamadığım bir eksiklik kaldı içimde.
Sustum, büyüdü suskunluğum,
Konuştum, kelimeler yetmedi.
Çok sevdim, olmadı,
Çok sevdim seni belki de en çok,
Hiç söyleyemediklerimde saklı kaldı bu,
Geceleri suskunluğun büyürdü içimde,
Senin adınla kararan odalarda
Yalnızlığıma yer açardım.
Denizli’de karabulutlar çöktü üstüme,
Sanki gök değil de içim karardı birden.
Sokaklar suskun, rüzgâr küskün,
Adın yankı olur kaldırım taşlarında derinden.
Pamukkale’nin beyazı bile teselli etmez,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!