VAY ALİ’M
Güzeller geçiyor, gözünden.
Vaktin geçmiş, allı yüzünden.
Umut bitmiş, belli, sözünden.
Ne hallere düştün, vay Ali’m vay.
Bu gün, Tomili’yi gördüm, düşümde,
Yanıma yatmıştı, döşü döşümde,
Bir eli dolanıyordu, peşimde,
Tomili, Tomili, tom tom, Tomili.
Koynu, burcu burcu, misler kokuyor.
Belli değil mi? göğsümden, yüzümden.
Hala anlamadın mı? Beni, sözümden.
Türk’üm deyince, yaş gelir gözümden
Bu yaşlar; Türklüğün gurur yaşıdır.
Unutma, Atatürk gibi ata’nı.
Ben de yaşayan, bir can’dım.
Her dediğim, olur sandım.
Dünya cilve’sine, kandım.
Bitti, bütün umut’larım.
Bekledim, gelmedi varım.
SEHER SENDE
Nerelerdesin, sevdiğim.
Bahar sende, güneş sende,
Karanlıktandır, evdiğim.
Seher sende, sabah sende,
Şu Para
Hele dostlarım, bir düşünün bizi.
Özde kalmadı, adaletin izi.
Eskiden adalet, hak kura idi.
Şimdi adalet, kara para oldu.
Siz, gizli bir yol’da, nesiniz.
Tatlı geliyor, şu ses’iniz.
Sıcak oluyor, nefes’iniz.
Çözülmeyen, bilmecesiniz.
İstersiniz, mutlu olmayı.
Çukur ova, çıkar yaylaya,
Hasret kalmış, soğuk bir suya.
Hiç mi yok, sende namus, hayâ,
Adın Ahmet, din’in Muhammet,
Tersten akar, halbur suyu,
Günün gelince, doğarsın anandan.
Tarihin akışı böyledir, işte.
Kız isen sultan, erkeksen hanedan.
Tarihin akışı böyledir, işte.
Uzun mu, kısa mı bilemem.
Bu yollarda, asla gülemem.
Vaktim gelmeyince, ölemem.
Bu yollar, böyle nasıl yollar.
Cahil; cahil, âlim de, cahil.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!