Zalim gazabı, beni buldu,
Şu genç yaşımda, yüzüm soldu.
Tüm bedenime, hüzün doldu.
Benim kanıma girdin, zalim.
Muhtacım, tek bir tatlı söze.
Akılbali olduktan beri.
Sözüm, özüm, yüzüm gülmedi.
Âşık oldukça, döktüm ter’i.
Sözüm, özüm, yüzüm gülmedi.
Geçim yükü, Bindi başıma.
Ne geçmişi, ne geleceği,
Şimdi, düşünmüyorum artık.
Ne doğanı, ne öleceği,
Şimdi, düşünmüyorum artık.
Boş vermişim, böyle hayatı.
Ne kendir dinlersin, ne de zincir.
Dur be nefis, dur artık yerinde.
Sen kükredikçe, her yanım incir.
Dur be nefis, dur artık yerinde.
Bedenimi, peşinden koşturun.
Yağmur; Sicim gibi akıyordu.
Havadan; Şimşekler çakıyordu.
Sevdası da, beni yakıyordu.
Düştüm, düştüm, düştüm düşemedim.
Sol ayağım, yerlerde hovarda.
Eğer, seni ele verseler,
Sevenler de, demir’i deler.
Sen olmazsan, ak yüzüm solar.
Sönük kalbimi, yakma yâr’im.
Sofiler saf’larına durdu.
Bir babam var, muska yazan hoca.
Bilmem, niçin gitti geldi, Hac’a.
Doğru tütmez, gönlündeki baca.
Babaya doydum, elhamdülillah.
Ayrı ayrı, iki kadın aldım.
Hemi evli, hemde bekârım. Böyle evlilikten, bıkarım.
Sohbet edenlere, bakarım.
Dinlerim ama asla duymam.
Çekilin, şu başımdan derim.
Bir türlü, bitmiyor kederim.
Nasıl aldandım da, evlendim.
Zorla, yonta yonta yivlendim.
Bir şey varmış gibi, mimlendim.
Avrat bekâr, ben de bekârım.
Hiçbir zaman, çocuklaşmadık.
Eski Ev
Fevzi paşa, Maraş’ta bir mahalle,
Tarihi ev, orda yemiş bir sille.
Bir kapısı kalmış, bozuk bil dille.
Gel de, dertleşelim, tarih senle.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!