Kırk yıl, onun peşinden koştum.
Çekip gitti, gangıllı hoca’m.
Hoca’m coştukça, bende coştum.
Çekip gitti, gangıllı hoca’m.
Yıllarca bana, güven verdi.
Gardaş İdik
Cırcırlar durmaz, çalardı saz.
Neşe kaynağımızdı, tüm yaz.
Hep üzülürdük, gelirse güz.
Beraber, ne gün geçirdik biz.
Düşmanlar, göz dikmişti, bu ülke’ye.
Ders vermek için, gitmiştin cephe’ye.
Gününü gösterdin mi, kefere’ye.
Cepheden, bize bir haber ver, gazim.
Güzel anan, senin yol’unu bekler.
Taze gönlüm, cıvıl, cıvıl öterdi.
Yanak’larımda al, gül’ler biterdi.
Sıcak nefes’im, bir başka tüterdi.
Benim vaktim, gayrı geçti be gülüm.
Delikanlı kalbim, hızlı atardı.
Deli gönlüm, sana vuruldu.
Gülecektin, gülmedin hani.
Bakmaktan, gözlerim yoruldu.
Gelecektin, gelmedin hani.
Kötü günlerimde, yanımda,
Düzen kurmak, kolay mı sanırsın.
Gel vazgeç, şu kuru inadından.
Bir gün gelir, sen de yanarsın.
Gel vazgeç, şu kuru inadından.
Senin için, ne hayaller kurdum.
GELİN BOYALI
Andırın-Çukurova, arası,
Kapanmıyor, gönlümün yarası.
Böyle çıktı, kaderin kurası.
Damat jöleli, gelin boyalı.
Çukurova, güzel’lerin yuva’sı,
Yayla’lardan gelir, temiz hava’sı.
Boş kaynamaz, ocaktaki tava’sı.
Yayla’ya kış geldi, gelin güzel’ler.
Çadır direk’lerini, tezce sökün.
Bembeyaz, saf, lekesiz bir gelinlik,
Layık ol, bu gelinliğe, gelinlik.
Senin için biçildi, bu gelinlik.
Layık ol, bu gelinliğe, gelinlik.
Gelinlik içinde, yanar gelinlik.
Bu halimle, düştüm peşine.
Senin ardından, geliyorum.
Götür seninle, tut el’imden.
Yoksa, burda kalıyorum.
Böyle nereye, giden yalınız,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!