Dil’imizden çıkar, tüm ses’ler.
Dudağımız, ağız’ı süsler.
Boğazımız, bedeni besler.
Kul’un kaygısı, dokuz delik.
Burnumuz, bize hava alır.
DOMUZ GRİBİ
Kul üretti, bir mikrop çıktı.
Bunun adı, domuz gribi.
İnsanların, canını yaktı.
Bunun adı, domuz gribi.
Atalar demiş, olan bütün sözü,
Dul kızın da, asla utanmaz yüzü.
İlk öpücükte kalır, kalbi, Özü.
Başkasına avrat olmaz, dul avrat.
Seni çok seviyorum, diye söyler.
Bir köy evinde, dağ başında,
Bende; mutlu bir çocuk olsam,
Yedi, sekiz, dokuz yaşında.
Bende; mutlu bir çocuk olsam,
Güneşli, bir bahar gününde,
Coştun coştun, dindin beden.
Ne hallere düştün, beden.
Kor ateştin, söndün beden.
Ne hallere düştün, beden.
Çiçek açtın, bahar oldun.
Seninle, yola gidemezdik.
Oturup, sohbet edemezdik.
Kendimizi, boşuna üzdük.
Seviyorsan, diken gül olur.
Gönderirmişsin, selamını,
Sevdiğimi, kuldan saklamam.
Gıybet edip, günah yüklemem.
Çirkinden, güzel söz beklemem.
Bana, cilveli diller gerek.
Gördüğüme, gel beri demem.
Sevdalısın, biliyorum,
Dayan yüreğim, sen dayan.
Senin ile ölüyorum.
Dayan yüreğim, sen dayan.
Bu, karşılıksız bir sevda,
Yiyenim dedi bana.
Dayı dedim ben ona.
Dayı değil bir zina.
Dayı dedim dayadı.
Cemali şeytan gibi,
Göklerimizin, güneş’isin.
Şehitlerimizin, eş’isin.
Yavrularımızın, düş’üsün.
Dalgalan sen, şanlı Bayrağım.
Köpek’ler, kudurup, çıldırdı.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!